Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AB Başkanlığı için Blair doğru isim değil

    Financial Times
    02 Kasım 2009 - 17:29Son Güncelleme : 02 Kasım 2009 - 09:17

    Financial Times’da yayımlanan bir başyazıda Tony Blair’in siyaset sahnesinin yıldızı olmasına rağmen İngiltere Başbakanlığı sırasındaki başarısızlıklarından ötürü Avrupa Konseyi Başkanlığı için yanlış isim olduğu ifade edildi.

    Lizbon Anlaşması’nın kabul edilmesiyle Avrupa kamuoyu bir anda AB Başkanlığı konusuna yoğunlaştı. Makalede özellikle Blair etrafında şekillenen soruların cevabının ilk bakışta kolay görünse de gerçekte durum böyle olmadığı belirtildi.  

     

    Öncelikle pozisyonun tanımı tam olarak belli değil. Dolayısıyla başkanlık koltuğuna oturan ilk kişinin oturduğu koltuğun sınırlarını çizmesi bekleniyor.

     

    Peki gerçekten de İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’in Blair’i ima ederek söylediği gibi başkanın Washington-Pekin ve Moskova-Yeni Delhi arasındaki trafiği durdurabilecek bir siyasi yıldız olmasına gerek var mı?

     

    Avrupalı liderlerin böyle bir yıldızın ışıltısının kendilerini karanlıkta bırakmalarına izin verip vermeyeceği akıllarda oluşan ilk soru işareti. Liderlerin bunun yerine kendi ajandalarına sabırla katlanıp birliğin içinde mutabakat oluşturmaya çalışacak bir başkanı tercih etmeleri daha akla yakın görünüyor.

     

    Eğer AB gerçekten küresel olarak tanınmak istiyorsa o zaman Blair’in gerçekten aranan isim olduğu söylenebilir. Makalede Blair’in karizması ve kaynaklara ulaşabilirliği işleri doğrudan halletme alışkanlığıyla bir araya geldiğinde İngiltere’nin eski başbakanı uluslararası sahneye ağırlığını koyabilecek bir isim olduğu belirtiliyor.

     

    AVRUPA'NIN JEOPOLİTİK ALAKASIZLIĞI

    Avrupa’nın gerçekten de uluslararası kamuoyunda sesini daha fazla duyurması gerekiyor, zira aksi takdirde ABD ve Çin arasında sıkışıp kalmış bir dünyada jeopolitik bir “alakasızlık” haline gelme riskini taşıyor.

     

    Bütün bunlara rağmen makalede Blair’in bu pozisyon için doğru isim olmadığı gerekçelerle açıklanıyor. Öncelikle Irak Savaşı’nın kötü hatıraları Blair’in ismini gölgeliyor.

     

    ABD ve İngiltere’nin işgalinin Irak devletini ve toplumunu parçalamasının ve Ortadoğu’da cihat politikalarının yayılmasına sebep olmasının yanı sıra Blair’in Avrupalı ortaklarıyla anlaşmak yerine Bush’un beceriksiz yönetiminin altına girmesi AB’nin içinde bölünmelere sebep olmuştu.

     

    Dahası Blair İngiltere’yi gerçekten Avrupa’nın bir parçası yapabilecek ve İngilizlerin Avrupa ile ilgili muhafazakarlığını kırabilecek büyük bir fırsatı kaçırdı.

     

    BLAIR BÜYÜK FIRSATI KAÇIRDI

    Çağdaşı İngilizler hiçbir zaman Avrupalı komşularıyla bu kadar iyi anlaşmamışken ve AB içindeki tartışmalar çoğunlukla İngilizlerin istediği yönde gelişirken, Blair kamuoyunun desteğini kazanmak için hiçbir çaba göstermedi. Aksine Avrupa düşmanı, şoven medyanın yorumlarına teslim oldu.

     

    Başbakanlıktan ayrılırken İngiltere basınını ülke liderlerini ya Avrupa’ya karşı ya Avrupa’nın yanında olmak gerektiği konusunda yanlış bir ikileme sokmakla suçlayan Blair, bu önyargıları yıkmak için hiçbir şey yapmadı.

     

    Destekçilerinin Blair’e atfettiği yıldızlık AB’nin kimya işi olduğu gerçeğini göz ardı ediyor. AB Başkanlığı yüksek düzeyde koalisyon yeteneği ile Avrupa’nın büyük ve küçük ülkeleri arasındaki dengelerin iyi anlaşılmasını gerektiriyor. Makalede Blair’in üç büyükler (İngiltere, Almanya, Fransa) yönünde fazla eğileceği kaygısı öne çıkarılıyor.

     

    Son olarak “Blair’in Başkanlık adaylığı ciddiyetle incelenmeli” yorumu getirilen makalede meselenin Avrupa’nın amaçlarının hem içeride hem de dışarıda desteklenmesi olduğu hatırlatılıyor ve şöyle deniyor: “Bu açıdan Blair ikna edicilikten çok uzak görünüyor.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı