Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ABD Elçiliği CHP’li Kart ile görüştü

“TÜRK halkı ve seçim süreci bu anlattıklarınızın çözüm ortamını yaratacaktır. Bu bakış açısıyla, seçimleri büyük ilgiyle izleyeceğiz.”

Bu sözler Amerika’nın Ankara Büyükelçiliği yetkilisine ait.
ABD Büyükelçisi Ricciardone Odatv baskını üzerine sorulan soruya, “Türkiye’de hükümet bir yandan basın özgürlüğünden söz ediyor, diğer taraftan gazeteciler gözaltına alınıyor, bunu anlamıyoruz” diyor.
Bu sözü ciddi yankı uyandırıyor, aynı zamanda AKP’nin hışmına uğruyor.
AKP’den ve hükümetten büyükelçiye eleştiriler yöneltildiği saatlerde ABD Büyükelçiliğinden bir yetkili CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ile Meclisteki odasında görüşüyor.
İlginizi çekiyor mu bu olay?
Üstelik Washington’dan büyükelçiye destek gelmişken.
‘HEDEF MECLİS’
ABD yetkilisi “Türkiye’de neler oluyor, CHP bunlara nasıl bakıyor” merakında. Atilla Kart çok açık:
“Amerika’ya karşı bizim ideolojik saplantımız yok. Bizim temel ölçülerimiz demokrasi, hukuk ve insan hakları. Ne
yazık ki, Amerika’nın ve AB’nin bu ölçülerle bağdaşmayan tavırları var.
2003 ve 2004’te AKP iktidarına ciddi kredi açıldı. Biz o zaman da söyledik ve bugünlere geldik.
Örneğin, Odatv’de şiddet var mı? Yok. Odatv’nin söylediklerini biz yıllardır söylüyoruz. Baskı karşısında sayıları azalan bazı sivil toplum kuruluşları söylüyor. Bunun anlamı sıra bize gelecek. Nihai hedef aslında Meclistir. Hukuk deniyor, ama hukuk dışı uygulamalar her gün birbirini izliyor. Basın büyük baskı altında.”
Atilla Kart kaygılarını sıralıyor, çeşitli örnekler veriyor, yaşadığımız koşulları “Mc Carthy dönemi” olarak niteliyor ve ekliyor:
“WikiLeaks belgeleri üzerine, Amerika ve Fransa İsviçre bankalarındaki hesapların açılmasını sağladı, bizde de bir girişim oldu, ama sonu gelmedi. Para var mı, yok mu, varsa kime ait bilmiyoruz”.
Bunları dinleyen Amerikalı yetkili, “hükümetin, hukuk dahil, demokratik kurum ve
süreçleri kontrolünden tedirginsiniz” diyor.
Atilla Kart onaylıyor, kendi açısından genel bir Türkiye fotoğrafı aktarıyor.
Amerikalı yetkili doğru bir yere işaret ediyor, seçime. Seçimin çözüm yaratacağını vurguluyor, seçimi büyük ilgiyle izleyeceklerini söylüyor.
Böyle bir ortamda, bir muhalefet milletvekili ile böyle bir görüşme, belli ki, Amerika da burada olup bitenlerden memnun değil. Büyükelçinin sözleri bunun kanıtı.
Üstüne üstlük Atilla Kart ile görüşmek, o kanıtın tuzu biberi.

Haşim Kılıç için reddi hakim

“YARGIÇ olarak, sen bu davaya bakamazsın, sen tarafsın, biz seni bu davada istemiyoruz”. Bunun adı hukuk dilinde, reddi hakim.
Yüksek yargıyı yeniden düzenleyen yasaya CHP,”iktidar bu yasayla yargıyı ele geçiriyor” diye bakıyor. Yasanın iptali için Anayasa
Mahkemesinde bugün, yarın dava açacak. Ama, farklı açacak.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle, reddi hakim talebinde bulunacak. CHP, Haşim Kılıç’ın tavır ve demeçleriyle AKP paralelinde davrandığına inanıyor. Yüksek yargıyı, “yıllarca uyudular” diye eleştiren bir başkanın, yüksek yargı davasında tarafsız kalamayacağını düşünüyor. Kılıç’a, “seni bu davada istemiyoruz” diyor.
Reddi hakim talebi, hele de Anayasa Mahkemesinde sıradan bir talep değil. Dün eski başkanlardan Yekta Güngör Özden’e soruyorum. Özden:
“Böyle bir talep 1989’da benim başıma geldi. Türbanı reddetmiştik. O tarihte bir panelde, bir soru üzerine, ben Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazetede yayınlanan türban kararı gerekçesinin son paragrafını okudum. Bir ay sonra aynı yasa yeniden önümüze geldi, ama benim panelde okuduğum paragrafa dayanarak, reddi hakim talebinde bulunuldu”.
Anayasa Mahkemesi o tarihte bu isteği oy birliği ile geri çeviriyor. Buna rağmen, Yekta Güngör Özden ikinci türban davasına girmiyor.
Belki, Haşim Kılıç’a örnek olur.

TiVi yıldızı itiraf etti

HERHANGİ bir siyasal, hukuksal, sosyal, sportif, icabında artistik olay patladığında TiVilerin yeni yıldızı Hüseyin Gülerce işbaşında.
Başlı başına medya uzmanı, büyük falcı, muhteşem kahin, F Tipi örgütleme üstadı Hüseyin Gülerce’ye Odatv baskını soruluyor. Hazret döktürüyor yine:
“Çok taraflı yayın yapıyorlardı.”
Demek, taraf olmak bu ülkede suç? Ama, hangi tarafta olmak suç?
Hazretin kendisi de, taraf. Hem de, ne taraf. Ancak, onu gözaltına alan filan yok. Gülerce, “taraflı yayın” ile iktidara muhalif yayını kastediyor. Farkında olmadan bunu itiraf ediyor.
Zaten demokrasi dediğin nedir ki? Tek ses olacak, başka taraf olmayacak. Sadece Hüseyin Gülerce’ler at koşturacak. Bunun için uğraşacak.

X