Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Acemi berberin elinden sağ salim kurtulmak

RAHMİ Koç, yaşamı boyunca sorumluluk taşımanın insanları nasıl yorduğunu şöyle anlatıyor:

"Sahillerde bir tişört, bir mayoyla yatıp kalkan insanlar var. Dünya umurlarında değil. Onlara imreniyorum."

Sonra ünlü işadamı Henry Ford’dan bir örnek veriyor.

Ford’a "Hayatta en çok neyi özlüyorsunuz?" diye sormuşlar, "Kapıyı kendim açmayı" demiş.

Demek ki Ford yağcılardan usanmış, ayrıca normal insanların yaptığı işleri yapmayı özlemiş.

Bu anekdotları gazetelerde okuyunca Abdi İpekçi’nin zaman zaman yakınmalarını anımsadım.

Ünlü gazeteci, meslekte katı ve ciddi yazılar yazmaktan aslında hiç hoşlanmadığını söylerdi.

"Röportaj yapanlara, dilediği konuyu yazanlara imreniyorum" derdi.

Zaten insan denen varlık, hep yapamadıklarına özlem duyar.

Yaşamı protokol kuralları içinde geçen bir bürokrat, emekli olduktan sonra bir gün otomobilini bakıma götürmüş.

Giderken bir şişe viski, biraz kuruyemiş ve mezemsi şeyler almış.

Otomobiline bakım yapılırken, tamirhanenin çalışanlarıyla bir kenara kurulan çilingir sofrasında onlarla birlikte demlenmiş.

Akşam bana, "Hayatımda hep yapmak istediğim ama bir türlü yapamadığımı yaptım bugün. Ne güzel şeymiş normal insan gibi yaşayabilmek" demişti.

* * *

Mutlu olmasını becerebilen insanlar, aslında daha kolay mutlu oluyorlar galiba.

Güney’de deniz kenarı kasabalarından birinde tatil yapan bir Amerikalı, oturduğu kafedeki sandalyeleri çok beğenmiş.

Hiç görmediği bu modeli kimin yaptığını merak edip sormuş.

"Cemal Usta yapar bunları. Bizim kasabalıdır. Atölyesi hemen şurada deniz kıyısındadır" demişler.

Kalkmış gitmiş. Bakmış küçük bir atölye, önündeki çimenlikte de bir adam uzanmış denizi seyrediyor.

Adama Cemal Usta’yı sormuş. Adam "Benim" demiş.

"Bu sandalyeleri sen mi yapıyorsun?"

"Evet..."

"Çok güzel... Atölyeni büyütüp daha çok üretmeyi niye düşünmüyorsun?"

"Bu bana yetiyor. Daha çok üretip ne yapacağım?"

"Bütün dünyaya satarsın, daha çok para kazanırsın."

"Daha çok para kazanıp ne yapacağım?"

"Ne yapacaksın... Yan gelip yatarsın..."

Cemal Usta gülmüş:

"Peki, ben şimdi ne yapıyorum?"

* * *

Adam berbere gitmiş. Berber, adamın suratını sabunlayıp tıraşa başlamış.

Ama daha usturayı ilk vuruşunda adamın suratını kesmiş. Ama aldırmayıp tıraşa devam etmiş. Bir yandan da adamı lafa tutmuş.

"Kaç kardeşsiniz?" diye sormuş.

Adam suratı kanlar içinde yanıt vermiş:

"Üç kardeşiz... Eğer bu koltuktan sağ salim kalkarsam tabii. Yoksa iki kardeş kalacağız."

Halkın hali de acemi berberin eline düşen adam gibi.

Bakalım bu acemi hükümetin elinden sağ salim kurtulabilecek miyiz?
X