Dünya Haberleri

DÜNYA

    AB: Mal bildirimi denetlenmezse işlemez

    ANKA
    31.07.2007 - 09:39 | Son Güncelleme:

    AB Komisyonu, Topluluğa yeni katılan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde yaşanan deneyimlerin toplamından hareket ederek, ülkelere, organize suçla mücadele ve yargı reformu konusunda 22 tavsiye hazırladı.

    AB Komisyonu, “Mal bildirimi mekanizması, sadece sonradan denetim yapılırsa işler” derken, mal bildirimini denetleyen kuruluşların siyasi iktidardan bağımsız olmasını önerdi.

    AB tarafından düzenlenen bir seminerde, adalet ve içişleri alanında, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinin katılımıyla gerçekleşen beşinci genişlemeden elde edilen dersler ve saptanan tavsiyeler maddeler halinde yayınlandı.

    YOLSUZLUK VE ORGANİZE SUÇLA MÜCADELE TAVSİYELERİ

    “Yolsuzluk ve organize suçla mücadele” alanında 15 tavsiyenin ilkinde, “siyasi niyet, herhangi bir hedefi başarmak için esastır. Dış baskı, belirli bir ölçüde siyasi niyet yaratılmasına yardımcı olabilir. Ancak, politik niyet samimi değilse sonuçlar da sınırlı olabilir” denildi.

    MAL BİLDİRİMİ SORUNU

    AB Komisyonu Türkiye’de zaman zaman tartışıldıktan sonra küllenen “mal bildirimi” konusunda şu tavsiyede bulundu:

    “-Siyasetçilerin mal bildirimleri sadece bu gibi bildirimler yapıldıktan sonra kontrol edilirse işler ve eğer ihtiyaç varsa düzeltici kurallar konulmasına öncülük eder. Mal bildirimlerini denetleyen kuruluş bağımsız olarak çalışmalı. (Böylece, incelenecek kişi, bu kuruma personel alma ya da uzaklaştırmada karar veren kişi konumunda olamayacaktır.)”

    TÜRKİYE’DEKİ TARTIŞMA

    Türkiye’de milletvekilleri örneğin 22’nci dönem parlamentosunun başında mal bildiriminde bulundular. Mal bildirimleri TBMM’nin kasalarında saklanıyor. Ancak aradan geçen 4,5 yılda gayrı menkul ya da nakit mallarında ne kadar artış gerçekleştiği, mevzuata göre ancak kovuşturma söz konusu olduğunda incelenebiliyor. Geçen dönem bazı milletvekilleri örneğin TOKİ’ye mektup yazıp kendilerine Bilkent’in lüks konutlarından indirimli fiyata ev satılmasını talep etmişlerdi.

    CHP’den Algan Hacaloğlu ise bir etik yasa teklifi hazırlayarak yasama dönemi boyunca milletvekillerinin malvarlıklarının kamuoyuna açıklanabilmesine olanak tanınmasını önermişti.

    Hacaloğlu, “3628 sayılı yasa ile öngörülen mal bildirimlerinde saydamlığın öngörülmemiş olması, uygulamayı işlevsiz kılmaktadır. Meclisimizin kilitli dolaplarında küflenmeye terk edilen, toplumuzdan saklanan milletvekili mal bildirimleri yasakçı, halktan kopuk siyaset anlayışının en tipik uygulamasına dönüşmüştür. Ülkemizde, milletvekilleriyle ilgili siyasi etik, ahlak kuralları, Batı demokrasileri standartlarında uygulamaya konulmadığı sürece, bankaların hortumlanması, ihalelere fesat karıştırılması, kredi kaynaklarının veya kamu arazilerinin yağmalanması, siyaset, sermaye, medya arasındaki ilkesiz ve kuralsız ilişkilerin sürdürülmesi, TBMM'nin ve siyasetin çıkar kuşatması altına alınması, sona erdirilemez, siyasetin saygınlığı korunamaz” görüşünü savunmuştu.

    Bireysel özgürlükler ve liberalizmin en etkin uygulandığı ABD’de milletvekillerinin mal bildirimleri her yıl bahar aylarında açıklanıyor ve basın kuruluşları ilgilendikleri milletvekillerinin mal beyanlarına ilişkin değerlendirme yapma hakkına sahip bulunuyorlar.

    DİĞER TAVSİYELER

    Genişleme kapsamında olan ülkelerden “Mücadelenin olası olumsuz sonuçlarından korkan ya da yolsuzluk ve organize suçlara karşı mücadele için istekli olmayan kişilere karşı” hazırlıklı olmasını isteyen AB Komisyonu’nun, hükümet ve yargı çevrelerine bulunduğu diğer tavsiyeler şöyle:

    “-Ülkedeki kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdümü sağlayın. Uzlaşılmış formatlarda karşılıklı veri değişimini gerçekleştirin, zamanı gelince de uzlaşılmış süreçleri uygulayın.

    -Ülke içinde işbirliği iyi çalışmaya başladığında, diğer ülkelerle ve uluslar arası kuruluşlarla da işbirliğini sağlayın.

    -Kara para aklama, insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı gibi konular için sektörel hedefler ve genel bir strateji tanımlayın. Organize suçu mümkün olduğu kadar kesin tanımlayın. Spesifik suçlar için açıkça standart cezalar belirleyin. Eylem planları bir strateji üzerine oturmalı, bütçeler ve hangi eylem için kim sorumlu tanımlamalı, tanımlama eylemin sonuçlanacağı tarihi de içermeli.

    -Özelleştirmeye başlamadan önce, özelleştirme ve kamu ihaleleriyle ilgili iyi tanımlanmış bir mevzuatın yürürlükte bulunmasını sağlayın. Hükümet kararnameleri çıkarma gibi, yasaların boşluklarından yararlanma olasılıklarını dışarıda tutun.

    -Siyasetçiler dahil kamu görevlilerinin çıkarlarının nerede başlayıp nerede bittiğine ve bunlara uyulmadığında uygulanacak açık yaptırımlara ilişkin açık bir tanımlama getirin.

    -Siyasi partilerin doğrudan ya da dolaylı finansmanı için kesin kurallar getirin.

    -Kovuşturmaları iyi eğitim görmüş kadrolarla, iyi donanımla ve liyakatli kişilerle yürütün. Yüksek maaşlar yolsuzluk riskini azaltır ancak ortadan kaldırmaz.

    -Siyasetçiler ‘rol model’ olduklarından haberdar bulunmalı. Yolsuzluk ve organize suçla mücadelede ‘yukarıdan aşağı’ yaklaşım yöntemine ihtiyaç vardır. Kimsenin rüşvet vermekten hoşlanmaması, küçük çaplı yolsuzluklarla mücadele için, yüksek düzey yolsuzluklarla mücadeleye de hitap eden elverişli bir zemin oluşturmaktadır.

    -Yolsuzlukla mücadelede kamu duyarlılığını artırıcı kampanyalar, kampanyada hedeflenen sektör ya da sektörler üzerinde olumsuz etkiden sakınmak için dikkatli bir şekilde hazırlanmalıdır.

    -Tanık koruma için özel mevzuat oluşturun ve bundan tam yararlanmayı sağlayın. Bu organize suçla mücadelede temel unsurdur. Makedonya için, ‘Tarama Danışmanı’ Sayın Mandoi’nin yardımıyla hazırlanan tanık koruma mevzuatı, bölge için bir ‘rol model’ işlevi görebilir.

    -Diğer ülkelerin tamamladıkları ‘tarama’ programlarından, örneğin mevzuatın hazırlanması, kurumların oluşturulması ve eğitim gereksinimlerinin tanımlanması alanlarında dersler alınabilir.

    -Son olarak, AB Komisyonu bir ‘hasım’ değil, bir ‘dost’ olarak addedilmeli. Komisyon mantıklı ve dürüst davranıldığı taktirde müspet bir ortaktır.”

    YARGI REFORMU

    AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu biriminin, seminer sonucu yargı alanında saptadığı 7 tavsiye de şöyle:

    “-Tüm kurumlara danışarak, yargıda genel orta ve uzun vadeli reform stratejisini saptayın. Anlayış ve sahiplenme oluşturmak ve gelecekteki tıkanmaları en aza indirmek için, stratejiyi tüm sektördekilerle geniş olarak tartışın.Bir strateji şu andaki durum üzerine inşa edilmeli: Kişi başına kaç yargıç, kaç savcı, kaç biriken dosya olacak, davalar ne kadar sürecek, kaç özel mahkeme olacak, mahkeme başına iş yükü ne kadar olacak, yılda verilen hüküm sayısı kaçı bulacak, davaların tesadüfi dağılımı v.s. gibi.

    -Adalet reformu sektörel eylem planları yaparak tamamlanmalı. Planlarda her eylem için kim sorumlu, bütçenin sınırları ve reformun tamamlanma tarihi yer almalı.

    -Reformun zaman sıralamasını yapmak önemlidir. Öncelikle görevlerine yeniden seçilmiş yargıçlar ve savcılar faziletli bir sistemin temelidir. Sonra kurumsal yapıda reform, kamuya açık olarak hesap verebilmeyi sağlayan sistemi temin etmek ve yargı sektörünün bağımsızlığını adım adım artırmak gelir. Diğer bir deyişle, yüksek yargı dahil bağımsızlığın düzeyini; sektörün profesyonellik düzeyi ile hesap verebilme yeteneği ve arzusu belirlemektedir.

    -Bunlardan sonra, ana mevzuat yargı sektöründeki paydaşların danışmalarına da açılarak reforma tabi tutulmalıdır. Daha sonra gerekebilecek düzeltmelerden kaçınmak için yeni yasaları hazırlamak için yeterli zaman ayırın.

    -Reformları ve yeni yasaları uygulama konusunda da zaman tanıyın. Reformlara karşı direniş için hazırlıklı olun ve bundan yarar görecek çevreleri iknaya zaman ayırın.

    -Yargıç ve savcıların önemli bir bölümünün Topluluk lisanlarından biriyle iletişim kurabilmelerini ve internetten profesyonel olarak yararlanmalarını sağlayın; internete kolayca erişebilme olanağı sağlanmalıdır.

    -Katılım müzakerelerinin 23’üncü fasılı, insan hakları, azınlıkların korunması, din özgürlüğü ve aynı zamanda yargı reformuyla bağlantılı oldukça ayrıntılı koşullar içermektedir. Bu fasıl ayrıca katılım öncesi süreçte bu konulara verilen artan önemi de göstermektedir. Genişleme ülkelerinin bunu dikkate almaya ihtiyaçları vardır.”

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı