Gündem Haberleri

    ABD'li astronot: Evrende yaşam olmalı

    Müfit Yılmaz Gökmen
    08.05.2010 - 13:19 | Son Güncelleme:

    ABD’nin en kıdemli kadın astronotlarından, 59 yaşındaki Marsha Ivins Türkiye ziyareti kapsamında İstanbul’a da geldi. Bugüne kadar uzayda 5 uzay yolculuğuna katılan ve uzayda 1,318 saati aşkın görev süresi bulunan Ivins, hurriyet.com.tr ile söyleşisinde uzayda yaşam olup olmadığından, aya gerçekten gidilip gidilmediğine kadar birçok soruya yanıt verdi.

    MARSHA IVINS'IN UZAY GÖREVLERİNDEN FOTOĞRAFLAR

     

    Küçük bir çocukken uzaya gitmek gibi bir hayaliniz var mıydı?

    Ben 10 yaşındayken, astronot Alan Shepard, Mercury programı kapsamında ilk uçuşunu gerçekleştirdi. O andan sonra, yapmak istediğim tek şey uzaya çıkmaktı. Ardından gelen sekiz yıl içinde ne zaman Mercury, Gemini ve Apollo programlarında bir uçuş yapılsa; okula ara verip getirdikleri siyah beyaz televizyonda Ay’a ayak basıldığını izlediğim anlarda, kafamda olan tek şey buydu.

     

    Ay’a ayak basıldığı anda “İşte bunu yapmak istiyorum” diye düşündüm. Görüntüleri izlediğimde 17 yaşındaydım ve 10 yaşında bana gelen istek daha da güçlendi.

     

    Uzaya ilk çıktığınız zaman neler hissettiniz?

     

    Bir nevi, “İnanamıyorum” ve “Gerçekten başardım” demenin ortasında bir şey. Bir astronot olmayı istemek ve astronot olabilmek her zaman bağlantılı şeyler değil. Astronot programına kabul edilebilmek için üç defa başvurdum. O dönemde büyük bir kaza yaşadık <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Fırlatılışından 73 saniye sonra patlayan Challenger Uzay Aracı’ndan bahsediyor). Uçuşlarda her an bir aksaklık olabilir. Ancak ben ilk uçuşumda hiçbir sorun yaşamadım ve kendimi uzayda buldum.

     

    Uzaydan dünyaya ilk baktığınız zaman ne düşündünüz?

     

    Dünya’nın uzaydan çekilmiş olan tüm fotoğraflarına bakmıştım. Ancak dünyaya ilk bakışım ona fotoğraftan bakmanın yanında çok farklı boyutlar içeriyor. Uzayın kapkara halini ve dünyanın masmavi halini gördüm. Bunu tanımlamak mümkün değil.

     

    Uzayda birçok zor görevde yer aldınız. Başınıza gelen en tehlikeli şey neydi?

     

    Roketin ateşlenmesi ve uzay aracının dünyaya geri dönerken atmosfere girişi her zaman risklidir. Ayrıca uzay yürüyüşü de oldukça riskli olabilir. Ben katıldığım görevler süresince hiç uzay yürüyüşü yapmadım ancak son uçuşumda üç tane kontrol ettim. Bunun dışında teknik işlemlerde kullandığımız robotik kolu kullanmak bayağı zor diyebilirim.

     

    Kariyerinize uçuş mühendisi olarak başladınız. Hiç ciddi bir mekanik sorunla karşılaştınız mı?

     

    Hayır. Ancak teknik aksaklıklarla baş edebilmek için eğitildim. Hiç bir zaman bir sorun yaşamamayı diledim çünkü bu uzayda işinizi çok daha zorlaştırıyor.

     

    Uzayda karşılaştığınız şartlar yüzünden geçici sağlık sorunları yaşadınız mı?

     

    Çok uzun bir uçak yolculuğu ardından toprağa ayak bastığınızda başınızın dönmesi gibi, uzayda da benzer rahatsızlıklar yaşayabiliyorsunuz. Ancak ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşmak gibi bir durum söz konusu değil.

     

    Uzaya gönderilmek için gerekli olan en kısa eğitim süresi ne kadar?

     

    En son uçuşum için 2.5 yıl eğitim aldım. Ancak bir uzay mekiğinde görev alacaksanız genelde bir ila 1.5 sene eğitim almanız gerekiyor. Uzay istasyonlarında görev alacak ekibin eğitimi ise dört yıl sürüyor. Rusça öğreniyor ve Kanada, Japonya ve Avrupa’da değişik eğitim programlarına katılıyorlar.

     

    Bugün sayısız sorunu bulunan dünyaya baktığınızda, uzaydaki sükuneti özlüyor musunuz?

    Bir uzay aracında çalışırken sükûnetten pek söz edemeyiz. Çünkü günde 18 saat çalışıyorsunuz ve yüksek basınç altındasınız. Kısa zaman içinde birçok işle uğraşmak zorundasınız. Ay’ın ötesine geçip Mars ve güneş sistemindeki diğer gezegenlere gitme fırsatımız olsaydı huzur bulmaktan bahsedebiliriz. Ama ben dünya çok kalabalık olduğu için değil, meraklı olduğum için buralara gitmek isterim.

     

    /images/100/0x0/55ea10aff018fbb8f8691cba

     

    “EVRENDE YAŞAM OLMALI”

     

    Sadece Samanyolu Galaksisi içinde sayısını tahmin edemeyeceğimiz kadar yıldız var. İstatistiksel olarak bakıldığında, bir gün güneş sisteminin dışına çıkacak insanlığın uzaylılarla karşılaşacağına inanıyor musunuz?

    İstatistiksel olarak, evrenin diğer köşelerinde yaşam olması lazım. Samanyolu Galaksisi evrendeki milyarca galaksiden sadece biri. Birçok güneş sistemi bulunduğunuz bildiğimize göre, hiçbirinde yaşam olmayacağını düşünmek yanlış olur. Ben evrenin diğer köşelerinde hayat olduğuna inanmak zorundayım.

     

    Kadınların uzay programlarında uzay aracı komutanlığı gibi üst düzey görevler alması dünyaya örnek olabilir mi?

     

    Uzayda bir işi yapabilecek kapasiteniz olduğu sürece erkek ya da kadın olmanız önemli değil. ABD dâhil dünyanın birçok ülkesinde yıllarca kadınlar belli görevler için erkeklere eşit kabul edilmedi. Ancak NASA, kapasitesi olduğu süree bir kadına her türlü görevi verebilir. Örneğin ben küçük ve yeterince güçlü olmadığım için hiç uzay yürüyüşü yapmadım. Ama büyük ve güçlü olan kadın astronotlar bunu defalarca yaptı.

     

    “RUSYA İLE SAVAŞTA ZAFER BİZİM”

     

    Konuşmanızda Rusların 1970’lerde kullanmaya başladığı Soyuz uzay aracını halen kullandığını belirttiniz. Rusya’nın ABD ile mücadelesinde geri kalmasında ne etkili oldu? Teknoloji, ekonomi yoksa materyal eksiği gibi şeyler mi?

    Rusların bugüne kadar güneş sistemindeki gezegenlere en az bizim kadar uzay aracı gönderdiğini düşünüyorum. Geri adım attıkları alan uzaya insan göndermekti. Bana kalırsa ABD ile olan rekabeti uzun dönemli bilimsel, ekonomik veya askeri potansiyeli olan bir şey olarak görmediler. Aynısı bizim için de geçerli. Biz kazandık ve her şey sona erdi.

     

    Çin 2015’te uzaya insan göndermek istediğini açıkladı. Bu geçmişte ABD ile Rusya arasında yaşandığı gibi yeni bir yarışa mı işaret ediyor?

    Bir yarış gibi gözükmüyor. ABD’de politikacılar ve toplum bu konuyu umursuyormuş gibi gözükmüyor.

     

    MARS’A YOLCULUK NE ZAMAN?

    Mars’a 2000 yılında ya da daha önce gidilmiş olsa bugün ne farklı olabilirdi?

    Havacılık tarihindeki 50 yıllık gelişime bakarsanız, ilk denemesinde 5 saniye uçabilen insanların zamanla süpersonik jetler ve dev jumbo jetler yaptığını görürsünüz. Ama uzay havacılığında hiçbir şey değişmedi. Aynı roketleri, kapsülleri ve yakıtları kullanıyoruz. Hiçbir şey değişmedi. Hükümetlerin neden bu konuda geri kaldığını bilmiyorum. Aynı şeyi Ruslar için de söyleyebilirim.

     

    Eğer ticari havayollarının göstermiş olduğu gelişimi bugüne dek uzay uçuşunda da göstermiş olsaydık, çoktan Mars’ın ötesine geçmiş olurduk. Bilim kurgu yazarlarının bahsettikleri her şeyden elimizde var. Tek eksik bunu yapmamamız.

     

    Ay Dünya’dan sonra yaşanması düşünülen ilk yer mi?

     

    Bu tam olarak doğru olmayabilir. Eğer uzay istasyonunda bir sorunla karşılaşırsam birkaç saatte Dünya’ya dönebilirim. Ay’da bulunuyorsam bu birkaç gün alır. Ancak Mars’tan dönmem 2.5 yıla demektir. Everest’e tırmanmadan önce nasıl daha küçük dağlarda antrenman yaparsanız, Ay’da Mars için aynı şeyi teşkil ediyor.

     

    AY’A GİDİLDİ Mİ?

     

    Geçtiğimiz ay Independent Ay’a ayak basan ekibi taşıyan Apollo 11 görevinde çekilmiş fotoğraflardan yaşananların gerçek olup olmadığına yönelik bir analiz yayınladı. Siz de bugün bu konuya ilişkin merak edilen soruları cevaplandırdınız. Neden insanlar halen buna inanmakta zorluk çekiyor?

     

    Bir fikrim yok. Buna dünyanın her yerinde rastlıyorum. Geçen yıl Tayvan’a gittiğimde herkes “gerçekten Ay’a gitmediniz, görüntüler sahte değil mi” diye soruyordu. İnsanların neden sürekli bunu reddettiğini çözemiyorum.

     

    Birçok insanın bu olaya çok yüzeysel bilgiyle bakmasından kaynaklanıyor olabilir mi?

     

    Muhtemelen en iyi cevap, 1960’ların sinema ve özel efekt teknolojisinin böyle bir şeye imkan vermediği olacaktır. Bunu sahteymiş gibi gösteremezdiniz. Biz sahte görüntüler çektiysek, neden Ruslar uzay yarışını kazanmak için aynısını yapmadı?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı