Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ABD ve Japonya iflas bayrağını çeker mi?

    Washington Post
    03.11.2009 - 14:04 | Son Güncelleme: 03.11.2009 - 14:04

    The Washington Post’ta yer alan bir analizde, geçmişte düşünülmesi gülünç olmanın dahi ötesinde olan ABD, Japonya gibi zengin ülkelerin iflas riskinin artık o kadar uzak bir ihtimal olmadığı belirtildi.

    Son döneme kadar gelişmiş ülkelerin kredi sağladıkları kurumlara borçlarını ödeyemeyeceklerini söylemesi gülünç bir iddiadan öteye gidemezdi. Rusya ve Arjantin gibi ülkelerin böyle bir durumla karşı karşıya kalmış olsa da ABD, İngiltere ya da Japonya'nın bu duruma düşmesi elbette tahmin dahi edilmezdi.

     

    The Washington Post'ta yer alan "Could America go broke?" adlı makalede dünyanın lider devletleri için bu olasılığın yine çok uzak bir ihtimal olmasına rağmen düşünülemez bir şey olmadığına işaret edildi.

     

    Robert J. Samuelson tarafından kaleme alınan makalede, kredi verenlerin varlığı ve devletlerin borçlarını geri ödeme döngüsünün bozulması halinde sonucun ne olacağı ve lider ülkelerin başına neler gelebileceği incelendi.

     

    TOPLUMSAL PSİKOLOJİ BELİRLİYOR

    Bu sorunun hiç tanıdık olmadığı bu yüzden de bu tür bir olayla karşılaşılması durumunda neler yapılacağıyla ilgili geçmişten alınacak derslerin az oluşuna da işaret edilen makalede, toplumsal psikolojinin belirleyici olduğu belirtildi.

     

    Samuelson bu duruma doları örnek göstererek, yabancıların bu para birimine olan güveninin azalacağı korkusunun, doların yen, euro, altın ve petrol karşısında değer kaybına neden olacağını ve bunun birçok yatırımcı tarafından paylaşılan bir fikir olması durumunda ise ABD hisseleri ve bonolarında panik satışı doğuracağını söyledi.

     

    Dolarda panik satışın henüz yaşanmadığını ancak insanların dolarda böyle bir gelişmenin olabileceğini on yıllardır öngördüğünü belirten Samuelson, bunun önleyen şeyin ise ABD'deki politik istikrar, açıklık, refah ve düşük enflasyon unsurlarının olduğunu söyledi.

     

    YARIN YA DA 10 YIL SONRA

    Bu noktada bir uyarıda bulunan Samuelson, ABD'ye duyulan bu güvenin, yarın ya da 10 yıl sonra kaybolma tehlikesinin bulunduğuna işaret etti.

     

    Benzer bir mantığın aşırı derecede artan devletlerin borçları için de kurulabileceğini söyleyen yazar, artık bu borç verme işlemlerinin devamında da grafiklerden çok psikolojinin ağır bastığı bir dönemin yaşandığının altını çizdi. Örnek olarak Japonya'nın gösterildiği makalede, bu ülkenin hali hazırdaki açığının GSYH'sına oranının yüzde 10'un üzerinde olduğu, hükümetin toplam borcunun GSYH'nin iki katına yaklaştığı belirtilirken, bu borcun büyümeyi yavaşlattığına da vurgu yapıldı.

     

    Makalede Japonya'nın toplam borcunun GSYH'e oranın 2019 yılında üç katına çıkmasının beklendiğini de belirtilirken, eğer bu öngörü 20 yıl önce yapılmış olsaydı bunun faiz oranlarını yükselteceğini ve bu ülkenin borçlarını ödemekte zorluk çekebileceğini ancak şu anda ise tam tersi bir durumun yaşandığı ifade edildi.

     

    Samuelson, bu ülkede faizlerin artmamasının arkasında ülkedeki yatırımcıların yeterince tasarrufa sahip olmasıyla yeni ve vadesi gelen borçların finanse edileceğine olan güven yattığına işaret etti.

     

    Makalede ABD'nin de aynı durumla karşı karşıya olduğu belirtildi. Bu ülkede de 10 yıl vadeli Hazine tahvillerinin faizlerinin hala yüzde 3.5 düzeyinde seyrettiği hatırlatılarak bunun da arkasında küresel kriz döneminde bu tahvillerin güvenli liman olarak görülmesinde yattığı vurgulandı.

     

    SONSUZA DEK SÜRMEZ

    Ancak bu ülkelerin sonsuza kadar kolay borçlanmasının tamamıyla yine bu ülkelere olan güvene bağlı olduğu ve bu güvenin kaybolması durumunda işlerin eskisi gibi olmayacağını söyleyen Samuelson, böyle bir şeyin olup, olmayacağını ya da ne zaman olacağını bilmediklerini söyledi.

     

    Zengin ülkelerin her yerde benzer sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu, borçların katlanarak arttığını ve bunun yarattığı tehlikelere değinen seren Samuelson, bu borçları kapatmak için harcamaların kısılması ve vergilerin artırılmasının ise ekonominin zayıflamasına neden olup açıkları daha da artıracağı uyarısında bulundu.

     

    Makalede, zengin ülkelerin bu önlemleri alıp ekonomilerine yönelik riski artırmak yerine her ne kadar dehşet verici bir düşünce olsa da borçlarını kısmen ya da tamamen ödememe yolunu tercih edebileceği görüşüne de yer verildi.

     

    Samuelson makalesinin sonunda, geçmişte borcunu ödeyemeyen ülkelerin uluslararası ve iç piyasada borç musluklarının kesildiği anımsatıldı ve bunun ekonomik çöküş ve hiper enflasyon problemlerine neden olduğunu söyledi.Yazar, makalesine, her ne kadar insanlar zengin ülkelerin bu kaderi paylaşmayacaklarını söylese de, bu olasılığın varlığının dahi şu anda yaşanan durumun tehlikesine göstermek açısından önemli olduğunu tespitiyle son verdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı