"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Acaba o insanlar ne hissetmiştir

<B>MERAK </B>ediyorum. Eşi veya kız kardeşi bir cani tarafından tecavüz edilerek öldürülen bir insan, Anayasa Mahkemesi'nin dünkü kararından sonra ne hissetmiştir?

Allah bugüne kadar bana böyle bir acı vermedi.

İnşallah hiçbir zaman da vermez.

Ama ben başka bir duyguyu tattım.

O AN

Eşim bir gece yarısı evimin salonunda bir hırsızla karşı karşıya geldi.

O anı, onun yaşadığı duyguyu biliyorum.

Devlet bunların ikisini de affetti.

Yani bir kadına, genç kıza tecavüz edip, sonra öldüren caniyi affetti.

Evlerimize giren hırsızları da affetti.

Ama aynı devlet, kendi evine giren hırsızı affetmiyor.

Elinde silahla bankayı girip soyanı affediyor, elinde silah olmadan bankayı boşaltanı ise affetmiyor.

Evet yeniden soruyorum.

Anayasa Mahkemesi'nin dünkü kararından sonra eşi, çoluğu çocuğu, kardeşi hunharca katledilmiş insanlar, evi soyulmuş insanlar ne hissetmiştir?

Demek ki benim, vatandaşın canı ve malı, devletin malından daha kıymetsizmiş.

Katile karşı, vatandaşın malına göz diken hırsıza karşı alicenap olabilen bu devlet, kendi malı söz konusu olduğu zaman affetme duygusunu kaybediyormuş.

Af çıkmadan önce iki yazı yazdım.

Affın yaratacağı adaletsizliğe dikkati çektim.

Vatandaşın malının ve canının, en az devletin malı kadar kıymetli olduğunu, olması gerektiğini belirtmiştim.

Onun için de ‘‘Bu af kanununu çıkarmayın, çünkü af yoluyla adaletsizlik yaratacaksınız’’ demiştim.

AF ADALETSİZLİĞİ

Bazıları bana ‘‘Hortumcuların da mı affını istiyorsun’’ demişti.

Hayır, asla...

Ben bu affın çıkmamasını istiyordum.

Çünkü bu af kanunu çıktığında, eğer hukuk varsa, eğer Anayasa'nın eşitlik maddesi varsa, bunun öteki suçlara da yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyordum.

Dünyada hiçbir güç bana, katili ve evime giren hırsızı affeden devletin, hangi hukuka dayanarak ekonomik suçları affetmediğini izah edemez.

Edemez, çünkü o acıyı yaşayan insanların bunu anlaması mümkün değildir.

Katil dışarda, hortumcu içerde...

Ben diyorum ki, ikisi de içerde olmalıydı.

Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı alırken çok, ama çok zorlandığını hissediyorum.

Geçmişte benzer durumlarda affı ekonomik suçlara da yaygınlaştıran Mahkeme, bu defa kamuoyunun haklı baskısı altındaydı.

O kamuoyu, ‘‘Hortumcular da affedilecek mi’’ diye merakla bekliyordu.

O bakımdan kamuoyu tatmin edilmiş sayılabilir.

Ama elimizi vicdanımıza koyarak şunun cevabını da vermeliyiz:

HANGİ HUKUK

Hukukun temel ilkeleri de aynı ölçüde tatmin edilmiş midir?

Çoluğunu çocuğunu, eşini kardeşini cinayetlerde kaybetmiş insanların ruhlarındaki hüzün de giderilebilmiş midir?

Tekrar hatırlatayım. Tekrar tekrar, bir kere daha hatırlatayım.

Çoluğun çocuğun, annenin, babanın, kardeşin, arkadaşın, sevgilinin, nişanlının katili serbest.

Devletin malına tecavüz eden ise içerde.

Devletin malı, insan hayatından kıymetli...

Bu kıymet ve değer denklemi, acaba hangi modern hukukun hangi kitabında yazılıdır?

Baştan beri diyorum ki, bu affı çıkarmayın.

Çıkarırsanız, af yoluyla adaletsizlik yaratacaksınız.

İşte yarattınız.

ONUN BEDELİ

Türk adaletinin geldiği noktanın hülasası şudur:

Benim canıma kasteden katil, benim evime giren hırsız aftan yararlandı.

O dışarda.

Ama kutsal devletimizin malına kasteden affedilmedi.

Bu af, hepimizin içinde inanılmaz yaralar açmıştır.

Açmaya devam etmektedir.

Anayasa Mahkemesi'ni zor durumda bırakmaktadır.

Eşitliği sağlaması gereken adalet, eşitsizliğin kaynağı haline getirilmiştir.

Bu ülke bu affın acısını daha uzun yıllar çekecektir.

Hortumcular çıkamayacak. Bu çok güzel.

Ama bu gerçek adaletin bedeli, katillerin aramızda dolaşması olmamalıydı.
X