Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ABD'de başkanlık seçim sistemi nasıl işliyor

    A.A
    03.01.2012 - 13:15 | Son Güncelleme:

    ABD, 2012 başkanlık seçimlerine hazırlanırken, ilginç ve karmaşık seçim sistemi de dikkati çekiyor.

    Eyaletler, ön seçimlerde ya parti seçmenlerinin sandığa gidip oy verdiği  “ön seçim” yöntemini ya da kilise, okul gibi yerlerde toplanıp, kimi  seçeceklerini tartışarak karar verdikleri “parti toplantıları” yöntemini  benimserken, bu seçimler aslında doğrudan başkan adayını seçmeye değil, eyalet  delegelerinin Genel Kurul oylamasında hangi adaya oy vereceğini belirlemeye  yönelik. Ama eyalet delegeleri de seçmenlerin tercihlerine “sadık” kaldığından  aslında genelde daha Genel Kurul yapılmadan partilerin başkan adayları belli  oluyor.

     

    ABD, yeni yılda yeni seçim dönemine giriyor. Ülke bu yıl, 2008 yılının  ardından tekrar ABD Başkanı'nı seçmek için sandık başına gidecek. Ancak ülkede,  bu süreç, uzun seçim aşamaları ve karmaşık seçim sistemi nedeniyle tüm yıla  yayılıyor.

     

    İşte bu bağlamda, başkanlık seçimlerinin ilk aşaması olan “başkanlık ön  seçimleri” için geri sayım başladı. Ancak bu aşama, bu seçimler daha çok  Cumhuriyetçileri ilgilendirecek. Çünkü Demokratların 2012 Başkan adayı, şu anki  ABD Başkanı Obama olacak. O nedenle parti herhangi bir ön seçim sürecine  girmeyecek.

     

    Cumhuriyetçilerin bu yarışı ise aslında televizyon tartışmaları, seçim  kampanyaları ve reklamlarla geçen yılın sonlarına doğru başlamış olsa da resmi  olarak yarın Iowa'da ilk sonuçların ortaya çıkmasıyla başlayacak. ABD'deki biraz  karmaşık olan başkanlık ön seçim sistemi ise şöyle işleyecek:

           

    “ÖN SEÇİM” VEYA “PARTİ TOPLANTILARI” YÖNTEMİ

    ABD'de, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat parti, resmi olarak Başkan  adaylarını Genel Kurul'daki seçimle açıklıyor. Ancak bu sürece gelene kadar  ülkede, eyalet sistemine sahip olması nedeniyle ilginç seçim sistemleri  uygulanıyor.

     

    ABD'de, Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti'de başkanlık ön seçimlerinde  eyaletler, kendi parti iç tüzüklerine göre iki yöntemden birini benimseyebiliyor.  Bunlardan birincisi, hemen herkesin bildiği sandık başına giderek oy verme işlemi  şeklindeki klasik “ön seçim” iken, ikincisi “parti toplantısı” olarak bilinen  geleneksel bir seçim yöntemi.

     

    Eğer eyalet “parti toplantıları” yöntemiyle ön seçime gidecekse,  örneğin Cumhuriyetçi Parti'nin seçimlerinde, partiye kayıtlı üyeler, eyalet  çapında kilise, okul, kütüphane, parti binası ve hatta özel evler gibi çeşitli  yerlerde toplantılar düzenliyor. Bu toplantılara katılan parti üyeleri kendi  aralarında kimi aday olarak görmek istedikleri üzerinde tartışıyor ve gruplara  ayrılıyorlar. Gruplar, diğer gruplardakileri kendilerine katılmaya ikna etmeye  çalışıyor. Daha sonra, yapılan oylamada en fazla grup çoğunluğunu elde eden aday  o seçim bölgesini kazanıyor. Daha sonra eyalet çapında bu şekilde belirlenen tüm  sonuçlar toplanıp sayılarak sonuç belirleniyor.

     

    “Ön seçim” yönteminde ise klasik seçim yöntemiyle parti üyeleri gidip  oy kullanıyor.

           

    SEÇMEN YETKİYİ DELEGEYE VERİYOR, DELEGE SEÇMENE GÖRE OY KULLANIYOR     

     “Ön seçim” veya “parti toplantıları” yöntemiyle yapılan seçimlerin  ardından, partilerin başkan adayının belirlenmesinde ikinci bir aşama daha  bulunuyor: Genel Kurul.

     

    Genel Kurul'da da eyaletlerin delegeleri oylarını kullanıyor ve çıkan  sonuçlara göre partinin başkan adayı belli oluyor.

     

    Peki, ön seçim ve Genel Kurul oylamaları nasıl birbiriyle aynı sonuçları  veriyor?

     

    Aslında, ABD'de partilerin Genel Kurul oylamaları bir yönden sembolik  nitelik taşıyor. Çünkü her eyaletin parti tüzüğüne göre belirlenen delegeler,  kendi eyaletlerindeki ön seçimlerde çıkan oylama sonuçlarına göre genel kurulda  oy kullanıyor.

     

    Burada da iki usul bulunuyor: Eyaletlere göre farklılık gösteren bu  usulde ya delegelerin tamamı, eyaletlerindeki ön seçimde ilk sırada çıkan adaya  oylarının tamamını veriyor ya da delegelerin oyları, seçim sonuçlarına göre  orantısal olarak bölünüyor.

     

    Yani aslında ön seçimlerde, parti seçmenleri başkan adaylarını doğrudan  seçmiyor, kendi rengini gösteriyor ve bu renge göre de eyaletlerin delegeleri,  Genel Kurul'a gidip, eyaletten çıkan sonucu yansıtacak oy kullanıyor. Böylece  başkan adayı seçiminde ön seçimler birici aşamayı, Genel Kurul ikinci aşamayı  oluşturuyor.

     

    Ancak burada ikinci bir ayrıntı daha bulunuyor ki Genel Kurul'da da iki  tip delege bulunuyor. Eyaletlerden gelip ve kendi eyaletlerindeki seçimi yansıtan  delegelere “taahhütlü delegeler” denilirken, bir de genellikle şu an veya  önceki seçilmiş ofis görevlisi veya parti liderlerinden oluşan “taahhütlü  olmayan” ve genelde “süper delege” olarak bilinen bir grup delege daha  bulunuyor. Bunlar ise Genel Kurul'da diğerlerinin aksine kendi isteklerine göre  oy kullanıyor.

     

    Dolayısıyla sonuçta tüm bu aşamaların sonunda Genel Kurul'dan zaferle çıkan  kişi, o partinin başkan adayı oluyor.

           

    SİSTEME KARŞI ELEŞTİRİLER

    Bunun yanında, ABD'de başkanlık ön seçimleri, ülkedeki tüm eyaletlerde  aynı anda yapılmıyor, yaklaşık 6 aya yayılıyor. Bu noktada, ilk seçimler genel  olarak Ocak ayında Iowa ve New Hampshire ile başlıyor.

     

    Ön seçimlerin uzun zamana yayılması, seçim sonuçları ve adayların  durumlarında değişkenlik yaratabiliyor. Dolayısıyla bazı seçim dönemlerinde, bir  adayın eyaletlerde yarışı açık farkla önde götürmesiyle daha ön seçimlerin  başlangıcında veya yarısında kimin partinin başkan adayları olacağı açıkça ortaya  çıkarken, bazı çekişmeli geçen seçim dönemlerinde bu, son dakikaya kadar belli  olamıyor.

     

    Örneğin, Demokratların ön seçim sisteminde delegelerin oyları, eyaletteki  seçim sonuçlarını orantısal olarak yansıttığından, 2008 yılındaki Hillary Clinton  ile Barack Obama arasındaki yarış son dakikaya kadar devam etmişti.

     

    Ancak ABD'deki bu seçim sistemine yönelik ciddi eleştiriler de bulunuyor  ve sistem uzun yıllardır tartışılıyor.

     

    Partilerin başkan adaylığının ön seçimlerinin Iowa ve New Hampshire gibi  eyaletlerde başlaması özellikle bazı kesimler ve eyaletlerce eleştiriliyor. Bu  eyaletlerin “ülke ortalamasından zengin, beyaz nüfus ağırlıklı, muhafazakar”  olması gibi nedenlerle “ülke nüfusunu temsil etmediğini” belirten  eleştirmenler, buna rağmen, buralardan çıkan sonuçların psikolojik olarak diğer  eyaletlerdeki seçmenleri etkilediğini ve seçim sonuçlarının değişebilmesine neden  olduğunu belirtiyorlar.

     

    Özelikle ön seçimlerini geç yapan bazı eyaletler de kendilerine sıra  gelene kadar zaten başkan adayının netlik kazandığı ve oy vermelerinin bir  anlamının kalmadığını belirtiyor. Nitekim bu nedenle ön seçimlerini Haziran  ayında yapan New Jersey, tarihini Şubat olarak değiştirmişti.

     

    Bunun yanında bazı eyaletlerde aday çok az bir farkla, hatta sadece 1  oyla seçimi kazansa bile, Genel Kurul'da o eyaletin tüm delegelerinin oyunu  toplayıp fark yaratabiliyor.

     

    Sonuç olarak ABD, bu yıl doğrusuyla yanlışıyla kendi seçim sistemi içinde  yeni bir seçim sürecine giriyor ve ülke gündeminin, yılın ilk yarısında ön  seçimlerle, yazın Genel Kurulla, sonbaharda da asıl yarış olan ABD Başkanlığı  yarışıyla dolu olacağı görülüyor.

    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı