Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AB puro keyfi vermeye başladı

<B>BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan,</B> Brüksel'de Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderleriyle yaptığı görüşmenin ardından, İspanya'nın Akdeniz'deki önemli turistik adalarından Mayorka'ya indiğinde oldukça mutluydu.

Mutluluğu, yılda neredeyse Türkiye'ye gelenlerin sayısına eşit düzeyde olan 10 milyon turiste ev sahipliği yapan bu şirin adanın güzelliğinden değildi.

Erdoğan, artık her Avrupa ziyaretinin ardından kendine daha çok güvenen lider profili çizmeye başladı.

Bunun ana nedeni de AB liderlerden gördüğü ilgi ve iltifat.

Erdoğan, AB'li muhataplarının karşısına, AB için gereken önemli reformları yapmış bir ülkenin başbakanı olarak çıkmanın keyfini yaşıyor bu görüşmelerde.

Brüksel ve Mayorka'da da hava farklı değildi.

Bu hava Erdoğan'a, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda daha güçlü tutum almasına da olanak sağlıyor.

Artık rahatlıkla, ‘‘Bizden önce üye olacak bazı ülkeler, AB kriterleri bakımından bizim gerimizde kaldılar. Onların eksikliklerine ses çıkarmıyor, aksine kucaklıyorsunuz; ama sıra bizim eksikliklerimize gelince kucaklıyor musunuz, itiyor musunuz belli değil’’ deme hakkını kendinde bulabiliyor, bu sözlerini örneklerle güçlendirebiliyor.

TEŞVİK Mİ, KORKU MU?

Erdoğan,
bu sözleri söylerken AB karar sürecindeki muhataplarına, ‘‘Bizde kuşku bırakmayın’’ mesajı da veriyordu.

Çünkü, Erdoğan, son görüşmelerinde de olduğu gibi, ‘‘Öyle hızlı gelişme gösteriyorsunuz ki, tahminlerimizin aksine Romanya ve Bulgaristan'dan önce de üye olabilirsiniz’’ sözlerini sık sık duymaya başladı.

Ancak bu sözleri, ‘‘Aman ne güzel, iyi gidiyorsunuz’’ diye mi, yoksa ‘‘Aman Türkler beklediğimizden hızlı gidiyor’’ biçiminde de mi okumak gerektiği konusunda netleşmiş değil.

Erdoğan'ın sözlerine bakıldığında, Türkiye'nin üyeliğine inancı tam ve bundan sonra yapılması gerekenler konusundaki kararlılığını sürdürme konusunda da net.

Bu nedenle sürekli, ‘‘AB bizim için olmazsa olmaz değil, yaptıklarımız kendi ülkemiz için’’ vurgusunu yapsa da Erdoğan, AB karar mekanizmasında yer alanları önümüzdeki süreçte de hiç rahat bırakmayacak gibi.

UYGULAYICILARA GÖZALTI

Yapılması gereken yeni düzenlemelerle ilgili hızlı davranacak olan Erdoğan, AB çevrelerinin çok önem verdiği uygulama konusunda da bürokrasi üzerinde kişisel ağırlığını hissettirmeye başlayacak.

Bu şekilde uygulama sürecini hızlandırmaya katkıyı hedefleyen Erdoğan, önümüzdeki yıl, Türkiye ile ilgili kararın verilmesinden önce, AB ülkelerine yeni bir tur yapmayı planlıyor.

Böylesi bir turu geçen yıl Kopenhag zirvesi öncesinde AKP Genel Başkanı sıfatıyla yapan Erdoğan, bu kez başbakan sıfatını da taşıyor olacak.

Turunu daha güçlü bir başbakan olarak yapmak için uygulamalara ağırlık verecek; amiyane tabiriyle, uygulayıcıların kafasında boza pişirecek.

Bu tablo, AB için emek veren bürokratları da son derece mutlu ediyor.

Erdoğan'la da sık sık AB seyahatine çıkan bir bürokrata Mayorka'da, puro içerken görünce, ‘‘Puro kullanmazdınız, buranın güzelliği mi sizi etkiledi’’ diye takıldım.

Yanıtı yorum gerektirmeyecek kadar açıktı:

‘‘Daha güzel nedenim var. AB konusunda o kadar iyi şeyler duymaya başladım ki, bunun keyfini, 20 yıl aradan sonra bir puro içerek çıkarmak istedim.’’
X