Gündem Haberleri

    AB: İfade özgürlüğü kaygımız artıyor

    Zeynel LÜLE
    13.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Avrupa Birliği Komisyonu’nun önümüzdeki ay açıklayacağı Türkiye ‘İlerleme Raporu’nun en eleştirel bölümünü, ‘Basın ve ifade özgürlüğü’ne yönelik unsurlar oluşturuyor.

    Dün Brüksel'de, Türkiye’den AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilıcak Başkanlığı’ndaki bir heyetin de son görüşmelerine katıldığı ilerleme raporu taslağının içeriği şekillendi. 10 Ekim'de resmen açıklanacak raporda, “Basın özgürlüğünün teminat altına alınması en önemli koşullardan biri. Bu konuda Türkiye'deki durumdan duyduğumuz kaygı artıyor" deniliyor ve "Demokrasi ve fikirlerin serbestçe ifade edilebilmesi hakkı, her koşulda Türkiye'nin başarması gereken koşullardır. Buna ek olarak cezaevindeki gazeteciler konusu endişe vericidir" deniyor.

    SAY DA RAPORDA
    Geçtiğimiz aylarda kamuoyunda büyük yankı uyandıran Fazıl Say meselesine de raporda yer verildi. Avrupa Birliği raportörleri, Twitter'da dini konularla ilgili mesajları nedeniyle, Say hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve dini değerlere hakaret” gerekçesiyle soruşturma başlatılması eleştirildi.

    Raporda, “AB, Türkiye'de şu anda anti terörizm ve organize suçlar konusunda uygulanabilir yasal çerçevenin ifade özgürlüğü alanında tekrarlanan ihlallere yol açtığını ve mümkün olduğunca kısa sürede iyileştirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu konuda AB, dördüncü reform paketinin Parlamento gündemine hızla getirilmesini beklemektedir” deniyor.

    SUÇ TANIMI YORUMA AÇIK
    Raporda, AK Parti hükümetinin uygulamaya koyduğu “Üçüncü yargı paketinde olumlu unsurlar olmasına rağmen, özellikle “Yargılama süreçleri ve yargının bağımsızlığı açısından, ceza muhakemeleri ve terörle mücadele yasalarındaki suç tanımı konusunda beklentileri karşılamadığı” belirtiliyor.

    Raporun bu bölümde şu görüşler yer alıyor:

    *Türkiye'deki yasal düzenlemeler basın ve ifade özgürlüğünü garanti altına almıyor. Avrupa Birliği müktesebatıyla ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli kararlarıyla örtüşmüyor.

    *Türk Ceza Kanunu AB standartlarına tam olarak uymuyor. Yargı mensupları tarafından geniş anlamda yorumlanan kanunlar nedeniyle, uzun tutukluluklar, net olmayan iddianameler ortaya çıkıyor. Adalet Bakanlığı suç tanımı konusunu, uzun tutukluluk sürelerini, iddianamelerin yeterli gerekçelendirilmemesini ele almalıdır.

    *İddianamelere yeterli gerekçe koyamayan hâkimler sorumlu tutulmalıdır. Savunma avukatlarının iddianamelere erişiminin olmaması da sorun teşkil etmektedir. Bunlar, AB Temel Haklar Sözleşmesi hükümlerine aykırıdır.

    *12 Eylül referandumunun yargı alanında getirdiği değişiklikler olumlu olmakla birlikte, hala şeffaf, bağımsız, güvenilir ve hesap verebilir yargının tesisi için katedilmesi gereken mesafe bulunmaktadır.

    *Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğü ile canlı bir sivil toplum hareketinin oluşması kesinlikle güvence altına alınmalıdır. Bu demokrasinin önkoşuludur. Bir hükümet eleştirilmeyi de kabul etmelidir.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı