Gündem Haberleri

    AB, İtalya mı yoksa Yugoslavya mı olacak?

    Edward Hadas / Reuters*
    30.05.2010 - 16:49 | Son Güncelleme:

    Avrupa Birliği'nin (AB) bugünlerde yaşadığı biçimdeki bir birliktelik, tarihte pek sık rastlanan bir şey değil. Birbirinden tamamen farklı ülkeler ortak para birimlerine sıkı şekilde destek olmak için bir araya gelmiş buluyor.

    Ancak öte taraftan, AB yine mali sorumluluğu ve ekonomik başarıyı nispeten az ve çok yaşayan ülkeler arasındaki gerilimden dolayı parçalanmaya da hiç bu kadar yakın olmamıştı.

     

    Birliğin geleceği bu noktada, kıtada daha önce kurulmuş ve birbirinden farklı sonuçları olmuş iki selefinin kaderinden birine benzeyebilir.

     

    Bunlardan ilki İtalya. Tam 150 yıl önce Giuseppe Garibaldi, o zamana kadar altı asır boyunca İki Sicilya Krallığı'nın başkenti olan Palermo'yu kuşatmıştı. O dönemde Papa ve Fransız İmparatoru 3. Napolyon, bir İtalyan ulusu fikrine karşı çıkıyordu.

     

    Ancak romantik bir milliyetçi olan Garibaldi, onların hatalı şekilde düşündüklerini ispatladı ve İtalya, Torino merkezli Sardunya Krallığı altında birleşti. Birleşmeden sonra bölgeler arasındaki büyük tarihi, ekonomi ve kültürel farklılıklar güneyden, kuzeye giden insanlar ile devletin kaynakları ve bürokrasinin farklı bölgelere doğru hareket etmesiyle azaldı.

     

    Diğer taraftan öteki örnek ise Yugoslavya. Birinci Dünya Savaşı sonrası Sırp Krallığı'nın genişlemesiyle kurulan bu ülke ise AB için daha az iyimser olunması gerektiğini hatırlatıyor. Bu bölgedeki Slav etnisitesi 60 yıl boyunca birlikte yaşamak için gayret gösterdi. Ancak, bundan 30 yıl önce Tito'nun ölümüyle her şey rayından çıktı.

     

    Her şeyin ötesinde, Avrupa tarihinin son iki bin yıllık dönemi İtalyan modelinden çok Yugoslav modeline benziyor. Ancak, son yarım yüzyıllık dönemde fikirlerin, paranın ve insanların artan şekilde daha fazla özgür olarak dolaşması, kıtada Avrupa modeline daha fazla yaklaşılmasını da sağladı.

     

    Fransız sosyolog Maurice Halbwachs tarafından ortaya atılan bir fikre göre, bölgenin geleceği çoğunlukla kollektif belleğe bağlı olacak. Avrupalılar, tarihlerini, kaçınılmaz bir şekilde birliğe giden yol gibi okuyabilirler. Eğer bunu başarılarsa, Atina ve Berlin de tıpkı Palermo ve Torino gibi olabilir.

     

    *Edward Hadas, Reuters haber ajansının makro ekonomi, piyasalar ve kıymetli metaller konusunda uzman köşe yazarlarıdan biri ve yaklaşık 20 yıldır Avrupa ve ABD'de farklı görevlerde emtia analisti olarak çalışıyor.  

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı