Dünya Haberleri

    8 milyon nüfus, 8 milyon hikaye

    Doğan Uluç
    06.05.2008 - 17:56 | Son Güncelleme:

    Kuyrukta üçüncü araba benim. Gaz pompası üstündeki rakamlar ürkütücü. Yüksek oktanlı arabalar için benzinin galonu 4.25 dolara çıkmış. Oysa sabah geçerken tarifedeki rakam 3.95 dolar idi.

    İki hafta öncesinde ise 3.70. Bu fiyat tırmanışına birilerinin çıkıp ''Dur artık'' demesi gerekiyor. Oysa kapitalist sistemin bayraktarı Amerika'da serbest ticareti sorgulamak kolay değil.

    Televizyonda ekonomik haberler okuyan sunucu ''British Petroleum'' ile ''Gulf''ın son üç ayda 30 milyar doları aşkın ekstra kar ettiklerini açıklıyor. Petrol üretici ülkelerde harp yok, fiyat artışları nedenlerini kimse izah etmeye yanaşmıyor.

    ABD Başkanı George W.Bush, yardımcısı Dick Cheney petrol ticareti yapan ailelere mensup. Galon rakamları yükselince, servetleri katlanıyor. Giderek tırmanan fiyatların hergün özel araçlarıyla iş yerlerine giden 110 milyon Amerikalıya yüklediği sıkıntıyı yaşamadıkları da kesin.

    Gaz istasyonunda önümdeki yarı otobüs boyu arazi arabasının sürücüsü ''Rezalet bu, depoyu 120 dolara doldurdum. Ben de Canola yağına döneceğim.'' derken burnundan soluyor.

    Geçenlerde bir gazetede meteoroloji uzmanı Storm Field'le yapılan röportajı anımsıyorum. Ünlü uzman,dizel motorlu Mercedes'ini Canola gibi sebze yağlarıyla çalışmasını sağlayacak sisteme dönüştürtüğünü söylüyordu. Storm "Bir dostum lokantasında patates kızartmasında kullanılan yağları benim için topluyor. Sistem değişikliğine 2 bin dolar ödedim ama şimdi ayda 200 dolar yakıt tasarrufu yapıyorum. Sebze yağlarından tek şikayetim arabamın içinin lokanta mutfağı gibi kokmasına sebeb oluşu" diyor.

    Benzin istasyonunda yarım depo gaz aldıktan sonra trafik ışığını beklerken top sakallı gençten biri yanıma yaklaşarak avucunu uzatıyor. Pencereyi aralarken cebimden çıkardığım bir doları uzatıyorum. Teşekkür etmeden alıyor ama gitmeye niyeti yok. Kömür karası gözleri üstümde konuşuyor: ''Anlatacaklarım var, hikayemi dinle.'' Herkesin bir değil çok hikayesi var New York gibi yerde. Sekiz milyonluk kentte 8 milyon hikaye var. Yanıt vermiyorum. Üstü başı perişan adamın çehresi sertleşiyor : "Dinle, benim hikayem çok önemli. David Koch'u anlatacağım sana."

    Yeşile dönen trafik ışığını işaret ediyorum: "Bekleyemem, başka zaman" dedikten sonra gaza basıyorum. Genç dilenci refah ülkesinin yüz karası sorunu 'evsiz'lerden biri olmalı. Saçını sakalını kesip, kıyafetini düzeltmiş olsa entelektüel görünüme kavuşacağını düşünüyorum.

    'Evsiz'in sözünü ettiği David Koch iş ve ticaret aleminde tanınan bir kişi. Forbes dergisi geçen Mart'ta 67 yaşındaki Koch Sanayi patronunu New York'un en zengini ilan etti. Aile şirketinin 2007'deki yıllık cirosu 95 milyar dolar civarında. Altı özel uçak, gemi büyüklüğünde yat, sayısız emlak sahibi David'in şahsi serveti ise 17 milyar dolar.
    Peki bu yoksul, evsiz adam nerden biliyor David Koch'u? Acaba durup dinlesemiydim 'hikayesini'? Ama donuk gözlerinden ürktüğümü de itiraf etmem lazım.

     Hayat güç, ömür törpüsü tempoyla sürüyor New York'ta. Kaçak sınıfına giren kayıtsız göçmenler hizmet sektöründe boğaz tokluğuna çalıştırılıyor. Ücretleri ev kirasına ancak denk geliyor, üstelik memlekette yakınlarına da para göndermeleri gerekiyor. Üç- beşi yazın soğutması, kışları ısıtıcısı olmayan evlerde oda paylaşıp yaşıyorlar. Gene de şikayetçi değiller, terkedip geldikleri ülkelerde geçim şartları daha vahim.

    Oysa madalyonun diğer yüzü parlak. İş, ticaret, giyim-kuşam, iletişim, finansman ve bankacılık gibi sektörlerde çalışanların tuzu kuru. Akşamları iş çıkışı sosyete barlarında 'geyik muhabbeti'ne takılıyorlar. Ismarladıkları içkilerin fiyatı bol sıfırlı. Barmenlere bıraktıkları bahşiş, masalardan tabak-çanak toplayan kaçak komilerin haftalığından fazla.

    Ülke sathında ekonomik durgunluk canlanma emaresi görülmeden süregeliyor. Faiz oranı indirimine rağmen piyasa hareketsiz. Perakende satışları düşüşte, dev şirketler işçi çıkartmaya devam ediyor. Dar gelirlilere ilaveten orta tabaka da gıda fiyatlarından müşteki. Günlük ihtiyaç alışverişinde kağıt torbalar eskisi gibi dolu değil. İnsanlar dört gözle bu sıkıntılı dönemin sona ermesi bekleyişinde. New York'un belirli kesimlerindekiler ise kıyafetten otomobile 'marka'lar süslü yaşamın zevkini sürdürmeye devam ediyor.
     
     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı