Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Abdullah Gül meğerse artık siyasetçi değilmiş

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Avrupa Konseyi’ni ziyareti ertesinde Strasbourg’dan ayrılırken, gazeteciler kendisine “Referandumdan sonra yeniden bir cumhurbaşkanı seçilmesi durumu ortaya çıkarsa siz de aday olacak mısınız?” diye sormuşlar.

Gül şu cevabı vermiş:

- Ben siyasetçi değilim artık, bütün bu anayasa değişiklikleri siyasetin bir konusu. Nasıl karar verilirse verilsin bu konularda ben çok rahatım.

Sayın Gül’ün “Ben siyasetçi değilim artık” demesi, tartışılması gereken biryorumu yansıtıyor. Bu söylem hiç tartışılmadan doğru olarak kabul edilirse, cumhurbaşkanlığının siyasi bir makam olmadığını da kabul etmemiz gerekmez mi?

 

Sorumsuz yetkili olmak

 

Aslında tabii ki bu böyle değildir. Cumhurbaşkanları siyaset mesleğinden gelmeseler bile, Çankaya’ya çıktıkları andan itibaren siyasetçi olmuşlardır. Siyaset mesleğinden gelenler ise, “sorumsuz ama yetkili” siyasetçi olmanın lezzetini yaşamaya başlamışlardır.

Örneğin yıllarca başbakanlık yapan ve yaptıklarından ötürü aferin almak yerine yapamadıklarından ötürü sürekli eleştirilen Süleyman Demirel, cumhurbaşkanı olur olmaz başbakanlara “Enflasyonu düşürün”, “Bütçeyi denkleştirin”, “Eğitime önem verin”benzeri talimat listeleri göndermeye başlamıştır.

28 Şubat post-modern darbesinde ise, Çankaya’da siyasetin en derinini yapmıştır.

 

Korutürk’ün itirafı

 

Bir döneme kadar cumhurbaşkanları hep asker kökenlilerden seçildiği için, halk arasında askeri rütbeler şöyle sıralanırdı.

- Tuğgeneral, tümgeneral, korgeneral, orgeneral, cumgeneral…

Ancak asker kökenliler de Çankaya’ya çıkınca siyasetçi olmuşlardır hemen.

Bazıları cumhurbaşkanı olmanın siyasette ne tür bir güç kazandırdığını tam anlayamamışlardır.

Örneğin Demirel-Ecevit zıtlaşması ile geçen 1970’lerin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e “Neden ağırlık koymuyorsunuz?” denildiğinde, kendisinin Atatürk ve İnönü ile karıştırılmaması gerektiğini söyler ve “Onların arkasında Kurtuluş Savaşı zaferinin ağırlığı vardı” derdi.

Asker kökenli cumhurbaşkanları arasında en başarılı siyasetçilerden olan Cevdet Sunay ise, kendisi hakkında üretilen fıkralardaki imajının aksine, çok zeki ve mizah duygusu olan bir insandı.

 

Sunay’ın öz eleştirisi

 

Sunay’ın kendisi hakkında kendisinin anlattığı söylenilen bir hikaye de vardı ağızlarda dolaşan.

Sunay binbaşı olunca Oflu hemşerileri devletteki bir işleri için ondan ricada bulunmuşlar. Sunay “Buna gücüm yetmez, devleti kimlerin yönettiğini bilmiyorum” demiş. Sunay general olunca hemşerileri yine devletteki bir işleri için Sunay’a gitmişler. Sunay onlara da aynı cevabı vermiş, “Buna gücüm yetmez, devleti kimlerin yönettiğini bilmiyorum” demiş. Sonunda Sunay cumhurbaşkanı olmuş. Hemşerileri devletteki bir işleri için bu defa da Çankaya’ya gitmişler. Cumhurbaşkanı Sunay onlara da “Buna gücüm yetmez, devleti kimlerin yönettiğini bilmiyorum” diye cevap vermiş.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Ben siyasetçi değilim artık” dedi diye bundan böyle onunsiyaseti Çankaya tribününden seyredeceğini sananlar sadece yanılır.

Cumhurbaşkanları sözde partiler üstü olsalar bile, gerçekte siyasetin içinde ve çoğunlukla da siyasetin altındadırlar.

ŞAKA

Kanal var kanal var…

Medya çalışanları bugünlerde sadece “kanallar”ı konuşuyor.

- Turgay Ciner “Kanal-1”de ne tür hamleler yapacak?

- Tuncay Özkan “Cumhuriyet Kanalı”nın içeriğine neler koyacak?

- “ATV kanalı”nı kim satın alacak?

- “Kanaltürk” gerçekten satıldı mı?

Türk kanallarına karşı duyulan bu ilgiyi herhalde Süveyş ve Panama kanalları kıskanıyorlardır.

Ayağımın altı pekmez, yala yala bitmez…

Önce seçim sonuçlarını yanlış tahmin eden, sonra da Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmaması için kampanya açıp başarısızlığa uğrayan gazete yönetici ve yazarları “Malezya mı oluyoruz?” geyiği ile hatalarını okurlarına unutturmaya çalışırlarken, Fehmi Koru (veya Taha Kıvanç) bunların sinirleriyle oynamaya devam ediyor.

Yeni Şafak’takiköşesinde seçim öncesinde yazdığı “Kim ne derse desin, biz bu maçı alcez” diye biten yazısını hatırlatıp, dünkü yazısını da “Meraklısına not: Ben bundan sonraki maçlar için de aynı şeyi düşünüyorum; biz o maçları da alcez be annem” şeklinde bitirmişti.

Koru’nun bu sinir bozucu yazısına karşı, sinirleri zaten bozuk olanların vereceği cevabı tahmin etmek kolay.

Onlar da “Biz de ortalığı karıştırmaya, tehlike ve tehditleri sıralamaya devam etcez” diyeceklerdir.

X