"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

AB’ye ikinci kez girdik!

SANIYORUM bir yıl geçmeden iki kez Avrupa Birliği’ne giren ilk ülke Türkiye oldu.18 Aralık 2004 sabahı gazetelerin birinci sayfalarından yansıyan şey şuydu:

Avrupa Birliği Müzakereler 2005 sonbaharında başlıyor.Bu yalan, ya da abartılmış bir haber değildi.O gün Brüksel’de elini sallasan başbakana değiyordu ve onlar böyle bir karar vermişlerdi. Gazetelerin yaptığı bu durumu yansıtmaktan ibaretti.3 Ekim günü gece yarısına kadar yaşananlardan sonra dün gazetelerin birinci sayfaları yine aynı şekildeydi.Bir haber iki kere tam sayfa verilir mi?Verilebildiğini ve bunun da çok normal olduğunu gördük.Bu bize bir şey daha gösteriyor: Çok ciddi tartışmalarla dolu bir süreçten geçeceğiz.Zaman zaman sevinip, zaman zaman aşağılandığımızı düşünerek üzüleceğiz.Buna hazırlıklı olmalıyız, çünkü gerçek bu.Kırk küsur yıllık süre içinde hedefe kilitlenirsek en zor dönemeçleri bile geçebileceğimizi de gördük çünkü.Artık ‘tam üye’ olacağımızı herkes kabul ediyor.Önümüzdeki yıllar içinde bunu tekrar tekrar kanıtlamak zorunda kalacağımızı bilelim ve hazırlıklı olalım.Ama bugünün tadını da çıkaralım!Hayalleri olmayan geleceği nasıl kurabilir kiMALATYA denilince çoğumuzun aklına şarkı olarak ‘Malatya, Malatya bulunmaz eşin’ gelir, bense Malatyalı Fahri’nin şarkısını mırıldanırım içimden: Sarı kurdelem sarı / dağlarda gördüm yari...Uçağımızın tekerlekleri Malatya Erhaç Havaalanı’na değdiğinde dilimde yine bu şarkı vardı.Doğan Yayın Holding’in ‘Anadolu’daki Avrupa’ toplantılarının ‘Malatya Buluşması’ bir mutlu tesadüf eseri, 4 Ekim gününe denk gelmişti.Ve konu da kaçınılmaz olarak bir gün önce Lüksemburg’da olup bitenlerin ilerideki yaşamlarımıza nasıl yön vereceğinde düğümlendi.Toplantımız, Anadolu’da benzerlerine az rastlanacak mükemmellikteki bir salondaydı.İnönü Üniversitesi’nin salonunu dolduranlar arasında sadece sanayici ve tüccarlar değil, öğrenciler ve öğretim üyeleri de vardı.Gördüğüm şey şu oldu: Türkiye bir gün önce AB’nin aday üyesi olduğunu dünyaya ilan etmiş ve fakat kimse bundan dolayı en ufak bir heyecan duymuyor!Özellikle de gençler!Hayallerinde önlerinde açılacak Avrupa kapıları yok. Orada master yapmak, orada iş bulmak, yeni bir hayat kurmak yok.Düşünüyorum da galiba günümüz gençliğinin hiçbir hayali yok!Hayali olmayan bir gençlik.Hayali olmayan bir insan kendisine nasıl bir gelecek kurabilir ki?Tamam, bizim kuşağımız gibi büyük hayaller kurup birbirlerini öldürmesinler ama bu yaşta hayalsiz de yaşanmaz ki!Konuştukça Malatya’daki işadamlarının daha büyük hayalleri olduğunu fark ediyorum.Kayısı unu yapmaktan, kayısı pekmezinin patentinden, kayısı cirosunu dörde beşe katlamaktan söz ediyorlar.Pamuk yetişmeyen bir ovanın orasına burasına dağılmış dev fabrikalarda, dışardan getirilen pamukla iplik yapıp, denim kumaşı üretmelerinden de belli oluyor bu durum.Yemekte, İnönü Üniversitesi’ni bitirmiş çok genç bir ‘tüccar’ ile konuşuyorum.Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, cep telefonu ithal edip bütün bölgeye dağılmış mağazalarında sattığını anlatıyor.Ona soruyorum: Bu bölgede en çok hangi tip telefon ilgi görüyor?Düşüncem o ki biraz eski de olsa ucuz modeller burada daha çok iş yapabilir.Yanıtı şöyle: ‘Bizim hemşerilerimiz en son model hangisiyse onu almak ister. Yeni model gelince, eskilerini satmak çok zor oluyor.’Doğu’nun insanı belli ki yaşamında sadece yenilik istiyor.Üniversite binasında kurulmuş İnönü Müzesi, bize Türkiye’nin çıktığı büyük yolculuğun nereden ve hangi şartlar altında başladığını bir kez daha hatırlatıyor.Havaalanına doğru giderken o büyük devrimcileri anıyorum bir kez daha.Bugünlere onlar sayesinde geldik, nur içinde yatsınlar.Müslüman takımında vaftiz olur mu?FENERBAHÇE-PSV maçından sonra yazdığım yazıda ‘eş durumundan Saracoğlu müdavimi’ Sedat Ergin Fenerbahçeli mi oluyor, diye sormuştum.Ergin’den bir açıklama aldım: ‘Beşiktaş’ı bırakıp Fenerbahçe’ye geçmem söz konusu olamaz. Ama Saracoğlu Stadı’ndaki havayı etkileyici bulduğumu gizlemiyorum, bu havayı yaratan Fenerbahçe yönetimini kutluyorum. Ayrıca tribünlerde küfür edilmemesini de takdir ediyorum. İnşallah biz de bu ölçüleri günün birinde yakalarız.’Aynı yazıda, ‘Sedat’ı vaftiz edeceğiz’ diye bir söz de sarf etmiştim. Bununla ilgili bir açıklama da bir Fenerbahçe taraftarından geldi.Şaka değil, aynen aktarıyorum: ‘Fenerbahçe bir Müslüman kulübü olduğu için Sedat Ergin’i vaftiz edeceğinizi söylemenizi yadırgadım. Müslüman kulübüne üyelik vaftizle olmaz!’

X