"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Abazanlığın faturası kadına kesiliyor

Dekolte giyen kadın, tacizciyi tahrik etmiş. Bunu öne süren bir ilahiyat profesörü. Ve aynen türban gibi, dekolte de bir kadın-erkek sorunu. “Görünmemeyi” ve ikinci sınıf olmayı reddeden kadının “namussuz” addedilişi...

Gün geçmiyor ki şuur fakiri bir yorum haberlerde karşımıza çıkmasın.
Bunun son örneği hem de bir üniversite profesörü kaynaklı.
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker...
Bu titrlerin topunu isminin başına kondurmak için kim bilir kaç yıl okumuş yazmış bir insandan izan sahibi bir söz beklerdik, değil mi? Ne de olsa titrini söylerken bile nefesimiz kesiliyor...
Beyefendi ne desinler beklersiniz?
“Dekolte giyen kadın, tacizciyi tahrik eder. Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değildir.”
Haklısınız sayın profesör. Bence sorunu kökten çözmek için topumuz çarşaf giyelim. Ne siz erkeklerin ne de biz kadınların başı ağrısın. Zihniyetiniz bu ne de olsa.
Burada da bitmiyor sözleri. Devam ediyor:
“Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçludur ama kadının da suçu gözardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur.”
Tacizin dekolteyle ilgisi olduğunu düşünmek son derece cahilce.
Öyle çok uzağa değil, burnumuzun dibindeki Atina’ya uzanalım. Sayın profesör bence gidip yerinde görsünler.
Atina’da, şehrin göbeğinde, bizim sahil şeridinde bile giymekten imtina edeceğimiz kısalıkta şortlarla gezer kızlar. Ve bırakın tacizi, bir Allah’ın kulu dönüp bakmaz. Bir seyahatte hatırlıyorum, dönüp bakan tek bizim Türk kafilesiydi.
Yani bu işin dekolteyle falan değil, açlıkla ilgisi var.
Kadınların açık saçıklığıyla değil, erkeklerin açlığıyla, abazanlığıyla, yontulmamışlığıyla, cinsel açmazıyla...

Dekolte giyen namussuzdu, değil mi?

Peki bir ilahiyat profesörü çıkıp neden suçu dekolteye, kadınlara atıyor? şundan...
Çünkü kadına mahrem olarak bakılıyor.
Buna göre kadınlar evden çıktıklarında örtünmelidir. Böylece namuslu tanınırlar. Bu şekilde yaşayanlara göre, mahrem olan kadın örtünür çünkü bedeninin cazibesini gizlemesi ve bakanları tahrik etmemesi gerekir.
Yıllardır tartışıp durduğumuz türban mesela...
Türban, “mahrem kalmak” demek. “Her şey görünür olamaz” demek.
Dini veya başka bir gerekçeyle örtünme, kadını mahrem olarak görmenin bir sonucu. Kadının örtünmek zorunda olması, onun hiyerarşide erkekten sonra gelen olarak tanımlanması anlamına geliyor. “Örtünen namusludur” denilerek türban iffetle özdeşleştiriliyor.
Yani aslında türban bir kadın erkek sorunu. Erkeğin mahremini koruma isteği.
Erkeğin kadına “Sen görünmeyeceksin” demesi.
Örtünen kadın erkeklerin gerisinde ve ikinci sınıf olmayı kabul ediyor.
Tersine dönelim. Dekolte...
Hadi açık açık deyiverin: “Dekolte giyen kadın namussuzdur ve pek tabii aranıyordur.”
“Aranan da belasını bulur.” Onların aklında işin özü budur.
X