Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AB ilişkilerinde 3 farklı senaryo

    A.A
    24.04.2009 - 17:14 | Son Güncelleme: 24.04.2009 - 17:14

    Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) adlı düşünce kuruluşu, "2009 Sonrası Dönemde Türkiye-AB İlişkileri: Senaryo Analizleri" başlıklı bir rapor yayımladı.Raporda AB'nin Türkiye'ye yönelik 2009 sonrası tutumu, "yeni başlangıçlar", "kopuş", ve "halin devamı" olmak üzere üç farklı başlık altında senaryolaştırıldı.

    USAK Başkanı Sedat Laçiner'in de aralarında bulunduğu 8 kişilik araştırmacı grubu tarafından hazırlanan raporda, 2006-2009 dönemi AB ilişkileri analiz edilerek, hukuki, siyasi stratejik ve ekonomik çözüm önerileri geliştiriliyor, ayrıca 2009 sonrası dönem için "senaryo analizleri" yapılıyor.

    USAK raporuyla, çoğunlukla konjonktürel gelişmeler ve iç siyasi çalkantılar sonucu durma noktasına gelen Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlandırılmasına katkıda bulunmak amaçlanıyor. Ana teması, Türkiye-AB ilişkilerinin 2009 sonrası dönemde sağlıklı ve istikrarlı bir biçimde yürütülebilmesi için Türkiye'nin kısa ve orta vadede yapması gerekenlerin tespiti olan raporda, "Türkiye-AB ilişkileri, bir ülkenin bir birliğe üyeliğinden çok daha fazla sembolik, ekonomik ve stratejik sonuçlar doğurabilecek bir süreçtir. Dolayısıyla, bu süreç AB'nin 21. yüzyılda kendisini konumlandırma şekli ve tasavvur ettiği gelecekle yakından ilgili olduğu" vurgulanmak isteniyor.

    Raporda, 2005 yılından bu yana yavaşlama seyrini görece artıran Türkiye-AB ilişkilerinin, Kıbrıs sorunu kaynaklı gelişmeler, Türkiye ve Fransa'da yapılan 2007 yılı genel seçimleri, Türkiye'de tartışmalı geçen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve son olarak 2008 yılı mart-kasım dönemi boyunca gündemde kalan AK Partinin kapatılma davası nedeniyle önemli bir duraklama evresi geçirdiği belirtiliyor.

    Türkiye-AB ilişkileri analiz edilirken sergilenen ufkun darlığı ve kullanılan teorik perspektiflerin yetersizliği sonucu, ilişkilerin neredeyse çıkmaza girdiğinin vurgulandığı raporda, her iki taraf için de genel, hukuki, siyasi, stratejik ve ekonomik çözüm önerileri sunuluyor.

    2009 yılının, Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde gözlemlenen durgunluğun aşılması açısından önemli bir dönüm noktasını oluşturduğu belirtilerek şöyle deniliyor:
    "Bu sürecin tamamen Türkiye'nin Kıbrıs sorunu konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasına kilitlenmesini önlemek ve AB'nin en azından mali kriz ve kendi geleceği hakkındaki belirsizliklerle yüzleşmesini sağlamak Türkiye'nin üzerine düşmektedir. Kısa vadede, 2009 yılı sonunda ortaya çıkacak süreci en iyi şekilde yönetmenin yolları aranarak bir 'eylem planı' üzerinde çalışılması gerekmektedir."

    AB'nin Türkiye için inandırıcılık vasfını yitirdiği de belirtilen raporda, AB'nin bu inandırıcılığı olumsuz yönde etkileyecek açıklamalardan ve tutumlardan kaçınması gerektiği bildirildi.

    Hukuki anlamda, Türkiye-AB sürecinin siyasi tartışmaların gölgesinden kurtarılıp tarafların hukuki kazanımları temelinde yeni bir çerçeveye oturtulması ve taraflar arasında eşitlik prensibinin ön plana çıktığı bir ortaklık rejiminin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.

    Siyasi boyut olarak raporda, 2006 sonrası meydana gelen iç siyasi gelişmeler ve bu bağlamda ortaya çıkan toplumsal kutuplaşmaya değinilerek, "Hedefe giden yolda toplumun değişik katmanlarının entegre edilmesi ve üyeliğe olan desteğin artırılması için çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin milli bir meselesi haline dönüşen tam üyelik hedefine toplumsal enerjinin kanalize edilmesi gerekmektedir" denildi.

    Ergenekon davasına da değinilen raporda, yargılama sürecinin adil, şeffaf ve şüphelilerin subjektif kişiliklerine bakılmaksızın bağımsız bir şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

    Uluslararası ilişkiler anlamında ise raporda, Türkiye'nin bölgesinde oynadığı arabulucu ve uzlaşmacı potansiyelinin AB tarafına anlatılması konusunda daha aktif bir tutum izlenmesi gerektiği ifade edildi. Ekonomik boyutta ise, "Türkiye'deki iş çevreleri perspektifinden bakıldığında ekonomik kriz, AB üyeliğinin önemini artırmış gözükmektedir. Önümüzdeki süreçte iş dünyasının rüzgarını arkasına almak hükümetin önceliklerinden birisi olmalıdır" denildi. Raporun bu bölümünde ayrıca, Türk firmalarının AB müktesebatına uyumlarının önemi vurgulandı ve uzun vadede Türkiye'nin Avrupalı iş adamları için büyük fırsatlar ülkesi olduğu kaydedildi.

    ÜÇ SENARYO

    USAK'ın raporunda, AB'nin Türkiye'ye yönelik 2009 sonrası tutumu, "yeni başlangıçlar", "kopuş", ve "halin devamı" olmak üzere üç farklı başlık altında senaryolaştırılmış ve bu senaryoların AB ve Türkiye açısından muhtemel etkileri üzerine analiz yapılmış.

    "Yeni başlangıçlar" senaryosu altında, AB'nin Türkiye ile ilişkilerde yeni bir açılım yapacağı ve bu sayede ilişkilerin ivme kazanarak, tam üyelikle sonuçlanacak yolun açılacağı vurgulanıyor.

    "Kopuş" senaryosuna göre ise, AB'nin Kıbrıs meselesi nedeniyle 2009 sonunda ilişkileri tamamen durdurmak yolunu tercih etmesi ya da AB içindeki Türkiye karşıtı ülkelerin ve grupların baskısı sonucu, ilişkilerin kopma noktasına gelmesi ihtimali değerlendiriliyor.

    "Halin devamı" senaryosuna göre ise AB, Kıbrıs ile ilgili vereceği kararı Türkiye'ye zaman tanıyarak bir müddet daha erteliyor. Raporda ayrıca, bu üç senaryonun sembolik, ekonomik ve stratejik sonuçları değerlendiriliyor.

    USAK

    Ulusal ve uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, toplumsal bilimler ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bağımsız bir düşünce kuruluşu olan ve 2004'te kurulan USAK, yayımladığı raporlarla ve araştırmalarla kamuoyunun tarafsız, doğru ve yeterli bilgi ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor.

    USAK, araştırma, analiz ve rapor hazırlama, danışmanlık, medya hizmetleri, yayıncılık gibi faaliyetlerde bulunuyor.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı