Gündem Haberleri

    ABD'de iki partili sistem böyle işliyor

    Hürriyet Haber
    30.01.2011 - 11:57 | Son Güncelleme:

    Daha önce 12 Eylül referandumunun ardından yeni anayasa tartışmaları kapsamında konuşulan son olarak da bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çiğdem Toker’e verdiği “iki partili sistem” röportajıyla yeniden gündeme gelen başkanlık sistemi ve iki partili meclisin ne olduğu konusunda Erdoğan’ın işaret ettiği ABD örneğini yakından incelemek gerekiyor

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor            

     

    Başbakan Erdoğan, röportajında iki partili meclis sisteminin çok daha faydalı ve pratik bir model olduğunu, çünkü ikili sistemde parlamentoların daha etkin işlediğini ve yönetime istikrar geldiğini belirtti.

     

    Sevin TURANhurriyet.com.tr

    Erdoğan’ın “en iyi örnek” olarak altını çizdiği ABD’de iki partili sistemin etkinliğinin altında başkanlık sistemi yatıyor. Zira parlamenter sistemlerde iki partili modelin yürümesi çok da mümkün değil. Bu durumun nadir örneklerinden olan İngiltere’de geçen yıl yapılan seçimlerde Liberal Parti’nin iktidarı belirleyen etkin güç olarak ortaya çıkışıyla, iki partili meclis de sona erdi.

     

    Başkanlık sisteminde ise hem yasama organı olan meclisteki vekilleri hem de yürütme organı olan devlet başkanını halk seçiyor.

     

    GÜÇLER AYRILIĞI ŞART

    Ancak bu noktada akılda tutulması gereken önemli bir nokta var: Başkanlık sistemi içindeki en önemli nokta güçler ayrılığı ilkesinin en katı biçimde uygulanması. Böylece meclisin başkandan tam olarak bağımsız olması hedefleniyor. Monarşik düzenin sonunda oluşturural sistemde güçler ayrılığının sınırlarının bu kadar keskin bir biçimde belirlenmesinin nedeni, bir daha tek adam yönetimine dönüş ihtimali oluşmasına engel olmak.

     

    Örneğin ABD’de başkan, Kongre’den davet gelmedikçe oturumlara katılma hakkına bile sahip değil. Dahası başkan hangi partiden seçilirse seçilsin ne iktidar ne de muhalefet üzerinde bir nüfuzu yok.

     

    Barack Obama, 2008 yılında Demokrat Parti’nin adayı olarak seçimlere girmişti. Ancak bugün ne Demokratlarla ne de Cumhuriyetçilerle herhangi bir bağı ya da partilerin politikaları üzerinde bir etkisi yok.

     

    Dahası bu sistemde seçilmiş Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin hesap vermesi ve sadık davranması gereken tek merci kendi seçim bölgelerindeki seçmenler. Bu durum o kadar ileri bir düzeyde ki bazen vekiller partilerinin genel duruşlarına aykırı konularda savunuculuk bile yapabiliyor.

     

    Örneğin, ABD’de Demokrat Parti bireysel silahlanma konularında Cumhuriyetçi Parti’ye partiye göre daha muhalif bir tutum sergiliyor. Ancak geçtiğimiz ay bir silahlı saldırının hedefi olan Arizona eyaletinin Demokrat Partili temsilcisi Gabrielle Giffords, bu konudaki istisnalardan biri. Arizona eyaletinde yaşayan seçmenin bireysel silahlanmaya destek vermesi, Giffords’ı partinin politikalarıyla ters düşerek seçmeniyle paralel bir tavır sergilemeye itiyor.

     

    “KONTROL VE DENGE MEKANİZMASI”

    ABD’deki sistemin işlerliğinin garantisi üçayaklı “kontrol ve denge” mekanizması. Mekanizmanın üçüncü ayağını oluşturan yargının tam bağımsızlığı da sağlanmış durumda.

     

    Kontrol ve denge mekanizması altında her organ, diğer iki organ üzerinde denetleme ve yetkilerini sınırlama hakkına sahip. Ancak kurumlar arası kesişme yaşanması mümkün değil. Bir kurumun bünyesinde bulunan bir şahsın aynı anda bir başka kurumun daha bünyesinde bulunması söz konusu olamaz.

     

    Kongre bir yasayı kabul ettiğinde, başkanın veto yetkisi var ancak söz konusu yasayla ilgili hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da üçte iki çoğunluğa ulaşılırsa, veto geçersiz sayılıyor. Öte yandan Yüksek Mahkeme’ye atanacak yargıçları başkan seçiyor ancak bu atamaların Senato’nun onayından geçmesi şart.

     

    BİREY HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ KORUNUYOR

    ABD’deki sistemin en önemli getirisi, yasama yetkisini yürütme yetkisinden ayırarak, birey hak ve özgürlüklerini koruması. Dahası yürütmenin halk üzerinde baskı kurmasını önlemek için Kongre’nin elinde bir dizi yetki bulunuyor.

     

    Savaş açmak ve vergileri artırmak Kongre’nin yetki alanında. Yapılan uluslararası antlaşmalar ve başkanlık atamaları Senato’nun onayından geçmedikçe yürürlüğe giremiyor, Senato ve Temsilciler Meclisi bir araya gelerek başkanı azledebiliyor.

     

    Ancak sistemin beraberinde getirdiği bazı olumsuzluklar da söz konusu. Analistler başkanlık sistemini yasama ve yürütme arasında sürekli bir mücadeleye davetiye çıkardığı için hantal ve ağır işleyen bir sistem olarak nitelendiriyor. Bu da Başbakan Erdoğan’ın Türkiye için istediği modelin tam tersi.

     

    Özellikle başkan ve Kongre’deki çoğunluk farklı partilerden olduğunda sistemin kilitlenme ihtimali artıyor. Örneğin geçtiğimiz yıl Kasım ayında yapılan seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun Cumhuriyetçilerin eline geçmesinin Obama’nın işini zorlaştırdığı sıkça yapılan yorumlardan biri.

     

    seturan@hurriyet.com.tr

     

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı