AB Bakanı Çelik: AP raporunun hiçbir bağlayıcılığı yok aynen iade edilecek (Geniş haber) 

Güncelleme Tarihi:

AB Bakanı Çelik: AP raporunun hiçbir bağlayıcılığı yok aynen iade edilecek (Geniş haber)
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 06, 2017 16:09

AB Bakanı Çelik: AP raporunun hiçbir bağlayıcılığı yok aynen iade edilecek (Geniş haber) 

Haberin Devamı

"AP RAPORU BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR. KAPAĞI BİLE AÇILMADAN KENDİLERİNE İADE EDİLECEKTİR" 

Hakime TORUN / ANKARA (DHA) - Avrupa Parlamentosu'nda dün görüşülen Türkiye  Raporu bugün oylanıp kabul edilmesine ilişkin AB Bakanı Ömer Çelik, "AP raporu oylama ile kabul edildi. Objektif, güvenilir olmayan bir takım ifadeler içeriyor. Hiçbir bağlayıcılığı olmayan bir rapordur. AP görüşmüştür ve siyasi nitelikte bir karar açıklamıştır. Rapor tarafımıza ulaştığında  değerlendirme söz konusu olmadan aynen iade edilecek. İlişkileri sabote etmeye dönük bir rapor. AP raporu bizim yok hükmündedir. Kapağı bile açılmadan kendilerine iade edilecektir" dedi. 

Avrupa Parlamentosu'nda dün görüşülen Türkiye  Raporu bugün oylandı. Avrupa Parlamentosu müzakerelerin askıya alınmasını öneren raporu kabul etti. Konuya ilişkin konuşan AB Bakanı Ömer Çelik şu ifadeleri kullandı: "AP raporu oylama ile kabul edildi. Objektif, güvenilir olmayan bir takım ifadeler içeriyor. Hiçbir bağlayıcılığı olmayan bir rapordur. AP görüşmüştür ve siyasi nitelikte bir karar açıklamıştır. AB'nin yayınladığı herhangi bir raporun objektif, dengeli olmasını her zaman gözetiriz. Eleştiriden de hiçbir zaman çekinmeyiz. Rapor bu içerikten tamamen uzak. 

1915 OLAYLARININ 100. YILIYLA İLGİLİ TEK TARAFLI ERMENİ ANLATILARINA DÖNÜK YAKLAŞIM
Özellikle 1915 olaylarının 100. yılıyla ilgili tek taraflı Ermeni anlatılarına dönük yaklaşım bu seneki AP raporunda da bir atıf ile gündem getirilmiştir. Tek taraflı tarih anlatısına, siyasi polemikler ile  yürütülen bir meseleye karşı, dengeli, objektif olmayan ve bir siyasi suçlama içerin bu ifadeleri bu raporun aldıkları için bu raporu kabul etmiyoruz. Raporda 15 Nisan 2015 kararına yapılan atıf sadece tarihi çarpıtmakla kalmıyor. 25 Mayıs'ta sayın Cumhurbaşkanımızın NATO  zirvesi marjında Brüksel'de yaptığı görüşmelerle ortaya çıkan yeni atmosfere ve AB liderleri ile üzerinde çalışılan yeni yol haritasına da aykırı bir tutum sergilemiş oluyor. Bu rapor bir işbirliği raporu değil. 

İLİŞKİLERİ SABOTE ETMEYE DÖNÜK BİR RAPOR
Bu rapor bir takım ülkelerin tek taraflı siyasi yaklaşımlarını koalisyon mantığı ile metne doldurmuş işbirliğinden uzak bir sabotaj raporu. İlişkileri sabote etmeye dönük bir rapor. AP raporunu son 2 yılda olduğu gibi bu yıl da yok hükmünde ve geçersiz kabul ediyoruz. 

DEĞERLENDİRME SÖZ KONUSU OLAMADAN AYNEN İADE EDİLECEK
Rapor tarafımıza ulaştığında  değerlendirme söz konusu olmadan aynen iade edilecek.

BİR VİZYONSUZLUK BELGESİ OLDUĞUNUN DA AÇIK VE NET BİR TANIMI
Bu tek taraflı Ermeni anlatılarına, başka ülkelerin bir takım siyasi değerlendirmelerine yer vermesi, bir vizyonsuzluk belgesi olduğunun da açık ve net bir tanımıdır. Maalesef bu raporlar artık herhangi bir şekilde yararlanabileceğimiz raporlar olmaktan çıkmıştır.  

1915 OLAYLARI İLE İLGİLİ ATIF ANA METİNDE YER ALIYOR
Üstelik bu sene 1915 olayları ile ilgili atıf ana metinde yer alıyor. Bunun artık değerlendirebilecek objektif bir belge, vizyon belgesi olmasını kaybettiğini gösteriyor. Maalesef gerçekler saptırılmaktadır. Önyargılarla ifade edilmektedir.  

AP'NİN TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİN ÖNEMİNİ KAVRAMAKTAN NE KADAR UZAĞA DÜŞTÜĞÜNÜ GÖSTERMEKTEDİR
Şaşırtıcı olan konu da şudur; Bu raporda, AP tarafından Türkiye'deki Anayasa değişikliklerinin mevcut haliyle uygulanması durumunda, katılım müzakerelerinin askıya alınması, gümrük birliğinin güncellenmesi için İnsan Hakları Komisyonu'na tüm katılım öncesi fonların askıya alınması yönünde yapılan çağrılar AP'nin Türkiye-AB ilişkilerinin önemini kavramaktan ne kadar uzağa düştüğünü göstermektedir.

AP'Yİ HALK İRADESİNE SAYGILI OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ
Bir kere 16 Nisan Referandumu yüzde 86'lık yüksek bir katılımla, açık şeffaf bir süreçle ve halkın bunu kabul etmesiyle gerçekleşmiş bir referandumdur. Dolayısıyla Avrupa Parlamentosu'nun 'Siz halkın kabul ettiği bir teklifi uygularsanız, biz sizinle müzakereleri askıya alınması çağrısı yapıyoruz' demesi esasında demokratik bir tutum da değildir. Türkiye'den talep edilen şey Türkiye'nin halkın iradesine duyarsız kalmasıdır. Tabii ki böyle bir şey söz konusu olmayacaktır. Türkiye'de devlet, hükümet halkın iradesine duyarsız kalmayacaktır. 
Referandumun neticesi tabii ki uygulanacaktır. AP'nin böyle bir çağrı yapmaya hakkı yoktur. Bu anti-demokratik bir yaklaşımdır. AP'nin aynen uygulanmasın deme hakkı yoktur. Herhangi bir şekilde bir referandum sonucuna tenzilat ya da zam yapma hakkı da yoktur. Bu durumda AP kendisini bütün Avrupa'daki seçimleri lağv etmeye veya geçerli bir kurum gibi görmektedir ki böyle bir şey söz konusu değildir. Biz AP'yi halk iradesine saygılı olmaya çağırıyoruz. 

HALK İRADESİ TECELLİ ETMİŞTİR VE AYNEN UYGULANACAKTIR
Vizyonsuzluktur. Halk iradesi tecelli etmiştir aynen uygulanacaktır. Kaliteli bir şekilde uyum yasaları çıkarılacaktır. İş birliği yapmak istiyorlarsa işbirliğine açığız. Burada bir olgunluk problemi olduğunu da görüyoruz. Bu birebir bir vizyonsuzluktur. Halk iradesi tecelli etmiştir ve aynen uygulanacaktır.

GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN GÜNCELLENMESİ KONUSU TEK TARAFLI BİR TALEP DEĞİL 
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusu Türkiye'nin tek taraflı bir talebi değildir. İki tarafında aynı arzu ile ilerletmek istediği bir konu.  Şimdiye kadar başarıyla yürüyen ve son derece sağlıklı bir şekilde müzakereleri yapılan belli bir olgunluğa erişmiş bu konuyu bir takım siyasi mülahazaların konusu yapmaları da son derece yanlıştır. BU bir teknik konu  herhangi bir parantez içine alınamaz. 

FAKAT BİZ BU ÇAĞRILARI BİR YERDEN TANIYORUZ
Fakat biz bu çağrıları bir yerden tanıyoruz. Bu çağrılar maalesef çok uzun zamandır ilk önce Avrupa'daki aşırı sağ kesimler, İslam düşmanı kesimler tarafından dillendiriliyor. Medyanın seçici hafızasıyla ana akım siyasetlerin parçası haline geliyor ve arkasından maalesef bunu ana akım medyada görmeye başlıyoruz. 

TAVSİYEMİZ ÖNCE KENDİ KORİDORLARINDA PKK SERGİSİ VE PROPAGANDASI YAPILMASINI ENGELLEMEK
Tabii PKK'ya dönük yapılan çağrı olumludur ama uygulama nedir? Ama hepimiz biliyoruz ki pek çok Avrupa ülkesinde PKK sembolleri kullanılabilmektedir. Avrupa Parlamentosu'nun koridorlarında PKK sergisi açılmıştır. Tavsiyemiz önce kendi koridorlarında PKK sergisi ve propagandası yapılmasını engellemektir. 

FETHULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ'NE KARŞI VERDİĞİMİZ MÜCADELE SON DERECE MEŞRU BİR MÜCADELE
Fethullahçı Terör Örgütü'ne karşı verdiğimiz mücadele son derece meşru bir mücadeledir. Buna karşın kendilerinin bir çağrı yaparak somut deliller istemeleri bir darbeyi bir darbe girişimini anlamadıklarının göstergesidir. Türkiye hukuk içinde OHAL rejimine başvurdu. Herhangi bir şekilde FETÖ'nün darbenin arkasında olduğunu sorgulayan bir yaklaşımı kötü niyetli bir yaklaşım olarak kabul ederiz. Düşmanca bir yaklaşım olarak kabul ederiz. 

AP RAPORU BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR. KAPAĞI BİLE AÇILMADAN KENDİLERİNE İADE EDİLECEKTİR
Darbe girişimi konusunda bütün kanıtlar ortada. Tarihin en büyük hukuk mücadelelerinden birini veriyoruz. AP Başkanı'nın Türkiye'ye gelişi darbe girişiminden aylar sonra  olmuştur. AP raporu bir güven eksikliğine katkı sağlamıştır. Bizim için yok hükmündedir. Kapağı bile açılmadan kendilerine iade edilecektir. Bir takım siyasi blokajlar sebebiyle tıkanma varken hala müzakerelerin kesilmesinden bahsetmek absürt bir karardır.

AVRUPA'DA ARTIK BİR DEĞİL BİRDEN ÇOK BERLİN DUVARI VAR
Yepyeni ideolojik ve siyasi Berlin duvarları oluşturuluyor. Avrupa'da artık bir değil birden çok Berlin Duvarı var. İdeolojik olarak zihinlere yerleştiriliyor. 

BİR TAKIM DEVLETLERİN TÜRKİYE İLE HESAPLARININ GÖRÜLDÜĞÜ KOALİSYON BELGELERİ OLMAMALI
AP raporu kesinlikle bizde moral bozukluğu yaratmayacak. Moral bozukluğu yaratması gereken kesim, bu vizyonsuz kararın altına imza atanlar olmalıdır. Bir takım devletlerin Türkiye ile hesaplarının görüldüğü bir takım koalisyon belgeleri olmamalıdır bu raporlar. 

AVRUPA KAMUOYUNU YANLIŞ BİLGİLENDİREN SİSTEMATİK BİR KAMPANYA VAR
Mesela basit bir şey Avrupa kamuoyuna nasıl yansıyor; Türkiye'de şort giydiği için saldırıya uğrayan genç bir hanımla ilgili haber, o saldırıyı yapana kişinin yaptığı barbarlık bizim gözümüzde asla kabul edilemeyecek bir çılgınlıktır. Bu barbarlık mesela şöyle yanıyor; Önce bir haber olarak giriyor sonra; 'radikal İslamcı biri şort giyen birine saldırdı' diye. Bu derece akıldan uzak haberler çıkabiliyor. Barbarlık yapan kişinin İslamlık ile ne lakası var? Avrupa Kamuoyunu yanlış bilgilendiren sistematik bir kampanya var. Uzun zamandır da devam ediyor." 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!