"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

ABD’li Thuma, Zambiya’da 1954’te babasının kurduğu hastaneyi yönetiyor

ZAMBİYA’daki “sıtma turu”muzun ev sahibi Novartis’in Uluslararası Erişim ve Pazarlama Direktörü, Sıtma Girişimi Sorumlusu Hans Rietveld, üçüncü günün programını duyurdu:<br><br>- Başkent Lusaka’dan 1 saatlik uçuşla Macha’ya gideceğiz.

Sabah 08.00’de Lusaka Uluslararası Havalimanı’na gittik. 5-6’şar kişilik uçaklara bindik, 1 saatlik uçuş sonrası Macha Bölgesi’ne en yakın “toprak pist”li havaalanı gibi bir yere indik.


Bizi karşılayanlar arasında Macha Sıtma Enstitüsü Genel Müdürü Philip Thuma da vardı. Hemen araçlara binip, enstitüye doğru yola koyulduk. Enstitüye varınca, Thuma’yı dinleyerek laboratuvar ve
koğuşları gezdik:


- Bu hastaneyi babam 1954 yılında yaptı...


Biz tam, “Ne tesadüf, şimdi oğlu yönetiyor” diye düşünürken, Philip Thuma, ilgi çekici hayat öyküsünden de satır başları verdi:


- Ben de buralarda doğdum. Çocukluğum ve gençliğim Amerika’yla Zambiya
arasında geçti...


Philip Thuma,
şimdilerde 60’ına merdiven dayamış. Çocuklarını okutabilmek, ailesini geçindirebilmek için arada Amerika’da “para kazanmış”, sonra yine soluğu Zambiya’nın Macha bölgesinde almış.


Önce yetişkin erkeklerin bulunduğu koğuşa girdik:


- Burası bir sıtma enstitüsü ama hastaların yüzde 40’ı AIDS yüzünden burada...


Ardından kadınlar bölümüne yöneldik. Oradaki veriler de aynıydı. Sonra çocuk koğuşuna girdik:


- İnsana en acı veren şey, bazı çocukların AIDS’ten ölmesi... Bazı çocuklar AIDS’li doğuyor...


Philip Thuma
da, başında bulunduğu hastanenin temellerini atan babası gibi bir misyoner... Ekibinde kendisi gibi başka misyoner Amerikalılar da var. Turun ardından Philip Thuma’nın hazırladığı sunumu izledik:


Bu hastanede 208 yatak var. 160 bin nüfusa hitap ediyor.


Ülke geneli için istatistiki bilgi sağlamak mümkün değil. Sadece Macha’yla ilgili verilere sahibim.


1984’te bu bölgede 559 sıtma vakası vardı. 2001’de 1778’e kadar çıktı. Mücadelenin hızlandığı 2004 yılından itibaren vaka sayısında düşüşler oldu. Sıtma vakası 420’ye indi. 2005’te sıtma vakası 123’e inmişken, 2006’da programın biraz aksaması, sayıyı anında 565’e yükseltti.


Novartis’in önderlik ettiği programla 2009’da sıtma vakası sayısı bu bölgede 42’ye kadar indi.


Bu bölgede yılda 100’ün üzerinde olan sıtma ölümleri ise, 2009’un ilk 9 ayında 2’ye düştü.


Philip Thuma
, sıtmayla mücadelede ulaşılan sonucu anlatırken, asıl tehlikenin altını çizdi:


- Buradaki en büyük tehlike olan AIDS’e karşı savaşta aynı başarıyı elde etmek hiç de kolay değil.


Dünya domuz gribi paniği yaşarken, Novartis gibi bazı ilaç şirketlerinin önderlik ettiği program, Zambiya’yı, komşularını sıtmadan arındırmaya yeter mi?


Asıl büyük tehlike AIDS’e “dur” deme gücü bulunabilir mi?

 

Pilot önce duasını yaptı sonra motoru çalıştırdı

 

ZAMBİYA’nın başkenti Lusaka’daki uluslararası havalimanına gidip, bineceğimiz uçakların boyutlarını görünce hepimiz tedirgin olduk:


- Daha eli yüzü düzgün uçak yok muydu?


Novartis Türkiye’nin Dış İlişkiler Koordinatörü Mehmet Ateş, özür diledi:


- Zambiya içinde bir başka uçuş olduğunu bana söylemişlerdi ama uçaklar konusunda bilgim yoktu...


Hepimizde oluşan tedirginliği dağıtmak için önceki deneyimime sarıldım:


- Ben aslında İstanbul’daki Astoria Alışveriş Merkezi’nin çekilişle verdiği uçakla yarım saatlik bir tur atmıştım. Uçuş iyi geçmişti. Üstelik o uçak bunlardan daha küçüktü, pilot dahil 4 kişi binebilmiştik.


Radikal’in Ekonomi Müdürü Ruhi Sanyer, uçağın yaşına dikkat çekti:


- Astoria’nın uçağı yeniydi. Bu uçak çok eski, lastikleri de kabak görünüyor.


Kanadalı misyoner pilot, tedirgin olduğumuzu görünce rahatlatmaya çalıştı.


- Ben 20 yıldır bu uçağı kullanıyorum...


Tedirgin olsak da artık dönüşü yoktu... Uçağa bindik, pilot kemerleri bağlamamıza yardım etti. Motoru çalıştırmadan önce duaya başladı:


- Tanrım, bugün bu insanlarla birlikte güvenli bir uçuş geçirmemize yardım et...

 

6 eşi olan da var çocuğunun kimden olduğunu bilmeyen de

 

UÇAĞIN boyutu ve yaşı yüzünden tedirgin başlayan 1 saatlik uçuşun ardından ABFA-Macha Havaalanı’na (sadece toprak pisti olan bir yer) indik.


Macha Sıtma Enstitüsü ve Chilala Sağlık Merkezi’ne doğru giderken, Zimbabve doğumlu Zambiya vatandaşı şoförümüzle sohbet ettik:


- Kızlarımız 13-14 yaşında anne oluyor... Evlilik dışı çok çocuk sahibi olan var.


- Evlilikler nasıl? Çok eşlilik var mı?


- Elbette... 6 eşi olanlar da var.

 

- Ya sen?


- Benim bir karım var.


- Başka düşünüyor musun?


- Asla düşünmem... Doğrusu da benim yaptığım.


- AIDS, ülkeniz için büyük tehlike...


- Ailede bir erkek ölüyor, eşi hemen kardeşinin eşi oluveriyor.


- Bu bir gelenek midir?


- Evet... Ölen arkadaşının eşini alanlar da var... Bu kadar karmaşık ilişki ve uyuşturucu, AIDS riskini iyice artırıyor.

Bu durumu akşam buluştuğumuz Horizon Educational Trust’ın Başkanı Medet Önel’le paylaştık, daha önce görev yaptığı Güney Afrika’dan örnek verdi:


- Çocuğunun babasını bile bilmeyen öğrenci velisi anneler de gördüm ben...


İngiltere, dilinden sağdan direksiyonlu araç kullanımına kadar eski Kuzey Rodezya olan Zambiya’da önemli izler bırakmış...


Kapalı alanlarda sigara içme yasağı gibi medeni bir olay da Zambiya’ya kadar uzanmış...


Ya AIDS belası ne olacak?

 

Bu insanlar için ölümü göze aldım

 

MACHA Sıtma Enstitüsü ve Chilala Sağlık Merkezi turunun ardından Lusaka’ya dönmek üzere ABFA-Macha Havaalanı’na yöneldik.


Uçağımızın pilotu, eşi ve 3 haftalık bebeğiyle birlikteydi. Başta AIDS ve sıtma olmak üzere her türlü bulaşıcı hastalığın kol gezdiği bir ortamda 3 haftalık bebekle dolaşabilmeleri büyük cesaretti.


Pilotun eşine sordum:


- Lusaka’da mı yaşıyorsunuz?


- Hayır Macha’dayız.


- Siz de Kanadalı mısınız?


- Ben Avustralyalıyım.


- Burada mutlu musunuz?


- Elbette...


- Sizi buralara çeken ne?


Havaalanını biraz daha iyileştirmek için çalışan onlarca Zambiyalıyı göstererek, tipik bir misyoner yanıtı verdi:


- Bu insanlar için ölümü de göze aldım.

 

Türkiye’de sıtma ne durumda

 

NOVARTİS Türkiye’nin verilerine göre, sıtmaya “artık gerilerde kaldı” diye bakmamak gerekiyor. 1980’li yıllarda Türkiye’de “yerli olgu” oranı yüzde 60’lardayken, 1998’de bu oran yüzde 83’e çıktı...Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Siirt, sıtma açısından dikkat edilmesi gereken iller arasında sayılıyor. Türkiye’nin bu konudaki avantajı da, “yerli olguların anti sıtma ilaçlarına karşı direnç geliştirmemesi” şeklinde dile getiriliyor. 

X