ABD’nin boğazına takılan jilet gibiyiz ne yutabiliyor, ne çıkartabiliyor

Nevşehir’e geçen hafta içinde bine yakın belediye başkanı geliyor. Birinci Yerel Yönetimler Dünya Barış Konferansı için.

Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver’den öğreniyorum ki, gelenler arasında Bağdat Vali ve Belediye Başkanı ile Felluce Belediye Başkanı da var. Onlarla görüşmek isteğimi iletiyorum Ünver’e. Olabilir, ama zaman sorunu var. Ertesi sabah 05.00’te Nevşehir’den ayrılıyor.

O zaman onlarla akşam sohbet fırsatı mümkün mü? Evet olabiliyor. Nevşehir’e salı gecesi saat 10.00’da ulaşıyorum. Röportaj saat 22.15’t e başlıyor.

Ancak, bir sorun var. İki başkan bir araya gelmek istemiyor. Biri Sünni, biri Şii. Ayrıca, biri geçmişte Saddam’a füzeyle saldırıyor, öteki Saddam döneminde belediye başkanlığına atanıyor. İkisi de, işgale karşı. Ancak, tanımları farklı. Amerikalılara karşı tutumları farklı. O nedenle, aynı karede görünmek istemiyorlar. Ancak, sorduğumda, birbirlerine karşı aykırı söz söylemiyorlar, buna dikkat ediyorlar.

Demek, ayrı ayrı görüşmek gerek. İlk görüşme Bağdat Valisi ile. Sabaha karşı bir buçukta bitiyor. Sonra Felluce Belediye Başkanı ile görüşme başlıyor. Sabah 03.30’da bitiyor. Uzun sürüyor, çünkü arada Arapça tercüman var. Röportaj merakım, savaş altında bir kent nasıl yönetiliyor, sorusundan kaynaklanıyor. Elbette, siyasal durum ve ABD işgalinin sohbette yer alması, çok doğal.

Ne zaman vali seçildiniz Bağdat’a?

- Bağdat Valiliği Irak’ta bakan düzeyindedir. Şehir Meclisi, 51 kişiden oluşur. 51 kişi kendi içinden birini vali seçer. 51 kişiyi Bağdat’ın bir milyon 750 seçmeni seçti. Amerika geldikten sonra.

Bağdat’ta her gün onlarca kişi ölüyor, intihar saldırıları... Siz de, vali ve belediye başkanlığına vekalet eden kişisiniz.

- Terör Irak halkına karşı. Çok katlı araba parkına bomba koydular, yüz kişi öldü. Yaralıları hastaneye taşıdık, bu sefer hastaneye intihar saldırısında bulundular.

Bu Amerikan işgaline direniş değil mi?

- Hiç kimse ülkesinde işgal istemez. Ama, şu anda Amerikan işgaline karşı direniş yok.

Bunca bomba neden patlıyor?

- ABD’ye silahlı ve siyasi direniş oldu. Madalyonun iki yüzü gibi. İşgal, bomba patlatmakla değil, ancak siyasi direnişle biter. Örneğin, biz siyaseti kullandık ve Necef’ten Amerikan askeri çekildi. Şu anda ABD, Necef’te hiçbir şeye karışmıyor. Ama, Bağdat’ta ABD hálá karışıyor.

TERÖRİSTİ BİZ YAKALIYORUZ AMERİKA BIRAKIYOR

Bağdat ABD işgali altında.

- Biz seçimle geldik. Meclis, hükümet; ben ve benim gibilerden kurulu. Biz, ABD’nin boğazına takılan jilet gibiyiz. Ne yutabiliyor, ne çıkartabiliyor. ABD büyük hata yaptı. Örneğin, savunma bakanlığı ile içişleri bakanlığını kaldırdı gibi bir şey.

Bağdat’ta terör neden durmuyor?

- ABD, dünyada kendisine direnen terör örgütlerinin hepsini Irak’ta topladı. Bağdat’ta terör onun için bitmiyor. Zerkavi gitsin, kendi ülkesi Ürdün’de savaş açsın ABD’ye, ama ABD onu Irak’ta karşılıyor. Çünkü, ABD Irak’ta uzun süre kalmak istiyor. Bağdat’ta güvenliği sağlamak istiyor, ama başaramıyor.

Vali olarak, sizin emniyet güçleriniz yok mu?

- Var, ama bizim poliste hafif silahlar var. Teröristlerin elindekiler ağır silahlar. Yoksa, sayı olarak polis yeterli.

Ne kadar?

- Sadece Bağdat’ta 13 bin polis var. Eksik silahın yanı sıra, terörü önceden öğrenebilmek için istihbarat gerek. İstihbarat eksik. Kaldı ki, teröristi biz yakalıyoruz, ertesi gün Amerika serbest bırakıyor.

Nasıl olur, teröriste karşı savaşmıyor mu?

- Savaşıyor, öldürüyor ya da yakalıyor ama sonra aynı süreç yeniden başlıyor. Çünkü, Irak’ı bırakmak istemiyor.

SÜNNİ-Şİİ ÇATIŞMASI ÇIKARMAK İSTİYORLAR

Dışarıdan öyle görünmüyor.

- Saddam dört milyon kişinin katili, ama hálá mahkemeye bile çıkarmıyor. Saddam’ı elinde öyle tutuyor.

Teröristi serbest bırakmasına siz itiraz etmiyor musunuz?

- Ediyoruz, ama nafile. Daha geçenlerde Amerika Ebu Garib Hapishanesi’nden bin kişiyi serbest bıraktı. İlk işgal güçleri Amerikalıydı. Şimdikiler gerçek Amerikalı değil. Amerikan vatandaşlığına geçmek isteyenler.

Garip uygulamalar.

- Bir ay boyunca Telafer’e güvenlik gücü göndermek istedik. Amerika kabul etmek istemedi. Orada 200 kişi öldü, ancak o zaman bizden yardım istedi. Amacı, Sünni-Şii çatışması çıksın ve bu yüz yıl sürsün.

Silahınız yokmuş, neden almıyorsunuz?

- Aldığımız silahlara Amerika sınırda el koydu. Halk, teröristlere karşı silahlanmak istiyor, ABD elinden alıyor. Teröristler çevre ülkelerden geliyor. O ülkelere mektup yazdık, bir şey değişmedi. Yakında terör o ülkeleri de vuracak.

24 YIL BOYUNCA KAÇTIM KARIM ADIMI 10 YIL ÖĞRENEMEDİ

1979’da Saddam Hüseyin’e suikast düzenlediğiniz doğru mu?

- Doğru. Peşmergelerle birlikteydim. Saddam’a o gün dokuz füze fırlattım, ama şans eseri kurtuldu. Füzeler sarayına isabet etti, ama kendisine bir şey olmadı.

Nasıl attınız füzeleri?

- GPS sistemiyle. Dört nokta aldık, düşey eksenle haritada yerini tesbit ettik. Santim şaşmadı. Hatta, Saddam o zaman açıkladı, sarayı vurdular, diye. Kendisine askeri darbe yapılıyor sandı.

Sonra ne oldu?

- Amerika Irak’a gelinceye kadar, hep kaçtım.

Yani 2003’e kadar 24 yıl boyunca kaçtınız mı?

- Evet. İran’da, Suriye’de, Suudi Arabistan’da dolaştım. Öyle saklandım ki, on yıl eşim benim gerçek adımı bilmedi.

TERÖR AŞKI DEPREŞTİRİYOR EVLİLİKLER ARTTI

Savaş altında bir kentin ruh hali nasıl?

- Eskiyi herkes unutmak istiyor. Şimdi sıkıntı var, ama herkes, terle gelen lokma, refahla gelen lokmadan daha iyidir, düşüncesinde.

Yine de hiçbir hizmetin yürümediği bir kentte, bir de savaş, insanların psikolojisi çok bozuk olmalı.

- Biz, Saddam’a karşı direnenler çivi gibiyiz. Ne kadar çakarsanız, o kadar sabitleşiyoruz. Irak halkı Müslüman’dır. Peygamberin de güçlük çektiğini biliyor.

Yani, manevi güç alıyor bu karmaşa içinde, öyle mi?

- İnsanlar, günlük yaşamı aşmak için, kendi kendilerine telkinde bulunuyor.

Savaşla birlikte, insanlar normal yaşamı sürdürmek istediklerine göre, örneğin savaşta aşk yaşanıyor mu?

- Terör, aşkı depreştiriyor. İnsanlar savaşta yine de aşk yaşıyor. Zaten biz çok savaş gördük.

ÊYa evlilikler?

- Savaşla birlikte arttı. Hem de çok arttı. Belki de, hayatın devam ettiğini gösterme, normal yaşamı sürdürme iddiası.

Çöpleri toplamadan önce bomba arıyoruz

Kentte belediye hizmetleri ne durumda? Örneğin su durumu nasıl?

- Bazen var, bazen yok. Su, Bağdat’a otuz kilometre öteden geliyor. Boruyu bombalıyorlar, üç gün su akmıyor. Suyumuz elektriğe bağlı. Elektrik direklerini uçuruyorlar. Suyu tankerlerle taşımak zorunda kalıyoruz.

Kentte elektrik durumu nasıl?

- 12 saat var, 12 saat yok. Elektrik direkleri uçunca, kanalizasyon taştı. Sular kesildi. Onarımı bir hafta sürdü. Vinç getirdik, elektrik kablolarını havaya kaldırdık, elektrik gelmesini sağladık. Kanalizasyonu temizlemek istedik, otuz ceset çıktı.

Hastanaler ya da bu pislikte salgın hastalıklar...

- Hizmet çok zayıf. Her gün ortalama elli kişi ölüyor, bin kişi yaralanıyor. Yetişmek mümkün değil.

Çöp toplama?

- Çok zor ve çok zaman alıyor. Çünkü, çöpe bomba bırakıyorlar. Biz önce çöpte bomba var mı, yok mu, onu araştırıyoruz. Toplama ondan sonra.

Böyle bir kent savaş altında nasıl yönetilir?

- Bir atasözümüz var. Dağı çekiçle eritebilirsiniz, ama iradeniz güçlüyse. Irak halkına otuz yıldır görmediği özgürlüğü vermeye çalışıyoruz. Her hafta TV’de konuşuyorum.

İnsanlar size ulaşabiliyor mu?

- Haftada bir gün herkes geliyor, derdini anlatıyor.

SU ŞEBEKESİ YAPIMINI JAPONLARA VERDİM

Paranız var mı?

- İki aydır var. 1992-2004 arasında Bağdat’ta kişi başına üç dolar harcanmış kentte, rahat yaşamaları için. Oniki yılda 250 milyon dolar. Oysa, ben sadece bu yıl için 250 milyon dolar aldım. Paranın bir bölümü komşu ülkelerden hibe.

Gıda maddeleri yeterli mi?

- Yiyecek yeterli.

Okullar, üniversiteler...

- Ölürsek birlikte ölelim mantığı ile okulları açık tutuyoruz.

Bağdat savaş öncesi haline nasıl dönecek. Her yer yıkılmış durumda.

- Binalar bana ait değil. Hükümet onarım planı yaptı. Ben de yeni bir kent planı yaptım. Savaşla birlikte, Bağdat’ın nüfusu arttı. Şimdi onlara da konut ve diğer hizmetler gerek.

Bağdat eski Bağdat olur mu?

- Bağdat’ı yeniden inşa için yapılan planı özel sektöre verdik. Proje çok, ama para yok. Genel kural, inşaat için ihaleye çıkmaktır. Ben, ihaleye çıkmadan projeleri vereceğim. Örneğin, yeni su şebekesinin yapımını Japonlara verdim.

AMMAR FEVZİ SEED (FELLUCE BELEDİYE BAŞKANI)

Asıl görevim, insanların mülkiyetini korumak savaşta mülkiyete tecavüz çok fazla

Saddam döneminde atandığınıza göre, eski rejimle ilişkileriniz düzgün olmalı.

- Irak’ta eskiden durum şöyleydi: İstediğini yap, sadece Saddam’ın iktidarına ve güvenliğine dokunma. Saddam, Irak’ın iyiliğini istedi ama hatası, insanlara yetki dağıtmıyordu.

Saddam iyi biriydi yani...

- Güvenlik kurmak için otorite kullandı.

Mümkün olsa, yeniden dönse...

- Saddam, Irak’ın bir dönemi. Artık bir daha tekrarlanmaz. Ama, şimdi de devlet yıkıldı.

Saddam’a biraz sempatiyle mi bakıyorsunuz?

- Belki biraz hoşgörü vardır, güven içinde yaşamaktan dolayı.

Saddam döneminde atandığınıza göre, şimdiki yönetim sizi neden görevden almadı?

- İşgalden sonra, ben Eyalet Meclisi tarafından seçildim. Merkezi hükümet beni görevden alamaz, yetkisi yok. Ben Felluce halkına hizmet veriyorum, Bağdat yönetimine değil. O yönetimin çoğu dışarıdan geldi.

Felluce en kanlı olayların yaşandığı kentlerden biri, neden?

- Felluce muhafazakar ve İslam’a bağlı. Felluce’nin hedefi İslami bir devlet kurulmasıdır. Felluce işgale direniyor. Bağdat’ta terör var, oysa Felluce’de halkın işgale direnişi var.

Terör ayrı, direniş ayrı.

- Terör Irak’a dışarıdan geldi. Dışarıdan gelenler, para dağıtıyor ve Amerika’yı çökertmeye çalışıyor. Ama, işgale direniş, başka bölgelerde de var. ABD Felluce’yi kuşattı, ama içeri girmekte zorlanıyor.

Belediye başkanı olarak, siz de direnişin içinde misiniz?

- Benim görevim halka hizmet götürmek. Bir milyon 600 bin kişiye.

En çok adam kaçırmalar sizin bölgenizde.

- Kimsede para yok. Bu yüzden. Belediyenin de yok.

Bu durumda nasıl hizmet veriyorsunuz?

- Belediye hizmetleri şu anda durdu. Sadece temizlik yapıyoruz. Onun da parasını devlet veriyor.

Ya diğer hizmetler?

- Elektrik iki saat var, iki saat yok. Su öyle. Ama, sokakları her gün temizliyoruz. Felluce’de her gün çatışma var, yine de kenti temiz tutmaya çalışıyoruz. Ne var ki, yıkıntıları kaldıramadık hálá. Yıkılan evlere tazminat ödemeyi düşünüyorum da, dediğim gibi para yok.

Felluce kuşatma altında, dediniz.

- ABD, evlere keskin nişancılar (sniper) yerleştirmeye çalışıyor. Bir hareket oldu mu, ateş ediyorlar. Köprüleri oniki saat kapatıyorlar. Gece de sokağa çıkma yasağı var.

Bu koşulda kent yönetimi...

- Savaşta kent yönetmek çok güç. İşgal bitsin, kenti eski haline getiririz. Yeter ki, bitsin. Şimdi benim belediye başkanı olarak asıl görevim, insanların mülkiyetini korumak. Savaşta, mülkiyete tecavüz çok fazla.
Yazarın Tüm Yazıları