Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AB zirve sonuçları kimseyi ilgilendirmedi

AVRUPA Birliği’nin Brüksel’de 10-11 Aralık’ta yapılan zirve sonuçlarının Türkiye’de tartışılmadığını fark ettiniz mi?

Haberlerin pek iyi olmamasından mı? Yoksa artık iyi haberler gelse de AB sürecini kimsenin umursamamasından mı kaynaklanıyor bu ilgisizlik?

Zirve sonuçlarının hiç tartışılmamasının tek nedeni DTP’nin kapatılması değil şüphesiz. Anayasa Mahkemesi’nin kararı tabii ki gündemi kapladı ama Brüksel’den çıkan sonuçlar da Türkiye açısından önemliydi.


Tuhaf olan Hükümet’in bile sonuçlarla ilgili fazla bir tepki göstermemesiydi. Daha doğrusu gösterdi. Üstelik bir değil iki açıklama yapıldı.


Başmüzakereci Bağış, sonuçların olumlu olduğunu söylerken, Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs’ın beş başlığın açılmasını ipotek altına almasını ve diğer AB üyesi ülkelerin bu talebe sessiz kalmalarını eleştirdi.


Muhalefet ise zaten ortada yok.


Türkiye’nin elli yıldan beri devlet politikası olan bir konu ile hiç ilgili değil. Karşı çıkma ve reddetme dışında ne yapıcı bir öneri geliyor muhalefetten, ne de kamuoyunu bilgilendirmek için olsun gelişmeleri sorguluyor.

HİÇ BİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ

Ben, Brüksel’den gelen haberlere daha etkili ve tek sesli bir yanıt verilmesini beklerdim.


Çünkü artık durum geçiştirilemeyecek bir hale geldi.


Bloke edilen fasıl sayısı 18’e yükseldi. Açılanlar da zaten kapatılamıyor. Bir iki yıl içinde açılacak fasıl da kalmayacak.


Bu sessizliğin nedeni, ek protokol kazasının savuşturulmuş olması galiba. Brüksel, Türkiye’nin ek protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle süreci tamamen durdurabilirdi. Bu olmadı.


İsveç’in başkanlık dönemindeki çabaları Türkiye’nin Kıbrıs bandıralı gemi ve uçaklara limanlarını açmadı diye yaptırım ile karşılaşmasını engelledi.


Yaptırım ile her zaman aynı şey kastedildi. Müzakerelerin dondurulması.  


Doğru ama müzakere sürecinin devam ediyor olması da giderek anlamsız bir hale gelmiyor mu?


Bu süreci yavaşlatan tabii ki Kıbrıs değil. Avrupa’da Türkiye’nin üyeliği konusunda ne tam bir mutabakat ne de siyasi irade var.


Türkiye’de var mı?Türkiye de artık bu süreçle pek ilgilenmiyor. Eğer öyle olmasaydı, ek protokol blokajı aşılabilirdi.


Avrupa kulislerinde uygun bir formül için çok önceden harekete geçilebilirdi pek âlâ. Kıbrıs’a izolasyonlar ile ilişkilendirilen ek protokol meselesi karşılıklı kademeli adımlarla devre dışı bırakılabilirdi.

BÖLGESEL GÜÇ HEDEFİ AVRUPASIZ MÜMKÜN MÜ?

Türkiye’nin çok yönlü dış politika hedefi Avrupa vizyonu ile bağlantılıdır. Avrupa vizyonunu kaybetmiş bir Türkiye’nin bölgesel etkisini devam ettirmesi mümkün değil. Ama Avrupa vizyonu da beş yıl önce edinilmiş bir statüyle yetinerek devam edemez. Türkiye Avrupa ile bütün ilişkilerini teknik bir sürece indirgememeli.

Aralık zirve sonucunun hiç de memnuniyet verici olmadığı daha net ifade edilmeli. Bu hedefin halka unutturulmaması için hem Türkiye Hükümeti, hem de Brüksel gayret göstermeli, çünkü halk olarak yakında bunu tamamen unutacağımızı hissediyorum.


Örneğin vize sorunu önümüzdeki dönemin gündemine oturmalı. Her iki taraf da, vize sorununa çözüm için kolları sıvamalı. Türkiye,vatandaşlarının dolaşım özgürlüğünün engellendiği tek aday ülke olmak durumundan bir an önce kurtarılmalıdır. Avrupa ile yükümlülükler üzerinden yürüyorsak bu da Türkiye’ye karşı
AB’nin anlaşmalardan doğan yükümlülüğüdür.

X