Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ABD bizde uranyum hafiyeliği yapıyor

İRAN’dan sonra Türkiye de, başımıza dert açar mı?

Bu kaygıyı Amerika taşıyor. İran gibi, Türkiye de uranyumu zenginleştirerek nükleer enerji üretir ve bunu başka amaçlarla kullanır mı?

Son birkaç yıl içinde Amerika Türkiye’de hafiyeliğe soyunuyor. Bu başka türlü bir hafiyelik. Türkiye’deki uranyumu takibe alıyor. Uranyumu Türkiye’nin nasıl kullandığını izliyor ve kontrol altına almaya çalışıyor.

İran’dan çok daha önce, nükleer enerji üretiminde dili iki kez fena halde yanıyor. Biri Hindistan, diğeri Pakistan.

Ülkelerin arka arkaya nükleer enerji üretmeleri Amerika’yı telaşlandırıyor.

ERDOĞAN-ÖYMEN

19 Mayıs törenleri için Anıtkabir ziyaretine CHP adına dün Onur Öymen katılıyor.

Oysa, CHP Genel Başkanı Vekili Cevdet Selvi, CHP’yi temsilen Selvi’nin katılması gerek. Ama, Selvi rahatsız olduğu için, Öymen’e rica ediyor.

Öymen Anıtkabir’de dün Başbakan Erdoğan ile birlikte yürüyor. Yürüyüş sırasındaki sohbetleri, İran’da imzalanan anlaşmaya dönük. Erdoğan CHP ile ilgili tek söz etmiyor.

Öymen, Dışişlerinde görevli iken, Erdoğan’a nükleer enerji ile ilgili başından geçmiş ilginç bir deneyi aktarıyor:

“Yıllar önce, biz Pakistan’a bir sanayi ürünü ihraç ediyoruz. Amerika bize dayatmaya başladı, o ürünü satmayın, çünkü Pakistan onunla nükleer silah yapacak, diyor da, başka bir şey demiyor.”

Gerçi, Öymen dün anlatmıyor ama, ben o yıllarda izlediğim için, biliyorum, Türkiye o ürünü Pakistan’a satmaktan vazgeçmek zorunda kalıyor.

Öymen Erdoğan’a anlatmayı sürdürüyor:

“Bize bastırdı ama, nükleer enerji üretince, Amerika gitti, Pakistan’la anlaşma imzaladı. Siz o dosyayı incelerseniz, her şeyi göreceksiniz.”
Başkalarını uyarırlar, hır çıkartırlar, sonunda anlaşma masasına otururlar.

TESİSLER DURUYOR

Öymen bunu neden anlatıyor? Çünkü, Erdoğan kaygılı:

“İran anlaşmada yer aldığı gibi, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeli.”

Bunu söylemesinin nedeni, Amerika, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya’nın Güvenlik Konseyi’nden İran aleyhine yine de yaptırım kararı çıkarma ihtimali.

İran anlaşmaya rağmen, ayak sürter ve böyle bir karar çıkarsa, Türkiye’nin bütün çabası boşa gidecek. Oynadığı rolden dolayı elde ettiği cakası da, sönecek.

Amerika ile Rusya’nın başını çektiği gurup İran’a güvenmiyor. Çünkü:

İran’ın tesisleri olduğu gibi duruyor, takasa rağmen, İran yine de uranyum zenginleştirmesine gidebilir.

İki büyük soru ortada.

1- Beş büyük ülkenin girişiminden sonra, İran hâlâ takas işlemine girer mi?

Sanki biraz zor. Mürekkebi kurumamış anlaşma, hooop gümmm.

2- Ya diğer konu?

Amerika’nın bizdeki uranyumu sıkı takibe almasına ne diyeceğiz?

Göçükte bıktıran tekrarlar

ORALARDA hayat duruyor. Herkes aynı konuya odaklanıyor. Eğer, bir ülkede maden ocağı çöküyorsa, ülke bütünüyle bu felaketi yaşıyor ve tartışıyor.

Kömür dünyanın dört bir yanında üretiliyor. Amerika’dan, Avustralya’ya kadar, ve pek çok Avrupa ülkesinde. Oralarda da zaman zaman maden göçükleri yaşanıyor. Ama:

Türkiye’de yaşanan maden göçükleri, Avrupa’nın beş katına yakın. Türkiye dünyada Çin ile birlikte, bu kazalarda başı çekiyor. Avrupa’da en önde.
Son olarak Zonguldak Karadon felaketi.

Denetlemeymiş, resmi raporuymuş, bilmem ne imiş, onların hiç birine inanmıyorum. Ben yaşadığımız kazalara, yitirdiğimiz insanlara bakıyorum. Kazaların hiç biri tesadüf ya da kader değil. Çoğu ihmal, vurdum duymazlık, laubalilik, insana verilen değerin yerlerde sürünmesi.

Bir kazadan ötekine ve aynı teselli lafları. Bıktıran tekrarlar. Hayatlar sönüyor, aileler yıkılıyor.

Bu arada, Bursa ve Balıkesir’de çöken maden ocaklarının sahipleri yargılanıyor, tutuksuz.

X