Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AB’de hız kestiren adımlar

<B>BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan </B>ile Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı <B>Abdullah Gül, </B>hükümetin, 17 Aralık sonrası AB konusunda hız kestiği yönündeki eleştirilere katılmıyorlar.

Her iki isim de 17 Aralık sonrası buluştukları tüm muhataplarının böylesi bir konuyu gündeme getirmediklerini söylüyorlar.

Sınırlı da olsa bu görüşe destek vermeyen AB yetkilileri de oldu.

Ancak, onlar bir kenara, içeride, hükümetin hız kestiğine inananların sayısı devlet görevlileri dahil hiç de azımsanacak gibi değil.

AB’ye gönül vermiş olan bu çevreler, hükümetin adım küçültmesinin, bürokrasinin tamamen durması sonucunu yarattığını belirtiyorlar.

Müzakere sürecini götürecek kurumun ve onun kuruluş yasasının henüz Başbakanlığı aşmamış olmasını ciddi zaman kaybı olarak gören bu çevreler, ‘Bırakın başmüzakereci tespitini, 17 Aralık’tan hemen sonra bu yasal çalışma bitirilmiş olsaydı, hiç değilse 3.5 ayda tercüme konusunda ciddi mesafe alınmış olurdu’ diyorlar.

BİTMEK BİLMEYEN ENVANTER

Hem Erdoğan hem de Gül, şubatın sonunda, ‘Başmüzakereci AB Troykası’nın 6 Mart ziyareti öncesinde açıklanacak’ demişlerdi.

Troyka geldi gitti, üzerinden iki hafta daha geçti ortada isim bile yok.

Kurum gibi başmüzakereci de belirlenmeyince, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ile Devlet Planlama Teşkilatı günlerini birbirlerini kollamakla geçiriyorlar.

Hız kesme iddialarının zemin bulduğu diğer iki konu da azınlık vakıfları ve Gümrük Birliği’nden kaynaklanan iki sorun olarak gösteriliyor.

Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, azınlık vakıfları ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini, yasal düzenleme için sona gelindiğini; ancak konunun sadece kendilerini ilgilendirmediğini belirtiyor.

Azınlık vakıflarının bitmek bilmeyen mal varlığı envanteri için hálá yıl sonu hedefini gösteren Beyazıt, ‘Tapu taramalarını bitirdik. Bakın, Osmanlı’dan kalan 200 bin vakıf var, bunların 161’i azınlıklara ait. Hz. İsa, Hz. Meryem gibi, ‘hayali isimli’ diye nitelediğimiz vakıflarla ilgili düzenleme de bitmek üzere. Bu vakıflara da aynen diğerlerinin haklarını vereceğiz’ diyor.

Oysa bu konu yaklaşık iki yıldır gündemde ve atılan adımlar buraya kadar.

CANLI HAYVAN İTHALATI VE İLAÇ

AB’ye gönül ve emek veren içerideki aynı çevrelere göre, Gümrük Birliği çerçevesinde atılması gereken adım oldukları halde hareketsiz kalınan iki konudan birincisi AB ülkelerinden canlı et ithalatı yapılmasıyla ilgili.

Türkiye, deli dana hastalığının ortaya çıkmasından sonra AB ve Avrupa ülkelerinden canlı hayvan ithalatına yasak koydu.

Yasağın uygulanmadığı tek AB ülkesi İsveç oldu; ancak İsveç’in de zaten canlı hayvan ihracatı yok.

AB, 17 Aralık’tan bu yana Türkiye’den bu alanda adım bekliyor.

Eşdeğer ilaç protokolünün gereğinin yapılması aynı beklenti içinde.

Bu adımlar, ancak siyasi kadroların kararlılığı sonucu atılabilecek adımlar.

Aradan geçen 3.5 ayda atılan adımlar ise bırakın dışarıyı, içerideki çevreler için bile ikna edici olamıyor.
X