"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

‘Abra kadabra’ işler

BİR okurumuz soruyor:<br><br>“Bir avuç Amerikalı ve onların Türkiye’deki uzantıları, yandaş medyaya servis ettikleri birtakım ‘kâğıt’larla Türkiye’nin gündemini en yüksek seviyeden allak bullak ediyorlar.

* Gerçekten bizi salak yerine koyuyorlar.

* Bu işleri dalga dalga yürütüyorlar. Eleştiriler karşısında da değişik pozisyon değiştiriyorlar. Değişen koşullara değişen ‘kâğıt’lar servis ediyorlar.

Ve bugün itibariyle ‘altın’ değerinde olan ‘ıslak’ imzalı belgeyi normal posta yoluyla gönderebiliyorlar. Akıllara zarar tüm bu işler maalesef hepimizin gündemini istesek de istemesek de meşgul etmekte.


*
Belge dediniz de içeriğinden kimse söz etmiyor?


*
Bu ıslak imzalı olduğu söylenen irtica ile mücadele belgesi... Burada bir tespit yapalım önce... İrtica ile mücadele, TSK’nın anayasal bir görevi değil midir?

Cumhuriyet’e yönelen tehdidin bertaraf edilmesi gerekmiyor mu? Böyle bir belgenin olması niye şaşırtıyor herkesi... Bunun tam tersi doğrudur, böyle bir belgenin olmaması bizi şaşırtırdı. Ne hallere getirildik.

ANAYASA’NIN 72. MADDESİ


*
Toplum ne yazık ki, bunlarla yatıp kalkıyor.


*
Bak daha neler var. ABD ve AKP basit ama önemli bir ‘anayasal yükümlülüğü’ yine atladı. Mahmur kampından ülkeye gelen 28 kişiden askerliğini yapmayanlar, şimdi askerlik ödevini yerine getirmek zorunda... Gelişlerin neden durdurulduğu anlaşılıyor... Bu adamları TSK askere almak zorunda, ironiye bakar mısınız? Bunu da DTP Genel Başkanı Ahmet Türk dün fark ettiklerini, bir yasa ile buna geçici bir çözüm bulunması gerektiğini söylüyor. Gel de gülme.


*
Yani Anayasa’nın ‘Vatan Hizmeti’ başlıklı 72. maddeyi söylemek istiyorsunuz.


*
Evet... Okuyalım da ne olduğu anlaşılsın:

“Madde 72 - Vatan hizmeti, her Türk’ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetler’de veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.”

Yeri gelmişken yine hatırlatalım. ‘Tezkere’ de ‘nitelikli çoğunluğa’ takılmıştı. Zamanın Başbakanı Abdullah Gül memmuniyetle TV’lerden “Tezkere geçti” açıklaması yapmıştı. 15 dakika sonra geçmediği anlaşıldı. Bugün bile takiye yaparcasına tezkerenin geçmesini zaten istememiştik diyebiliyor bazıları. Oysa ki işin gerçeği ABD ve AKP’nin hukukçularının, bu önemli anayasal hükmü atlamışlardı. Aynen, ‘vatana hizmet’ yükümlülüğünde olduğu gibi...

TELEFON KONUŞMALARI VE TUTUKLAMALAR


*
Bir başka olay, yeniden gazeteciler tutuklanmaya başlandı.


*
Olayı hatırlatmamız lazım... Başbakan Erdoğan,Rauf Denktaş’ın işinin bitirilmesi’ için dönemin KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat’la telefon görüşmesini ve Ramsey’in patronu Remzi Gür’den kızı için para istemesine dair telefon kayıtlarını yayınladıkları gerekçesiyle Savcı Zekeriya Öz tarafından ifadeleri alınan Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya, ‘Ergenekon Terör Örgütü’ üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanıyorlar. Umarız ellerinde ciddi, makul şüphe ve deliller vardır.


*
Bazen durup dururken bile herkesin başına bir şey gelebiliyor.


*
Evet, Cumhuriyet’in başına gelenler... İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Erol Manisalı neden bu dava kapsamına sokuldular. Bunun hâlâ cevabını verebilen yok.


Sadece bu isimler değil; aydınlar, gazeteci ve yazarlar, öğretim üyeleri, emekli ve muvazzaf askerler... İş o kadar açık ki; demek ki Kürt açılımı başlatılacağı için bu isimler içeri alınıyorlar. Bu isimlerin hepsi Cumhuriyetçi ve ulusalcı isimler; hâlâ neden bu davaya bulaştırıldıklarını anlayamıyorlar. Buna karşı AKP karşıtı herkesin özel hayatların gizliliğini ihlal eden telefon ve ortam dinlemeleri yıllardır yayınlanmıyor mu?

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK RANTI: GALATAPORT


*
Bir şeyi de gözden kaçırmayın... Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’in “Galataport’un Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgun ve imar rantı olduğunu” işaret eden sözlerini...


*
Hükümete ve Başbakan’a karşı ilk kez bu kadar ağır bir açıklama yapıyor. Neden?

Başbakan’ın geçenlerde söylediği “Galataport’u engelleyenleri tarihe havale ediyorum” sözleri üzerine tepki gösteriyor Şener... Galataport ihalesinin bir rant projesi olduğunu söylüyor. Ve “Ben bu projeyi imzalamadım, iade ettim. Başbakan, bildiğiniz gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmıştır. Rant işini de çok iyi bilir. Galataport hadidesi, Cumhuriyet tarihinin en büyük imar rantını ifade eden bir hadiseydi ve Galataport’u ben engelledim. Yaptığım işten gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Bugün önüme gelse yine aynı şeyi yaparım, aynı engellemeyi yaparım” diyor... Başbakan’a da, İsrailli işadamı Sami Ofer’le ilgili olarak “Kaç kez görüştünüz. Otelin (Bilkent) erzak kapısından onu içeri aldınız mı? Ne taahhütlerde bulundunuz. 4 yıl aradan sonra bugün Galataport’u konuşma ihtiyacını niye hissetti?” diye soruyor...

 

Deniz Feneri akla gelmedi mi

 

GEÇEN pazar günü önce TRT 1’de Türkiye’nin en yaman gazetecileri Başbakan’ı soru yağmuruna tutarak adeta bunalttılar. Ama nedense bu yaman gazetecilerin aklına Deniz Feneri’ni, seçim barajını, milletvekili dokunulmazlığını, Başbakan’ın çocuklarına
burs vererek onların Amerika’da okumalarını sağlayan Remzi Gür ile Başbakan arasında yapılan gizli telefon görüşmesini sormak gelmedi. Yalnızca çanak sorular sorarak partisinin ve kendisinin propagandasını yapmasını sağladılar. Bravo onlara...  
A.G.

 

Biat ve icazet

 

İSTANBUL Ticaret Üniversitesi’nde “Genelkurmay Başkanı’nı Özal olsa görevden alır, hatta o başkan bunu TV’den öğrenir” diyen bu sözde öğretim görevlisinin bağlantıları nedir diye baktım. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde araştırdığımda adı ‘Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce’ adlı kitapta ‘İrtica nedir?’, ‘28 Şubat ve İslamcılar’ gibi başlıkların yazarı ve genelde de Nurculuk ve Bediüzzaman üzerine konuların işlendiği kitapta yazar olduğunu gördüm.

Bir bilim adamı ki, kanıt ve somut deliller olmadan bilimin olmayacağını bilmesi gerekir... Bu mudur bilim adamlığı, tarafsızlığı?

Biat-icazet kültüründen gelenlerin yapacağı bilim bu kadar olur? “Neden ilk 500 üniversite içinde Türk üniversiteleri yok?” sorusunu sormaya gerek yok, zira bu kafalarla değil ilk 500 ilk 1000’e bile giremeyiz.                  

Okan ÖZTÜRK

 

BİLİYOR MUSUNUZ

 

* TBMM Adalet Komisyonu üyesi Turgut Dibek’in, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e “Silivri Cezaevi’nde devam eden yargılamalar nedeniyle haklarında yüzlerce şikâyet bulunan Cumhuriyet savcıları ve yargıçlar hakkında soruşturma izni dahi vermeyen Adalet Bakanlığı; hukukun üstünlüğünü ve yargının bağımsızlığını güçlendirmek için mi Osman Kaçmaz ile Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun ihracını talep etmiştir. Yargıç Osman Kaçmaz, Gül ve Erdoğan hakkında verdiği yargılanma kararları nedeniyle mi ihraç edilmek istenmektedir?” diye sorduğunu...

X