Dünya Haberleri

DÜNYA

    AB'den Türkiye ve ABD'ye tavır

    Hürriyet Haber
    07 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 07 Aralık 2000 - 00:01

    AB'nin, Helsinki zirvesinde aldığı karar doğrultusunda askeri kimlik arayışlarını hızlandırması ve Nice zirvesinde bu konuya ilişkin belgelerini onaylayacak olması, NATO ve AB diplomatlarının çeşitli "ümitsiz" yorumlarına konu oluyor.

    Yakın geçmişteki Bosna ve Kosova deneyimleri sırasında, Avrupa'nın ortasında yapılan katliamlara ve onbinlerce insanın öldürülmesine seyirci kalan AB ülkeleri, 1999 sonunda Helsinki'de "askeri kimlik" arayışlarına yeşil ışık yaktılar.

    "Avrupa'da muhtemel krizleri yönetmek etmek amacıyla", 2003 yılına kadar, 60 bin askerden oluşacak bir "acil müdahele gücü" kurmayı kararlaştıran AB ülkeleri, bu gücü yönlendirecek askeri ve siyasi organları kurma kararı verdiler.

    Siyasi yetkililerden meydana gelecek "Güvenlik Siyasi Komitesi" ve AB üyesi ülkelerin genelkurmay başkanlarından oluşacak "Askeri Komite" ile işe başlayan AB, üye ülkelerin katılım ve katkı düzeylerini de yapılan önerilere göre belirledi.

    NATO'nun askeri kanadı dışında kalan ve ABD'nin Avrupa'daki üstünlüğü karşısında söz hakkını geliştirme çabasında olan Fransa'nın öncülüğünde yürütülen çalışmalar çerçevesinde, yeni askeri oluşumun, "NATO imkan ve yeteneklerinden istediği zaman ve istediği ölçüde yararlanması" için ittifaktan talepte bulunuldu. AB, aynı zamanda, kendine üye olmayan 6 Avrupalı NATO müttefikinin (Türkiye, Norveç, İzlanda, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti) karar mekanizmasına ve planlama aşamasına kesinlikle alınmayacağını, bu ülkelerle ilişkinin danışma ve bilgilendirme düzeyinde kalacağını bildirdi.

    NATO'nun 19 müttefikinden 11'inin AB'li olmasına güvenen Fransa, askeri kanadında yer almadığı ittifakın imkan ve yeteneklerinin kullanılmasını sağlayabileceğine inandı. Hafta başında Brüksel'de yapılan NATO toplantıları sırasında, "AB'de kararlar oybirliğiyle alınır, biz kararımızı verdik. AB'nin askeri karar mekanizmasına AB dışı ülke almayız" diyen Fransa Savunma Bakanı Alain Richard, NATO'da da kararların oybirliğiyle alındığının ve Türkiye'nin tavrının hatırlatılması üzerine sinirlenerek, "engelleri aşacakları" mesajını verdi.

    TÜRKİYE'NİN TAVRI: "KİBAR VETO"

    Ankara hükümetinin, iki yıldır devam eden Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) tartışmaları süresinde hep aynı mesajları,"yumuşak ama kararlı bir dille" verdiği gözlemlendi.

    Dışişleri Bakanı İsmail Cem, çeşitli toplantılarda, "Türkiye'nin AGSK'ya katkı ve katılımının, karar mekanizmasında verilecek yetkiyle doğru orantılı olacağını" sık sık tekrarladı.

    Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu da toplantılarda daha açık konuşarak, Türkiye'siz bir Avrupa savunması düşünenleri uyardı ve Ankara'nın karar mekanizması dışında bırakılması halinde, NATO imkan ve yeteneklerinin kullanılmasına izin vermeyeceğini, gereğinde NATO'daki veto hakkını kullanacağını bildirdi.

    Türkiye, NATO'daki veto gücünü son aylarda kullanmaya ve AB ile ittifak arasında oluşturulmak istenen resmi temasları geciktirmeye başladı.

    Bu süreçte, Brüksel'de yapılan Askeri Komite toplantılarına katılan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun da çok sert mesajlar verdiği gözlemlendi.

    Kıvrıkoğlu, konuşmalarında, NATO'nun ortak kuvvet planları, güvenlik önlemleri ve istihbarat gücüne dikkati çekerek, "Türkiye'nin, bütün bunların bir parçası olduğunu" vurguladı.

    NATO'nun en yüksek askeri karar organı olan Askeri Komite'nin Başkanı Amiral Guido Venturoni, çeşitli açıklamalarında, AGSK konusunda Türkiye'nin endişelerini açık ifadelerle yansıttığını, ittifakın askeri kanadının, siyasi yetkililerden somut çözüm beklediğini söylemek durumunda kaldı.

    Türkiye, bir yandan Avrupa savunma kimliğinin geliştirilmesine karşı olmadığını belirtirken, bir yandan da Batı Avrupa Birliği'ndeki (BAB) kazanımlarını hatırlattı ve bunlardan geri adım atmayacağını bildirdi. AB'nin yeni arayışları nedeniyle lağv edilen BAB'a ortak üye olan Türkiye, bu kurumda veto hakkı dışında karar mekanizmasındaki yerini geniş ölçüde almıştı.

    Türkiye'nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen de, yakın geçmişte, AGSK'nın NATO bünyesinde geliştirilmesinin önemini belirtirken, uyarıcı konuşmalar yaptı ve özetle şunları söyledi:

    "AB, yapısı ve kapsamı itibarıyla, NATO kadar geniş bir yelpaze oluşturmuyor. AB'nin bu kadar olanak sahibi olması görülür bir gelecekte mümkün değil, kendileri de bunu biliyorlar. Ancak NATO'nun ilgi duymayacağı alan ve konularda faaliyet gösterebileceklerini kabul ediyorlar ve bunu yaparken de NATO imkanlarından yararlanmaya ihtiyaç duyacaklarını söylüyorlar.

    NATO'nun önemini yitireceğini savunmak zor, fakat ileriye yönelik gelişmelerde çok dikkatli olmak lazım. AB içindeki gelişmelerin NATO'yu zayıflatıcı bir yön almaması için her ülkenin dikkat ve gayret göstermesi gerekiyor. Atlantik ötesindeki müttefiklerimiz ABD ve Kanada'nın, Avrupa güvenliğine olan taahhütlerinin devam etmesi önem taşıyor.

    Değişen dünya şartlarında Avrupa güvenlik ve istikrarının korunmasında NATO'nun görevlerini sürdürmesi gerekiyor. Kitle imha silahlarının yayılması, terörizm, bilgisayar savaşları gibi yeni tehdit unsurları da var. NATO'ya, bunlarla mücadelede de rol düşüyor ve bu amaçla yeni birimler oluşturuluyor. Türkiye, bu çalışmalara da etkili bir şekilde katkıda bulunuyor."

    ÇAKMAKOĞLU'NDAN SON MESAJ

    Türkiye'nin uyarılarını dikkate almayan AB ülkeleri, 4 Kasım'da Brüksel'de yapılan konsey toplantısında, askeri kimlik arayışına ilişkin kararlarını onayladılar ve Nice zirvesine gönderdiler. Bu belgelerde, Türkiye ve diğer AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinin dışlandığı gözlemlendi.

    Bu gelişme üzerine, bu hafta yapılan NATO toplantıları sırasında konuşan Milli Savunma Bakanı Çakmakoğlu, Avrupa Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nda (AOGSP) Türkiye'ye istediği ve beklediği rolün verilmediğini, bu durumda AB'nin NATO'dan taleplerine olumlu yanıt verilmesinin mümkün olmadığını açıkladı.

    Çakmakoğlu, "AB üyesi olmayan Avrupalı müttefiklere AOGSP kapsamında verilmesi öngörülen rol, etkin bir katılım yerine, esas itibarıyla danışmalarla sınırlı kalmaktadır. Bu itibarla, söz konusu düzenlemeler bizi tatmin edecek şekilde iyileştirilmediği sürece, AB'nin NATO'dan talep ettiği güvenceli erişim konusunda bir mesafe alınması mümkün gözükmemektedir" diyerek, diplomatlar tarafından "kibar veto" olarak nitelendirilen uygulamanın süreceğini bildirdi.

    RESTLEŞME

    NATO kaynakları, Türkiye ile AB arasında bir "restleşme" olduğunu, Ankara'nın, görüşlerini sağlıklı bir şekilde dikkate almayan AB'nin NATO imkan ve yeteneklerini kullanmasına izin vermeyeceğinin anlaşıldığını, ittifakın planlama ve istihbarat yetenekleri olmadan AB'nin hiçbir askeri etki kazanamayacağının da bilindiğini ifade ediyorlar.

    Bu arada Fransa'nın girişimlerinden ve AB'nin bazı müttefikleri dışlayan tavrından rahatsız olan ABD'nin Savunma Bakanı William Kohen'in, bu hafta Batı Avrupalılara karşı Brüksel'deki sert çıkışı ve "NATO'nun harabe haline getirilmemesi" çağrısı, "Ankara'yı güçlendiren bir unsur" olarak değerlendirildi. Amerikalıların bu sert uyarısının ardından, İngiltere ve Almanya'nın süratle Washington'dan yana yöneldikleri gözlemlendi.

    Bu gelişmeler, NATO'da ABD ve Türkiye'siz karar alınamayacağını AB'ye hatırlatmak açısından önem taşıyor.

    ŞİMDİ NE OLACAK?

    Nice zirvesinde askeri kimlik yapısını sonuca bağlamayı planlayan ve bundan önce NATO'dan "yeşil ışık" alacağını ümit eden AB, "hayal kırıklığını" saklıyor.

    Dönem Başkanı Fransa'nın Başbakanı Lionel Jospin, dün Paris'te yaptığı bir açıklamada, "15'lerin, özerk askeri yetenekler elde etmekte ve kurumlar oluşturmakta kararlılığını" vurgularken, "Nice zirvesinde bazı adımlar atılacağını, dosyanın daha sonra 1 Ocak'ta Dönem Başkanı olacak İsveç'e aktarılacağını" söylemekle yetindi.

    AB, Nice'de onaylayacağı belgeleri daha sonra "incelenmek üzere" NATO'ya iletecek ve ittifakla resmi temasların başlamasını isteyecek. NATO'da, bu konuda alınacak her karar "oybirliği" gerektiriyor.

    Brüksel'de 14-15 Aralık'ta NATO'nun en yüksek siyasi karar organı olan Kuzey Atlantik Konseyi, dışişleri bakanları düzeyinde yıllık olağan toplantısını yapacak ve Nice zirvesi sonuçlarını gündemine alacak.

    Bu toplantılarda AB'nin Nice'de bir tavır değişikliği göstermemesi halinde, Norveç ve ABD'nin de desteğini alan Türkiye'nin vetosunun sürmesi, NATO-AB resmi diyaloğunun geciktirilmesi bekleniyor.

    AB, 15 Aralık'ta NATO-AB dışişleri bakanlarının ilk resmi toplantısının Brüksel'de yapılmasını, resmi diyaloğun başlatılmasını istiyor. Bugünkü durumda, Türkiye'nin bu toplantıya yeşil ışık yakma olasılığı bulunmadığı ifade ediliyor.

    Öte yandan AB'nin, Nice zirvesi'nde genişlemeye ilişkin reformlar konusunda başarısız olması halinde, kısa vadede tam üyelik beklentisinde oldukları için Türkiye'ye açık destek vermeyen Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti'nin de NATO bünyesinde tavır değiştirmeleri gündeme gelecek.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı