Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AB, deprem yardımını krediye saydı

    Hürriyet Haber
    21.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    AVRUPA Birliği Komisyonu, Türkiye'ye depremden sonra yapılan 600 milyon Euro'luk yardımı, daha önce vermeyi taahhüt ettiği 750 milyon Euro'luk krediye saydı. Kalan 150 milyon Euro'luk bölüm için bir çözüm aranacağını bildiren AB Komisyonu, Türkiye'ye tahsisi kararlaştırılan hibenin Yunanistan'ın vetoları nedeniyle bütçe tekniği açısından geçerliğini yitirerek, kadük hale geldiğini açıkladı. Helsinki Zirvesi sonrasında Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gerçekleşen ilk temaslar, AB'nin tam üyelik sürecine giden mekanizmaların harekete geçirilmesinde işi ağırdan aldığını, ayrıca mali yardımların Türkiye'nin beklentilerinin çok altında ve mütevazi rakamlarda kalacağını ortaya koydu. Bu gelişme, Ankara'da rahatsızlık yarattı.

    AB AĞIRDAN ALIYOR

    AB'nin bu konudaki görüşleri, 1 Şubat tarihinde Brüksel'de yapılan görüşmede, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Gunter Verheugen tarafından Dışişleri Bakanı İsmail Cem'e iletildi. Dışişleri çevrelerinden alınan bilgilere göre, görüşmenin en önemli sonuçlarından biri Verheugen'in tam üyeliğe hazırlık sürecinin başlayabilmesi açısından kritik önem taşıyan ‘‘Katılım Ortaklığı Belgesi’’nin ekim ayından önce yetişmeyeceğini belirtmesi oldu. Söz konusu belge, siyasi ve ekonomik ölçütler ışığında katılım hazırlıklarının kısa ve orta dönemde yoğunlaşacağı öncelikleri saptayacak bir ‘‘yol haritası’’ olması bakımından önem taşıyor.

    İHTİYATLA VE ADIM ADIM

    AB Komisyonu tarafından hazırlanacak olan bu belge, Kopenhag siyasi ölçütlerinin yerine getirilmesi ve ayrıca Türkiye'deki mevzuatın AB müktesebatıyla uyumunu sağlamak için yapılması gereken reformları tanımlayarak, bunları somut bir takvime bağlayacak.

    Türkiye'nin ile AB arasında tüm üyelik müzakerelerine gidecek olan süreç ancak bu belgenin resmileştirilmesiyle başlayacağından, Ankara bu belgenin bir an önce hazırlanmasını istiyor. Buna karşılık, Verheugen, Cem'e bu belgenin en erken 2.000 yılı Ekim ayında hazırlanabileceğini bildirdi. Cem'in katılım belgesinin ‘‘Hiç olmazsa Mayıs ayına alınmasını’’ talep ettiği, ancak Verheugen'in bu beklentiye ‘‘ihtiyatla ve adım adım ilerlemeliyiz’’ karşılığını verdiği öğrenildi.

    TÜRK-YUNAN SORUNU

    Bu durumda Türkiye'nin AB'ye katılma öncesi stratejisinin çizilebilmesi en erken ihtimalle 2 000’in sonuna, yani Helsinki Zirvesi’nden bir yıl sonrasına sarkmış bulunuyor. Hal böyle olunca, Başbakan Bülent Ecevit'in tam üyelik görüşmelerine 2002 yılında başlanması ve tam üyeliğin 2004 yılında gerçekleşmesi yolunda koyduğu hedefinin tutmayacağı şimdiden anlaşılmış oluyor.

    Verheugen'in Ankara'da rahatsızlık yaratan bir başka tutumu da ‘‘Aşırı unsurların belgeye yansıtılmaması’’ gerektiğini belirterek, ‘‘Bu süreç esasen Türkiye-AB siyasi diyalogunun seyri ışığında ve ayrıca Türk-Yunan ilişkilerinde kaydedilecek gelişmeler paralelinde şekillenecektir’’ diye konuşması oldu. Verheugen, bu sözleriyle katılım stratejisinden çok Türk-Yunan diyaloguna öncelik verdiklerini hissettirmiiş oldu.

    TARAMA VE ANALİTİK SÜREÇ

    Aynı görüşmede Ankara'yı sıkıntıya sokan bir diğer gelişme, Verheugen'in Türkiye'nin mevzuatının AB müktesebatıyla uyumunu sağlamak üzere girişilecek olan çalışmanın kapsam ve içeriğini daraltması oldu. AB'nin tam üye adayı olan ülkelerle yürüttüğü mevzuat çalışmaları ‘‘tarama’’ (Screening) kategorisinde yürütülüyor. Buna karşılık, Verheugen Cem'e, Türkiye ile çalışmanın daha sınırlı bir egzersiz olan ‘‘analitik süreç’’ olarak yapılacağını bildirdi.

    Cem'in Verheugen'in yaklaşımı karşısında, diğer tam üye adaylarına ‘‘tarama’’ statüsünün verildiğini, Helsinki'de Türkiye'nin statüsünün diğer adaylarla eşit düzeyde tanındığını hatırlattığı, bu çerçevede getirilen ayırımcılığa karşı çıktığı öğrenildi. Verheugen ise ‘‘Bu noktaya takılıp kalmamak daha uygun olur. Tarama üsreci daha ileride ele alınacak bir konudur’’ yanıtını verdi. Verheugen, ayrıca analitik incelemenin 8 alt grup halinde yapılması yolundaki Türk önerisine de karşı çıkarak, bu çalışma için yalnızca 4 alt grupla sınırlı bir çerçeveyi uygun gördüklerini bildirdi.

    AB'nin genişlemeden sorumlu en üst düzey yetkilisinin bu yaklaşımları, Türkiye'nin tam üyelik öncesindeki mevzuat uyum çalışmalarının Türkiye'nin hedeflediğinden daha çok zaman alacağını gösterdi.

    YARDIMLAR YETERSİZ

    Türk tarafını rahatsız eden bir diğer konu Verheugen'in mali yardımlar konusundaki tutumu oldu. Verheugen, Cem'e açtığı paket şu unsurlardan oluştu:

    1) Hibe olarak üç yıl için yılda 50 milyon Euro (toplam 150),

    2) MEDA-II programı çerçevesinde hibe olarak üç yıl boyunca 127 milyon EURO (toplam 381),

    3) MEİDA-II çerçevesinde Avrupa Yatırım Bankası (AYB) kredisi olarak altı yıla yayılmak üzere toplam 800 milyon Euro.

    Bu durumda önümüzdeki üç yıl içinde AB'nin yapacağı toplam yardımlar 931 milyon Euro (hibe-kredi) ile sınırlı kalacak. Bu miktar Ankara'da yetersiz bulunurken, Verheugen'in AB'nin geçmişte yaptığı, ancak Yunan vetosu nedeniyle askıda tutulan yardım taahhütlerinin yerine getirilmesi konusunda cesaretlendirici bir tutum almadığı bildirildi.

    TAAHHÜTLER PAKETE GİRMEDİ

    Gümrük Birliği çerçevesinde 1995 yılında Türkiye'ye taahhüt edilen 375 milyon Euro hibe ile 750 milyon Euro tutarındaki AYB kredisinin serbest bırakılması, Türk tarafının talebine rağmen pakete dahil edilmedi.

    AB Komisyonu, Türkiye'ye tahsisi kararlaştırılan hibenin Yunanistan'ın vetoları nedeniyle bütçe tekniği açısından geçerliğini yitirerek, kadük hale geldiğini bildirdi. Komisyon, Türkiye'ye depremden sonra yapılan 600 milyon Euro'luk yardımın, 750 milyon Euro'luk krediye sayılması gerektiğini, kalan 150 milyon Euro'luk bölüm için bir çözüm aranacağını bildirdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı