Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Abonene ebe

    Hürriyet Haber
    16.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme: 16.12.2001 - 00:01

    Kendi halinde, aklı başında bir Atina muhabirini bile şovmen yapıp haber hokkabazına çeviren, seyircisinden reklamverenine kadar eğitimsiz toplum kesimleri, korkum odur ki gözlerini bu kez de İnternet'e diktiler.Evet ne diyorduk? Geçtiğimiz hafta, iliklerimize kadar işleyen saygısızlık huyumuzdan yola çıkmış, lafı Türkçe İnternet içeriğindeki banalleşme tehlikesine kadar getirmiştik. Bu arada İnternet sektörümüzde geçtiğimiz hafta yaşanan bir gelişme de, muhabbetimizin konusuna cuk oturur bir salvo savurdu. İxir abonelerinin Superonline tarafından satın alınmasının, Türkçe içerikle olan alakasına maydanozu az sonra doğrayacağım. Ama gaza önce geçtiğimiz hafta kaldığımız yerden basalım.Türk televizyonculuğundaki banalleşmenin nedenlerini herkes birbirine atıyor ama bu banalleşmenin varsa, tek ama tek bir sorumlusu var, o da reklam verenden başkası değil. Televizyonlar Hilal-i Ahmer Cemiyeti değil ve yayın yapabilmek için para kazanmak zorundalar. Tek gelir kaynakları ise reklam. Reklamın hangi program arasına verileceğine ise ne yayıncılar, ne reklamcılar, ne de reyting ve araştırma kuruluşları karar veriyor. Tek karar verici var, o da reklam veren. Ve yayınlardaki banalleşmeden en çok şikayet edenlerden biri olan reklam verenler de, hangi program arasına ne kadar reklam vereceğine, tek bir ölçüye, izlenme oranı ve izlenme payına bakarak karar veriyor.Şimdi reklam ve erişilen kitle ilişkisinin, İnternet'te de aynı şekilde işlediğini düşünelim. Türk İnternet kullanıcılarının sayısının, pazarlama iletişimi açısından kritik kitle olarak kabul edilen 3 milyon kişiyi aştığı nokta, aynı zamanda elit kullanıcıların oranının giderek azınlıkta kalmaya başladığı nokta olacaktır. Bu noktadan itibaren, eğer reklamveren, konvansiyonel medyadaki reklam verme alışkanlığını sürdürürse, televizyon yayıncılığı tarihimizdekine benzer bir banalleşme sürecinin İnternet yayıncılığında da yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Aynı televizyonculuk tarihimizde olduğu gibi, içerik sağlayıcılar önceleri kaliteli Türkçe içeriğe öncelik verecekler, ancak zamanla banal içeriğin daha çok ziyaretçi çektiği görülecek ve reklam verenlerin bu banalliğe daha fazla reklam verdiği acı gerçeği ortaya çıkınca, Türkçe İnternet içeriğinin büyük bir bölümü hızla banalleşme yoluna sapacaktır. Bu acı gidişatın belirtileri şimdiden mevcuttur. Dedikodu haberciliğini, ucuz numaralarla birleştiren sözümona haber siteleri, kimi cahil kullanıcılarımızca bağımsız medyanın öncüsü sanılmaya başlanmıştır bile...Gidişat pek umut verici gözükmese de, çıkmaz bir sokağa saptığımız da söylenemez şimdilik. Çare yine İnternet'in kendi içinde, kendine has özelliklerinde saklı. Herşeyden önce reklam veren İnternet'te, çok daha çeşitli ölçümleme seçeneklerine sahip. Yine İnternet sayesinde hedef kitlesine, çok daha isabetli erişme şansı var. Elektronik Müşteri İlişkileri Yönetimi teknolojilerindeki gelişmeler, kişisel reklamcılığı hayal olmaktan hızla çıkartıyor.İşte İxir abonelerinin Superonline tarafından satın alınması haberinin, Türkçe içeriğin geleceğiyle ilgili bağlantısı tam bu noktada devreye giriyor. Türk İnternet yatırımcıları bugüne kadar varsa yoksa erişime yatırım yaptılar, İnternet erişimi sağladıkları abonelerin sayısını artırmaya çalıştılar.Halbuki erişim abonesi sayısının tek başına değeri koca bir sıfırdır. Teknolojideki gelişmelere paralel olarak, çok yakın bir gelecekte artık kimse İnternet'e telefon üzerinden (bir başka deyişle günümüz İnternet Erişim Sağlayıcıları'nın üzerinden) bağlanmayacak. Ve stratejilerini kitleleri kendine çekmeye, kişisel bilgilerini verdirtecek kadar kaliteli içerik sunmaya, bu sayede reklamveren için çok değerli veritabanları yaratmaya yönlendirmeyen İnternet şirketleri, neredeyse bir gecede yok olacaklar.İşte bu yüzden ne bir başka erişim sağlayıcının abonelerini satın almak, ne de artık içeriğe yatırım yapacağım diyerek kendi abonelerini satmak marifetten sayılmamalıdır.yurtsan@hurriyet.com.trKrizin keyfini çıkartanlarGenç girişimcilerin eseri iki Türk şirketi Turkticaret.net ve Mobilera, dünya standartlarını zorluyorTürkiye'de faaliyet gösteren yabancı kaynaklı bilişim şirketleri küçüledursun, genç Türk girişimciler kriz filan dinlemeden çok başarılı projelere imza atıyorlar. Ne Türkiye'deki, ne dünyadaki krizi dinleyen bu başarılı girişimcilerimiz krize rağmen büyümeye devam ediyorlar. Turkticaret.net ve Mobilera göğsümüzü kabartan başarılı genç şirketlerden yanlızca ikisi.Turkticaret.net Murat Yanıklar ve Sait Tosun'un eseri. Murat Tosun İnternet'le ilgili bir şirket kurma fikrini üniversiteden mezun olur olmaz, o dönemde özel bir şirketin genel müdürlüğünü yapan Sait Tosun'a açmış. Yanıklar'ın genç vizyonu ve Tosun'un iş dünyası deneyimi BursaNet'i doğurmuş. Bu başarılı ortaklığın jön çocuğu Turkticaret.net ise 2000 yılının ocak ayında doğmuş. Kısa sürede 20 bin küçük ve orta ölçekli işletmeyi bünyesine katan Turkticaret.net, Türkiye'nin ilk İ6İ (İş altı iş, B2B) İnternet ana kapısı. Son aylarda Garanti Bankası ve Hewlett Packard'la yaptığı iş birlikleriyle de dikkat çeken Bursa kökenli şirketin sitesi, İnternet yayıncılığı ilkeleri açısından da çok başarılı bir izlenim bırakıyor. Kullanım kolaylığı açısından pekçok tanınmış yabancı İ6İ sitesini geride bırakan bilgi mimarisi, üye şirketlerin ticaretini kolaylaştırıcı sayısız araçla destekleniyor.Mobilera ise beş genç Türk girişimcinin ortak eseri. Selçuk Kumbasar, Erhan Öztürk, Numan Akpınar, Arda Kertmelioğlu ve Ferda Kertmelioğlu daha önce ayrı ortaklıklarla sahip oldukları Caretta ve GPM firmalarının gücünü birleştirerek kurmuşlar Mobilera'yı. Henüz bir aylık bir şirket olan Mobilera'nın hedefi uzun soluklu. Dünya teknoloji pazarını büyük bir hızla önüne takmaya başlayan mobil bilişim fırtınasında söz sahibi bir şirket olmayı hedefleyen Mobilera, yanlızca bu sektöre odaklanan ilk ve tek Türk şirketi olma özelliği taşıyor. Kablosuz teknolojileri önce şirketlerin, ardından da bireylerin yaygın kullanımına sokmayı arzulayan genç şirket, geliştirdiği ürünleri Türk pazarının ardından dünya pazarlarına da sokmayı hedefliyor.http://www.turkticaret.nethttp://www.mobilera.netAkıllı evin öncü mimarıSizlerden gelen önerileri dikkate alarak, tamamen kendi subjektif değerlendirmelerimle seçtiğim Egzantrik Öncüler Kulübü listesine eklenmeye hak kazanan beş yeni üye ve Haftanın Egzantrik Öncüsü şöyle:Rauf Denktaş, Mimar Sinan, İshak Alaton, Üzeyir Garih, Orhan Veli Kanık.Haftanın Egzantrik Öncüsü: 1981 yılında Türkiye'de böyle bir ihtiyaç var deyip, ilk bilgisayar fuarını açtığında Türkiye'deki bilgisaşyar şirketlerinin sayısı iki elin parmağını ancak geçiyordu. Odakule'nin altında, küçük bir banka şubesinde yapılan ilk Compex fuarına altı firma katıldı. Bugün Compex, son kullanıcıya yönelik bilişim fuarı denildiğinde ilk akla gelen fuar olarak 600'ü aşkın yerli ve yabancı firmayı ağırlıyor. Compex fuarlarıyla önemli bir trendi yakalayan egzantrik öncümüz, Şubat ayında başlayacak olan Compex fuarı için de yine süper bir trend yakaladı. Fuar alanına akıllı bir ev kuracak olan Rönesans Fuarcılık AŞ Başkanı H. İsmet Özel, bu girişimiyle Haftanın Egzantrik Öncüsü olmaya fazlasıyla hak kazandı. Adaylarınızı ve aday gösterme gerekçenizi yurtsan@hurriyet.com.tr adresine bekliyorum.Cepte var 1000 şarkıTaşınabilir kasetçalarların pabucunu dama atan mini MP3 çalarlar farklı biçim ve teknik özelliklere sahip modelleriyle podyuma çıkmaya devam ediyor. Kasetin hantal ve biçimsiz formuna esir olmadıkları için çok farklı tasarımlarla görücüye çıkan modeller, teknik özellikleriyle de birbirlerine fark atmaya çalışıyorlar. Apple'ın Türkiye'de de piyasaya sürülen yeni MP3 çaları iPod, 1000 şarkılık kapasitesi ve şık tasarımıyla öne çıkmaya çalışıyor. 185 gram hafifliğinde ve gömlek cebine sığacak küçüklükte olan Apple iPod, 10 saate kadar kesintisiz müzik dinleme olanağı sunuyor.http://www.bilkom.com.tr/donanim/ipod/ipod.htmlSepette var 15000 yemekYemeksepeti.com Türk girişimcilerin eseri bir başka başarılı proje. Tod Francis'in ''Eğer müşteriniz köşebaşından alabildiği ürünü, sizin aracılığınızla üç gün sonra ve gönderim masrafını da ödeyerek alıyorsa, iş modeliniz hiçbir şeyi geliştirmiyor demektir'' sözünü kendine düstur edinen yemeksepeti.com yüzlerce restoranı kapınıza getiriyor. Şimdilik İstanbul, İzmir ve Ankaralılara hizmet veren siteden, istediğiniz restoranın mönüsünden seçim yapıp, sipariş verebiliyorsunuz. Ödemeyi kapıda yaptığınız sistemde, teslimat ücreti ödemediğiniz gibi, kimi restoranlardan İnternet'ten siparişe özel indirimler de alabiliyorsunuz. Mutlaka deneyin derim.http://www.yemeksepeti.com
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı