Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AB raporunun yorumu

    Hürriyet Haber
    17 Kasım 2001 - 00:00Son Güncelleme : 17 Kasım 2001 - 00:01

    GENEL olarak milli gündemde çok öncelikli bir yer işgal etmeyen Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği konusu AB Komisyonu'nun her yıl kasım ayında sunduğu ilerleme raporu ile bir süre canlanır. Bu yıl da böyle oldu. 13 Kasım'da açıklanan rapor günlerden beri enine boyuna irdeleniyor ve tartışılıyor. Kimileri raporun olumlu yönlerine, kimilerine de olumsuz yönlerine ağırlık veriyor. Aslında en doğru sözü TBMM'ndeki konuşmasında Mehmet Ali İrtemçelik söyledi: Rapor ‘‘normlar ışığında diplomatik nezaketin icaplarına olabildiğince özen gösterilerek karşımıza dikilen bir boy aynasıdır.’’ Gördüğümüzü beğenmiyorsak aynayı suçlamak kendimizi aldatmaktan başka bir şey olmaz.***İlerleme raporunun son derece kapsamlı ve derinlemesine bir çalışmanın ürünü olduğu kuşkusuz. Türkiye'yi rencide etmemek için çok dikkatle kaleme alınmış. IMF'e verilen niyet mektuplarını bile okumak zahmetine katlanmayan siyasi liderlerimizin, politikacılarımızın ve toptancı yorumcularımızın kendilerini hiç değilse bir defa zorlayarak bu 123 sayfalık raporu okuyacaklarını umarım.***Türkiye raporunu gereğince değerlendirmek için yine aynı tarihte yayımlanan ‘‘Stratejik belge’’yi de incelemekte yarar vardır. 13 aday ülkenin ilerleme raporlarının bir özetini içeren belge, bu ülkeler arasında bir kıyaslama yapmaya imkán veriyor. Türkiye ile diğer 12 ülkenin arasındaki fark onlara ait raporlarının giriş kısmının daha ilk cümlesinde ortaya çıkıyor. Hemen hepsi Kopenhag kriterlerine tamamen uymuş. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlık haklarını koruyan kurumların istikrarı teminat altına alınmış. Yolsuzlukla mücadelede kara para aklanmasının önlenmesi ve mali şeffaflığın sağlanması alanında ciddi adımlar atılmış. Ekonomik açıdan AB içindeki rekabet baskısınaa dayanabilecek bir pazar ekonomisi yaratmışlar. Ne yazık ki diğer raporlarla bir arada ele alındığında Türkiye raporunun içaçıcı olduğunu söylemek kolay değil. Ve Türkiye'den fersah fersah daha önde olan ülkelerin büyük çoğunluğu Türkiye'den 40 yıl sonra demokratik sisteme ve pazar ekonomisine geçmiş ülkeler.***Türkiye'ye ilişkin ilerleme raporunda 3 Ekim'de TBMM'de kabul edilen Anayasa değişikliklerinin insan hakları alanında önemli bir evrim teşkil ettiği belirtilmekle beraber, bunların hayata geçirilmesi için gerekli adımların henüz atılmadığı hatırlatılıyor. Uyum kanunları nitekim daha oluşturulmadı. Üstelik bu maksatla yapılan çalışmalara çok liberal bir zihniyetin egemen olmadığı haberleri ortalıkta dolaşıyor. AB ise sadece bu kanunları değil, fakat uygulamayı da gördükten sonra asıl değerlendirmesini yapacak. Rapor ayrıca temel özgürlükler alanında kısıtlamaların devam ettiğini ve Türkiye'nin şimdiki aşamada Kopenhag kriterlerine ulaşmış sayılamayacağını vurguluyor. Ekonomik değerlendirme de olumlu değil. Türkiye'nin AB içerisindeki rekabetle başa çıkabilecek bir pazar ekonomisi geliştirmesinin birbiri arkasından gelen finansal krizlerle geciktiğine işaret ediliyor. Siyasi ve ekonomik kriterlere uyum zorlukları yanında Kıbrıs sorununa ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda bir türlü giderilemeyen görüş ayrılıklarına da raporda yer verilmiş. Kısacası üyelik müzakerelerinin başlamasına müsait bir ortam henüz ufukta gözükmüyor. 1999 Helsinki Zirvesi'nin Türkiye'ye verdiği şansı kaçırmamız olasılığı oldukça kuvvetli.***İlerleme raporunda üzerinde durulması gereken birçok başka gözlem ve teşhis var. Çizilen tablo AB üyeliğimizden soyutlansa bile olabileceği kadar düşündürücü. İyice anlaşılıyor ki önümüzdeki ilk üç yıl Türkiye'nin çok uzun süreli mukadderatını tayin edecek. Hayati ve çetin kararlar almak gerekecek. Her şeyden önce uzak görüşlü, siyasi irade ve cesarete sahip, bugünkü dünya gerçeklerini kavrayabilen politik liderliğe ihtiyacımız var. Bunu nasıl bulacağız? Umudu asla kesmemekle.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı