Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'ABD silahları PKK'nın eline geçmiştir'

    İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)
    18 Temmuz 2007 - 10:09Son Güncelleme : 18 Temmuz 2007 - 10:09

    ABD’nin Türkiye eski Büyükelçisi Mark Parris, Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonununun tek başına sonuç vermeyeceğini, bunun yanı sıra siyasi, diplomatik yönleri bulunduğunu belirtirken, “Sınır ötesinde bir operasyon düzenlediğiniz zaman beklenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir” dedi. Parris, Türkiye- ABD- Irak arasında PKK ile mücadele konusunda oluşturulan işbirliğinin önemli olduğunu ve açıklayamayacağı gelişmeler elde edildiğini anlatırken, PKK sorununun sadece silahla çözülemeyeceğini söyledi.

    Halen Brookings Enstitüsü’nde ‘Türkiye 2007’ başlıklı projeyi yöneten Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris, Amerika’nın Sesi Televizyonu’nun sorularını yanıtladı. Büyükelçi Parris, PKK ile mücadele konusunda ABD, Türkiye ve Irak arasında oluşturulan üçlü mekanizmayı değerlendirirken, bu diyalogun gerekli olduğunu söyledi. Joe Ralston'ın bu göreve getirilmesinin çok iyi bir seçim olduğunu anlatan Parris, “Hem askeri hem sivil bürokraside saygı duyulan birisi - ve bu işi ondan daha iyi yapabilecek birisi olduğunu zannetmiyorum. Bölgeyi, Türkiye’yi tanıyor; hem yetkililer hem de halk nezdinde tanınan bir kişi. Bu göreve güvenilirlik getiriyor. Zaten başarılı olmayacağını düşünse, bu görevi kabul etmezdi. Bazı sonuçlar da alındı -örneğin Mahmur Kampının denetlenmesi ve taraflar arasında diyaloğun sağlanması. Tabii, istenilen düzeyde gözle görülür sonuçlar elde edilemedi. Eminim o da bunu kabul eder. Irak’ta çok karmaşık bir durum var. Ama bu mekanizmanın hiç işe yaramadığını da söyleyemem. Sağlanan ilerlemeler konusunda açıkça konuşamıyoruz. Elbette politikacılar halka sonuçları anlatmak durumunda. Ama gözle görülür sonuçlar elde edilebilmiş değil” dedi.

    Türkiye’de bazı siyasetçilerin çok açıkça operasyon çağrısında bulunduğunu, buna programlarında bile yer verdiğini anlatan Parris, halkın bu konuda ne kadar istekli olduğu veya sorunu tam anlamıyla kavrayabildiği konusunda bir şey söyleyemeyeceğini anlatırken, şunları söyledi:

    “ASKERİ OPERASYON YETMEZ”

    “Elbette Türkler öldürülüyor ve bu nedenle duygusal, milliyetçi bir tepki oluştu. Bunu anlayışla karşılamak lazım. Bakın ben bu meseleyi bir yıldır çok yakından izliyorum. Benim inancım şu ki: eğer Türk savunma kurumları gerçekten Kuzey Irak’a girip askeri operasyonlarla PKK’yı kesin olarak dağıtabileceklerine inansalardı, sizinle şu anda bambaşka bir konu konuşuyor olurduk. Yani bunu yaparlardı. Bunu neden yapmadıklarına dair iki neden olabilir: Bir, bu kolay bir iş değil. Kolayca saklanabilen bir düşmandan söz ediyoruz. Hedefler arasında binalar, barajlar yok. Çadırlardan, küçük hedeflerden söz ediyoruz. 90’lı yıllarda düzenlenen geniş çaplı operasyonlarda da gördük, bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak zor. Onun için elde edilecek sonuçları göstermek zor olabilir - hedefe başarıyla ulaşıldı demek zor olur. Diğer neden de şu: sınır ötesinde bir operasyon düzenlediğiniz zaman beklenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bunu Lübnan’da geçen yaz gördük - Irak’ta da savaş başladığından beri görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri son derece profesyonel bir ordudur. Bütün bunları düşünüp tartmışlardır. Neticede sınır aşmanın göreceli olarak katkıları olabilir - ama ne söylediklerine de bakarsanız, bu sorun sadece askeri operasyonlarla giderilemez. Bu sorunun siyasi bir yanı da var; diplomatik bir yanı da var. Onun için askerler bunun sadece askeri bir karar olmadığını hatırlatmakta haklılar. Değerlendirilmesi gereken çok şey var, ve şu sonuca varabiliriz: Türkiye’deki yetkililer son bir yıl içinde yaptıkları değerlendirmede şöyle bir sonuca varıyorlar: Eğer bu yapılacaksa, en uygun zaman şu anda değil. Tabii, bu, hiçbir zaman operasyon olmaz anlamına gelmiyor. Türkler bu konuda çok açık ve net konuşuyorlar: bütün seçenekler masada. Ama Türkiye’nin çıkarları açısından şu sonuca varmış olabilirler: bu iyi bir fikir değil - en azından şimdilik.”

    Mark Parris, Türkiye'nin ABD'nin karşı çıkmasına karşılık operasyon düzenlemesi halinde, ABD açısından en kolay işin, bunu görmezden gelmek olacağını anlatırken, “Belki de en doğru şey de budur. Ben bu tür krizlerin içinde bulundum; hatta kuzey Irak’tan da ben sorumluydum bir ara. Şunu söylemeliyim ki, Amerika’nın orada çok önemli çıkarları var. ABD’nin uzun süre için böyle bir operasyonu görmezden gelebileceğini düşünmüyorum. Onun için böyle bir operasyonun ’görmezden gelinmesi' bazı kesimler tarafından temenni edilebilir. Belki en uygun tepki de bu olabilir. Ama pratikte böyle bir şey olabileceğini zannetmiyorum" diye devam etti.

    Türkiye’nin eski Ankara Büyükelçisi Parris, ABD’nin neden PKK’ya karşı geçmediğine ilişkin soru üzerine, bunun birçok nedeni olduğunu, Washington yönetiminin terör örgütüne karşı harekete geçmesi gerektiğine inandığını söyledi. Mark Parris, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ABD’NİN, BARZANİ’YE BASKI UYGULAMASI GİDEREK ZORLAŞIYOR

    “Her geçen ay, bu sorunla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Irak’ın işgalinin ilk 2- 3 ayında bu sorunla kolaylıkla mücadele edebilirdik. Irak’ta durum kötüleştikçe, başa çıkmamız gereken sorunlar arttıkça, Iraklılara daha çok bağımlı hale geldikçe, bu sorunun çözümü giderek zorlaşıyor. Bakın, 90’lı yıllarda Türkiye’ye tayin olmadan önceki tecrübelerimden ve şu anda konuyu yakından izleyerek biliyorum ki, Barzani’nin PKK’ya karşı harekete geçmemesi, Kürtler arasında herhangi bir dayanışmadan kaynaklanmıyor. Barzani daha önce PKK’ya karşı adım atmıştı. Hatta, 90’lı yıllarda Türkiye ve ABD ile işbirliği yaparak PKK’ya karşı harekete geçmişti. Hatta o zaman ben de bu görüşmelerin bir parçasıydım. Şu anda, Barzani, PKK’ya karşı harekete geçmesinin kendi çıkarına olacağını düşünmüyor. Onun çıkarları nedir, bilemem. Ama sonuç itibariyle PKK’ya karşı harekete geçmek istemiyor. Bu kararı kendi almazsa geriye tek yol kalıyor: o da Amerika’nın baskı uygulaması. Ancak Barzani’ye baskı uygulamak Amerika açısından giderek zorlaşıyor. Kürtler, Irak Ordusunun önemli bir unsuru haline geldi. Irak Ordusunun başarısı da Amerika’nın Irak’taki başarısı anlamına geliyor. Bush yönetimi açısından Irak ordusunun güçlenmesinden daha önemli bir şey yok. Bu da Barzani üzerindeki etkimizi sınırlandırıyor. Belki Amerika bu konuda yeterince yaratıcı davranamadı. Ama, sanırım, sonuçta Amerika Barzani’ye yeterli düzeyde baskı uygulayabileceğini düşünmüyor. Buna ek olarak, kuzeyde yeterli askeri varlığımız yok. Bütün askeri kapasitemiz ülkenin ortasına ve güneyine odaklanmış durumda. Askerlerin kuzeye kaydırılması çok ciddi bir siyasi karar olur. İşte o açıdan diyorum - bu sorunu Irak savaşının başında halletmeliydik. Bu nedenle, şahsen, bu soruna yakın zamanda çözüm bulunabileceği konusunda ümitli değilim.”

    “ABD SİLAHLARI PKK’YA GEÇMİŞTİR”

    Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, ABD silahlarının PKK’nın eline geçtiğini açıkladığı hatırlatılınca, “Bu doğru olmasa şaşardım. Irak’a çok fazla silah sevk ettik. Sınırlar iyi korunmuyor, ülke içinde silahların kaydırılması zor değil. ABD bundan çok zarar gördü. Onun için Büyükelçi Şensoy’un açıklamasını sorgulamam. Ama, silahların PKK'nın eline geçmesine ABD’nin göz yumduğunu kesinlikle kabul etmem. Teröristlerin eline bizim silahlarımızın geçmesi hiçbir çıkarımıza hizmet etmez. PKK, Türkiye için sorun oluşturuyor, bu da ABD açısından Irak’taki durumu zorlaştırıyor. Büyükelçi Şensoy’a karşı çıkmıyorum ama yanlış sonuçlara varılmaması çok önemli. Irak güvenlik güçlerinin bu tür konularda hassasiyet göstermediği biliniyor. Irak çalışma grubunun raporlarında bu konuya yer verildi. Irak ordusuna veya polisine gönderilen silahların nasıl olur da bu tür kişilerin eline geçtiğini tahmin etmek zor değil. Ama ne yazık ki bu tür şeyler oluyor.”

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı