Gündem Haberleri

    AB'nin yeni başkanı krizi yönetebilmeli

    Wolfgang Münchau
    09.11.2009 - 15:36 | Son Güncelleme:

    Wolfgang Münchau, Financial Times’ta “How to pick a new leader for Europe” başlığıyla kaleme aldığı makalesinde, Lizbon Anlaşması’nın onayının ardından, Avrupa Konseyi’nin başkanını seçme sürecinin hız kazandığına dikkat çekerken, başkanlık için yeni bir aday belirlemek yerine, başkanın karşısına çıkacak önemli sorunlara odaklanmanın başkanı belirlemede etkili olacağına dikkat çekti.

    Avrupa Konseyi Başkanının karşısına çıkacak sorunlara odaklanmasının öncelik olması gerektiğine vurgu yapılan yazıda, en önemli önceliğin AB’nin en büyük eksikliklerinden biri olan kriz yönetimi soruna çözüm bulmak olduğuna dikkat çekildi.

     

    Geçtiğimiz yıl bütün kıtayı sarsan krizin bütün aşamalarında Birliğin eksik kaldığına dikkat çekilen yazıda, Avrupa Komisyonu’nun özellikle Lehman Brothers’ın çöküşünden sonra çoğunlukla ortalarda görünmediği belirtildi.

     

    KRİZİ YÖNETMEDE BAŞARISIZ OLDU

    Krizin kıtada etkisini hissettirmeye başladığı zamanlarda, Avrupa Birliği’nin koordineli bir cevap vermesine yardımcı olacak kurumsal bir temeli olmadığından, cevap vermede geç kaldığına değinilen makalede, bu gecikmenin Avrupa’nın iç pazarına ve en nihayetinde Avrupa’nın küresel kamuoyundaki ününe zarar verdiği belirtildi.

     

    Ortaya çıkarılan ekonomiyi canlandırma paketinin küçümsemeyecek kadar büyük olsa da geçici olmaktan çok yapısal olduğunun altı çizilen makalede, canlandırma paketinin kötü bir şekilde koordine edildiğine ve çıkış stratejileri geliştirme konusunda ortak bir yönetim anlayışının benimsenemediğine dikkat çekildi.

     

    BAŞKANLIK KRİTERLERİ

    Makalede AB başkanı seçiminde adaylarda aranacak en önemli kriterler, krizi önceden görmek, AB düzeyinde atılması gereken adımlara karar vermek ve konsey toplantılarına yol gösterebilecek detaylı hazırlıklar yapmak, uzlaşma olasılıklarını seslendirmek ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ve fransa Cumhurbaşkanı Nicolas sarkozy gibi isimlerle ortak hareket edebilmek olarak sıralandı.

     

    Kıtadaki sistemin en önemli ikinci sorununun odaklanma stratejisi yaratmak olduğuna dikkat çekilen makalede, altı ayda bir yenilenen Avrupa Konseyi’nin başına geçen her ismin hızlı projeler başlattığına ancak öne sürülen politikaları kısa vadeli etkinin ötesine taşıyacak stratejik yönlendirmelerin eksik olduğu belirtildi. AB’nin Uluslararası Para Fonu gibi organlarda daha fazla temsil edilmesi gibi bir durumda, konsey başkanının önemli bir rol oynaması gerektiğine değinildi.

    Makalede yeni başkanın çözmesi gereken üçüncü büyük sorunun, Konsey’in hem kıta içinde hem de uluslararası platformlarda zayıf bir şekilde temsil edilmesi olarak belirtildi..

     

    Münchau, makalesinin sonunda, Avrupa Birliği’nin diplomatik çekim gücünü artırmak için bütün dünya tarafından bilinen bir ismin Avrupa Konseyi başkanı olması gerektiği tartışmasının, henüz seçilmeyen başkanın ortak bir dış politikanın yokluğunda yapabileceklerini abarttığına dikkat çekti.

     

    Münchau makalesinin sonunda şu ifadelere yer verdi: “Lizbon anlaşmasıyla ortak bir diplomatik servis kurulurken ve yeni başkana çok daha uyumlu ve etkin bir dış politika liderliği görevi yüklendi. Konsey elbette AB’nin dış politikasında yeni başkanının sözlerine dikkat edecektir ancak bu yeni başkanın AB’nin baş diplomatı gibi hareket edeceği anlamına gelmez.”

     

    Aday olarak gösterilen bütün isimlere şüpheyle yaklaştığını dile getiren Münchau, yazısında bahsettiği kriterlere uygun bir adayın olmadığını dile getirdi.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı