Gündem Haberleri

    AB Türkiye'yi almazsa ABD'nin arka bahçesinde kukla olur

    Hürriyet Haber
    09.09.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yazar Orhan Pamuk, AB'nin Türkiye’yi almaması durumunda, Amerika’nın kuklası olacağını söyledi. 23 Ekim’de Alman Barış Ödülü’nü alacak olan Pamuk, Bavyera’nın Bamberg kentinde yayımlanan Frankischer Tag gazetesinin sorularını yanıtladı. "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın reformlarından bu yana Türkiye’de önemli değişiklikler oldu. Dünyaya açık bir kişi haline dönüştü ama İslami köklerinden dolayı bazı endişeler dile getiriliyor?" sorusunu Pamuk, "Türkiye’de henüz o kadar büyük değişiklikler gerçekleşmedi. Yasalar değişiyordu. Ancak düşünce alışkanlıklarımız, kültürümüz, daima kendimizi ’kurban’ biçiminde algılayışımız fazla değişimin olmadığını gösteriyor. Avrupa Birliği’ne girişte yasal ve siyasi değişimin gerçekleşmesi umudu bulunuyor. Fakat örneğin, bana karşı açılan dava süreci savcıların yeteri kadar değişmediğini ortaya koyuyor. Bu yine, şimdiye kadar toplumda hoşgörünün de yeterli olmadığnı gösteriyor. Şu anda hala tamamen başlangıç noktasında bulunuyoruz" diye yanıtladı.ABD’NİN ARKA BAHÇESİNDEKİ KUKLAOrhan Pamuk, "Size göre Türkiye 1-15 yıl içinde bir AB üyesi haline gelirse Avrupa ne kazanır?" biçimindeki soruyu yanıtlarken de bunun her iki taraf için de büyük bir başarı olacağını söyledi. Pamuk, "Önce Avrupa için: Avrupa kendi kimliğini Hristiyanlık ve Avrupa tarihi üzerine değil hoşgörü ve çok kültürlü toplum üzerine oluşturmaya başlar. Bunu sağlamak için Avrupa’nın seçmenlerini en büyük milliyetçiler olmaktan çıkarması ve şunu açıklaması gerekecek: Şayet biz kendi kendimize Hristiyanlar olarak kalırsak, Çin, Hindistan gibi yükselen ekonomik güçlerle kendimizi kıyasladığımızda Amerika’nın arka bahçesinde kalan bir ’kukla’ olduğumuzu göreceğiz" örneğini verdi.Türkiye’nin gelecekteki yerini Avrupa Birliği’nde gördüğünü anımsatan ve "Ancak üyelik, Avrupa’da Türkiye karşıtı seslerin arttığı bir ortamda kolay ulaşılabilecek birşey olarak görünmüyor." değerlendirmesini yapan gazeteye Pamuk şu yanıtı verdi."Maalesef Türkiye’nin çok fazla yol aldığına inanmıyorum. Son bir yılda fazla birşey yapmadı. Türkiye Avrupa’nın kendisine önermiş olduklarını onaylamış, onlara rıza göstermiş durumda bulunuyor. Daha sonra malesef politikacılar Avrupa’da düşmanlığın yaygınlaşmasını sağladılar. Bu muhalefet ne sağ, ne sol bir muhalefetti, muğlaktı, derinliği ve kendi fikri yoktu. Avrupa’ya katılmadan önce de insanların korkuları vardı. Kimliğimizi kaybedecek miyiz, geleneklerimizi kaybedecekmiyiz. Bunlar abartıldı ve AB’ye katılım Türkiye’nin çıkarlarının elden çıkarılması ve ulusal gururunun yara alması biçiminde yansıtıldı. Ayrıca Avrupa Birliği’nde de, Birliğin kendi geleceği konusunda kafa karışıklığı ortaya çıktı."Frankischer Tag gazetesinin diğer soruları ve Orhan Pamuk’un yanıtları şöyle:Alman Barış Ödülü’nü Türkiye’den alan ikinci kişisiniz. Daha önce Yaşar Kemal almıştı, ikinizi bir yerde buluşturan başka neler var?Pamuk: O benden 30 yaş önde. Ancak onunla dost olmaktan gurur duyuyorum. Bizi bağlayan iki şey var. Bir tarafta Türk edebiyatı, diğer tarafta, 90’lardan başlayarak devlet politikasına karşı çıkış, herşeyden öte de Kürt politikasına karşı çıkış. Biz kendi kendimize daha fazla ifade özgürlüğü olması için çabaladık. Birçok şey yaptık, bunlar Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne yaklaştıran şeylerdi. Güç zamanlardı, ancak bende güzel izler bıraktı.Yaşar Kemal Türkiye’de politik olarak izlendi, yapıtları saygı gördü. Ancak yurttaşlarınız sizin başarınızı kıskanıyor gibi görünüyor. Neden?Pamuk: Türk okurları benim kitaplarımı çok sevmişlerdi. Ancak ben 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldüğü dediğimde bana öfke duyuldu, ancak yurttaşlarım benim kitaplarımı daima sevdiler. Bu basın tarafından abartıldı. Halk beni öfkeyle karşılamadı. Ancak öyle olsaydı bile görüşümü değiştirmezdim.Yapıtlarınızda doğu ve batı, İslami ve batı kültürünün karşılaşması önemli rol oynuyor. Bu neden ileri geliyor?Pamuk: Çünkü ben bir Türküm. Doğu ve batı Türkiye’de karşılaşıyor. İslamın bir parçasının Batılı olmak istediği bir yer. Bu Türkiye’nin 200 yıllık geçmişinintarihidir. Cumhuriyetin başlangıcından beri bu ülkeyi yöneten seçkinler ve iktidardaki sınıflar, çağdaşlaşmayı engellemeyi isteyenlere ve bunun için İslam’dan yararlananlara karşı mücadele etmişler."
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı