Gündem Haberleri

    9. Cumhurbaşkanı Demirel'e ödül

    A.A.
    08.01.2006 - 11:16 | Son Güncelleme:

    9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “devlet adamları” kategorisinde Dünya Kalkınma Federasyonu (The World Development Federation) listesine seçildi.

    Kalkınma alanında faaliyet gösteren uluslararası bir kuruluş olan Dünya Kalkınma Federasyonu tarafından hazırlanan listede, “dünyayı daha iyi yaşanacak bir yer haline getirmeye katkıda bulunan, insani kalkınmaya, insanların hayat kalitesini arttırmaya” yönelik program ve projelere imza atan devlet adamları ile profesyoneller bulunuyor.
    Demirel'in yer aldığı listede, devlet adamları kategorisinde, Süleyman Demirel ile birlikte, ABD'nin eski başkanlarından Dwight Eisenhower, Suudi Arabistan eski Kralı Fahd bin Abdul Aziz, Almanya eski Başbakanlarından Helmut Kohl, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanlarından Francois Mitterand, Libya Lideri Muammer Kaddafi, Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger ve İngiltere'nin eski Başbakanlarından Margaret Thatcher gibi isimler de bulunuyor.
    Demirel'e ayrılan bölümde, 9. Cumhurbaşkanı'nın, Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) geliştirilmesinin lideri olduğu, GAP'ın ise büyük ekonomik fırsatlar sunan çok önemli bir entegre kalkınma projesi olduğu vurgulanıyor.

    LİSTEDEKİ DİĞER İSİM OLCAY ÜNVER

    Bu arada Dünya Kalkınma Federasyonu tarafından hazırlanan listede, profesyoneller kısmında GAP eski Başkanı Dr. Olcay Ünver bulunuyor.
    Dr. Olcay Ünver'in, GAP'ın eski başkanı olarak başarılı çalışmalar yaptığı ve GAP'ın ise bölgeye yeni bir ekonomik görünüm kazandırdığı kaydedildi.

    TÜRKİYE'NİN ENERJİ POLİTİKASI VE GAP

    9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Dünya Kalkınma Federasyonu'nun ödülüne temel oluşturan “GAP ve Türkiye'nin enerji politikasına” ilişkin A.A muhabirinin sorularını yanıtlarken, GAP'ın dünyanın en büyük projelerinden biri olduğunun altını çizdi. Demirel, GAP'ın, eğitimden, sağlığa entegre bir proje olduğu ve Türkiye açısından büyük önemi bulunduğunu ifade etti.
    GAP çerçevesinde, elektrik amaçlı barajların inşa edildiğini, bu amaçla Fırat ile Dicle nehirlerinin kapasitesini kullandıklarını hatırlatan Demirel, “Fırat Nehri'nden, aşağı yukarı verebileceği elektriğin yüzde 80'ini aldık, Dicle Nehri'nin de verebileceği enerjinin hemen hemen yarısını aldık” dedi.
    GAP'ın tamamlanması için 16 milyar dolara daha ihtiyaç bulunduğunu hatırlatan Demirel, bu projenin, yıllık 1.5-2 milyar dolar kendi gelirinin bulunduğunu söyledi.
    Demirel, GAP'ın kendi gelirinin olması nedeniyle başka hiçbir yerden finansman aranmasına gerek olmadığını belirterek, “Bu gelir bu projeye tahsis edilse, biz bu projeyi 10 sene içinde yapar çıkarız” diye konuştu.

    DOĞALGAZ İHTİYACI VE TÜRKMEN DOĞALGAZI

    Elektrik üretimindeki en önemli kaynağın gaz olduğuna vurgu yapan Demirel, Türkiye'nin, elektriğinin yüzde 44'ünü gazdan, yüzde 25'ini kömürden, yüzde 10'unu petrol ürünlerinden, yüzde 20-22 kadarını da sulardan elde ettiğini hatırlattı.
    Nükleer santralleri yapamayan Türkiye'nin, doğalgaz santrallerine mecbur olduğunu belirten Demirel, Türkiye'nin kullandığı enerjinin yüzde 72'sini dışarıdan satın aldığını, bu seneki ithal enerji faturasının 14-15 milyar dolar olduğunu ifade etti. “Rusya'dan, bir başka ülkeden doğalgaz aldığınızda, riskini de düşünürsünüz' diyen Demirel, “Yalnız bir takım riskleri göze almak zaman zaman gereklidir” dedi.
    Türkiye'nin bir talihinin, komşuları ve yakın çevresinde enerji memleketlerinin bulunması olarak gösteren Demirel, “Körfez var, Hazar var, Rusya, Mısır, Irak ve Orta Asya var. Türkiye doğalgaz üreten bu ülkelerden münasip bir şekilde gaz alacak. Bir risk olduğu zaman onu da göğüsleyeceksiniz. Eğer risk almayalım, doğalgaz almayalım derseniz, o zaman kalkınmayı gerçekleştiremezsiniz” dedi.
    Bu arada Türkmen doğalgazının bir alternatif olarak önemine dikkati çeken Demirel, “Türkiye, eğer Türkmen Doğalgazını getirebilseydi, Rus doğalgazının karşısında önemli bir alternatif elde etmiş olurdu” tespitine de yer verdi.

    NÜKLEER SANTRALLERİN MUTLAK GEREKLİLİĞİ

    “Enerji, kalkınmanın olmazsa olmazıdır. Enerji uygarlık demektir” görüşünü de dile getiren Demirel, Türkiye'nin kalkınması için enerji ihtiyacını düzenli olarak sağlaması gerektiğini bildirdi.
    Türkiye'nin, enerji ithal eden bir ülke olarak nükleer santrallerin önemine işaret eden Demirel, “Nükleer santraller, elektrik ihtiyacının karşılanması için kaçınılmaz alternatiflerdir. Dünya, elektrik ihtiyacının önemli bir kısmını nükleer santrallerden karşılıyor” dedi.
    Türkiye'nin nükleer santrallerin yapımında geç kaldığının altını çizen Demirel, yapılamamasının birçok nedeninin bulunduğunu, halbuki Türkiye'ye yakın birçok ülkenin, Romanya'nın bile nükleer santrale sahip olduğunu kaydetti.

    9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, enflasyonun yüzde 10'un altına düşmüş olmasının çok sevindirici bir gelişme olduğunu vurgularken, “Ve bu hükümet zamanında düşmüş, onlar da bununla övünebilirler. Gayet tabii övünecekler” dedi.

    Demirel, ancak meselenin sadece bu hükümetin marifeti olmadığını ifade ederek, “arkalarında IMF var, zaten uygulanan bir program var. ve uygulanmaya devam eden bir programın hazırlattığı bir neticedir bu” yorumunu yaptı.
    Demirel, Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarına ise bugünkü tarih itibariyle girmeyeceğini söyledi.
    Devlet adamları kategorisinde “Dünya Kalkınma Federasyonu (The World Development Federation)” listesine seçilen 9. Cumhurbaşkanı Demirel, gündemdeki konulara ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
    Demirel, ekonomideki gelişmeler, makro büyüklükler, enflasyondaki düşüş ve bugün gelinen noktaya ilişkin sorular üzerine, öncelikle ”Ekonomi sloganlar kaldırmaz. Ekonomi gerçekçiliktir” ifadesini kullandı.
    Şimdiki hükümetin Türkiye'yi devraldığında enflasyonun yüzde 30'larda olduğunu hatırlatan Demirel, daha öncesinde enflasyon oranının yüzde 90'lara, yüzde 100'lere çıktığını, 1999 yılında yüzde 30'a düştüğünü, 2001 krizinde yeniden arttığını, 2002 yılından itibaren de düşmeye devam ettiğini bildirdi.
    “Türkiye, 6-7 senedir bir IMF programı uyguluyor. Zaten 3 sene içerisinde mucize yaratacak ne bir kimse ne de bir hükümet vardır. Bu süregelen bir politikadır” diyen Demirel, 72 milyar dolara ulaşan ihracatın yüzde 92'sinin sanayi sektörünce yapıldığını ifade etti, ”Geçen 3 sene zarfında yapılmış bir tane fabrika gösteremezsiniz” dedi.
    Demirel, otomobil sektörünün de 12 milyar dolarlık ihracata imza koyduğunu, bugün böylesine büyük rakamlarda ihracat yapan sektörün hepsinin temelini kendisinin attığını kaydetti.
    İhracatta önemli yer tutan tekstil sektörünün de bugünün meselesi olmadığını belirten Demirel, şunları söyledi:
    “Tekstil sektörünün ihracatı 20-30 milyar dolar. İhracatta beyaz eşya da önemli kalemler arasında. Beyaz eşya nedir? Arçelik'tir. Bugün mü yapıldı bunlar? Şimdi aslında Türkiye'nin makro ekonomisinde birtakım iyileşmelerin olması herkesi sevindirecek.”

    "ELBİSENİN DÜĞMESİNİ DİKMEKLE OLMAZ”

    Demirel, enflasyonun yüzde 10'un altına düşmüş olmasının sevindirici olduğuna işaret ederken, şöyle dedi:
    “Ve bu hükümetin zamanında düşmüş, onlar da bununla övünebilirler. Gayet tabii övünecekler. Fakat mesele sadece bunların marifeti değil. Arkalarında IMF var, arkalarında zaten uygulanan bir program var. Ve uygulanmaya devam eden bir programın hazırlattığı bir neticedir bu... Şimdi bakın; elbise dikilmiş, düğmesi yok, dikilmemiş. Şu düğme... Geliyorsunuz bu düğmeyi dikiyorsunuz. (Elbiseyi ben diktim) diyorsunuz. Halbuki sadece elbisenin düğmesini diktiniz.
    Bugün Türkiye'nin çalışan elektrik santralları olmasa, mevcut yollar, telekomünikasyon sistemi olmasa ve yetişmiş bu girişimci olmasa ve üniversiteler 330 bin mezun vermese, işçisi olmasa, 72 milyar dolar ihracatı neyle yaparsınız? Bunların hepsini Türkiye yapmıştır. Birçok hükümetlerin bunda payı var. Bunların da payı var. Ama Türkiye'deki bugünkü netice, bugünkü hükümetin eseri değildir. Bunların zamanında meydana gelmiş olması memnuniyet vericidir.”
    Demirel, makro seviyedeki gelişmelerden mikro seviyeye inildiğinde, makro düzeydeki gelişmelerin halka inmediğini de savundu.

    “TÜRKİYE BÜROKRASİYE BATIK”

    Bu arada istihdam için yatırımdan başka çare olmadığını vurgulayan Demirel, Türkiye'ye 2.5 milyar dolar doğrudan yatırım geldi diye övünüldüğünü, ancak bu yatırımın daha çok portföy yatırımı olduğuna dikkati çekti.
    “Portföy yatırımı şudur” diye izahatta bulunan Demirel, “Bunlar yeni bir iş yapmaya gelmiyor. Yapılmış işi satın almaya geliyor. Yeni iş imkanı yaratmıyor” diye konuştu.

    Türkiye'de ne Türk girişimcisinin ne de yabancı girişimci de yatırım hevesi olmadığına işaret eden Demirel, herkesin bu konuda çırpındığını, ancak yatırım iklimi yaratılmadığını söyledi. “Yatırım iklimini yaratın” diyen Demirel, bu güvenin içerde ve dışarıda sağlanabilmesi için, Türkiye'nin bürokrasiden kurtarılması lazım geldiğini bildirdi. “Türkiye bürokrasiye batık. Bürokrasiye batık ülkeler arasında Türkiye 92. sırada. Bunları Türkiye'nin aşması lazım” dedi.

    NİYETİ YOK

    Cumhurbaşkanlığı seçiminin tartışmaya açılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı konusundaki soruya da Demirel, “Bu tartışmalara bugün girmem. Çünkü daha vakit var. Bu kadar zaman içinde çok şey değişir. Şu anda çok doğru tahmin yapma imkanı hemen hemen yok gibidir. Çünkü siyasi iktidarlar 3. senesinde teklemeye başlarlar. Bakalım önümüzdeki günlerde siyasi iktidarın performansı nasıl olacak?. Ve birçok şey ona bağlıdır” diye cevapladı.
    Cumhurbaşkanlığı'na yeniden aday gösterileceği yolunda çıkan haberlerin hatırlatılması üzerine 9. Cumhurbaşkanı Demirel,” Böyle bir niyetim olsa, ben burada niye oturayım? Öyle bir niyetim olsa biraz gayret sarf ederim. Benim bir gayret sarf ettiğimi gören var mı? Hiç bir kimseye, Allah'ın bir tek kuluna dediğim bir şey var mı? Ben Türkiye meseleleriyle meşgulüm. Meşgul olmakta benim vicdani görevim” karşılığını verdi.

    “PARTİLER KURUMSALLAŞMAYA VAKİT BULAMIYORLAR”

    Türkiye'de partilerin ömürleri konusundaki soruya da Demirel, Türkiye'de siyasi partilerin kurumsallaşmaya vakit bulamadığını, Cumhuriyetten önce kurulmuş Halk Partisi'nin bile 1981'de kapatıldığını söyledi.
    Demokrat Parti'nin 1946'da, Adalet Partisi'nin de 1961 yılında kurulup, sonrasında ikisinin de kapatıldığını vurgulayan Demirel, ”Kurumsallaşma, ülkenin şartlarına bağlı. Partilere ömür biçilmez. Onu seven insanların taşıdığı bir olaydır” dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı