Gündem Haberleri

GÜNDEM

    8. katın sessiz çığlığı

    Mesude ERŞAN / Fotoğraflar: Emre YUNUSOĞLU
    25.06.2017 - 01:24 | Son Güncelleme: 25.06.2017 - 16:46

    Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi’nin 8’inci katında kalp yetersizliği sorunu yaşayan ve nakil için kalp bekleyen çocuklar kalıyor. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen çocuklar burada kendilerine yeni bir dünya kuruyor, onları yaşama bağlayacak kalbi bekliyor. Bayram öncesi ziyaret ettiğimiz çocuklar Türkiye’ye sesleniyor: “Lütfen kalp bağışlayın, yarım kalan oyunuma dönmek istiyorum...”

    Kalp, damar ve göğüs hastalıkları konusunda uzman olan Siyami Ersek Hastanesi’nin 8 ve 16’ncı katlarında kalanlar, belki de en uzun yatan hastalar. 16’ncı katta kalp yetersizliği bulunan ve kalp nakli için bekleyen yetişkin, 8’inci katta benzer sorunları yaşayan çocuk hastalar misafir ediliyor.  

    8. katın sessiz çığlığı
    KAYBEDİLENLER GİZLENİYOR
    Hastanenin kalp bekleme listesinde halen dokuz çocuk var. Nakil için çok acil durumda olan çocuk hastalardan biri yaşam destek cihazına bağlı yaşıyor. Üçü yapay kalp desteğiyle zaman kazanmaya çalışıyor. Diğerleri de hastane ya da evlerinde dualarla kalp bekliyor.

    8’inci kattaki bazı çocuk hastaların nefesi koridorda atacağı birkaç küçük adıma bile yetmiyor. O kadar uzun zamandır kalanlar var ki, hastane odasında olduklarını bir nebze unutmak için tuttukları takımın renklerinde yatak çarşafları sermişler, bayraklarını asmışlar, duvarları arkadaş, aile fotoğraflarını süslemişler.

    Günler, haftalar hatta aylarını küçük odalarında, kardeşleri, babaları, arkadaşları, evlerinden uzakta geçiren bu çocukların hayali ve umutları ise hep aynı. Uygun kalp bulunması, takılması ve bir an önce evlerine dönebilmek.

    ENDER BAĞIŞLANIYOR
    Türkiye’de organ bağışı zaten istenen düzeyde değil. Ama çocuk hastalar için durum daha da vahim. Beyin ölümü olan çocuklarının organları daha ender bağışlanıyor. Kalbin kendine özgü bazı özellikleri nedeniyle bağışlansa da her zaman takılmaya uygun olmuyor. Kalp beklerken kaybedilenler, arkadaşları olan diğer çocuk hastalardan gizleniyor.

    Açık kalp ameliyatları büyük operasyonlar arasında yer alıyor. Ne sebeple olursa olsun kalp ameliyatına giren herkes korku yaşar. Ama kalp nakli için ameliyata gidenler, doktorlarına sevinçle sarılıyor, ameliyat masasına gülerek yatıyor. Doktorlar, “Kalp bulununca hepimiz bayram ederiz” diyor.

    BİZDEN BİR HABER BEKLİYORLAR
    Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Serap Aykut Aka ‘ya çocuk hastalar “Serap Anne” diye hitap ediyor.

    8. katın sessiz çığlığıDoç. Dr. Aka, çocukların yeniden koşmasına vesile olabilecek organların toprağa verilmesine isyan ediyor. Hastaları, bir türlü gelmeyen kalpleri ondan soruyor.

    Aka şunları söylüyor: “17 yaşındaki hastam gelip, ‘Bana hiç kalp çıktı mı?’ diye soruyor. ‘Evet ama güzel kalp değildi, almadık’ diyorum. Bizden ‘güzel kalp’ bekliyorlar. Hepimiz eve giderken dua ediyoruz, ‘bugün hastalarımıza kalp çıksın’ diye. Çocuklar bizden ümitli, ‘beni kurtaracak’ diye bakıyor. İçimiz eziliyor, bazen gözlerine dahi bakamıyoruz. Organ bekleyen çocuğun ailesi olmak da zor. 7-8 ay burada kalmak gerekebiliyor.

    Bazen babalar, diğer kardeşler bir yerde, anne hasta çocukla burada kalıyor. Ailede sorunlar yaşanabiliyor. Onları bile düzeltmeye çalışıyoruz. Ama organ bulunduğunda işte o zaman hepimiz bayram yapıyoruz...”

    3 HAYALİM VAR: yENİ KALP, EVİM VE OKULUM
    13 yaşındaki Hidayet Hummadioğlu’na kalp yetersizliği tanısı 2 yıl önce konmuş. 1 aydır hastanede yatan Hidayet’in ilk hayali yeni bir kalp, ikincisi evine, üçüncüsü ise okuluna geri dönmek. Hidayet, “Organ bağışlanmadığı için beklemek zorundayız. Yürümek, konuşmak bile zor geliyor bana” diyor.

    8. katın sessiz çığlığı


    ELEKTRİK KESİLİRSE ÖLÜR MÜYÜM ANNE
    Yapay kalp pompasıyla yaşama tutunan 10 yaşındaki Berk Yıldız, yaklaşık 3 yıldır kalp yetersizliği yaşıyor. Sadece 19 kilo ve boyu ise 1.27 santimetre. Kısa süre önce takılan yapay kalp pompasının 2.5 kiloluk pilini yanında, çantasında taşıyor. Her adımda onunla. Yapay kalple ilgili fikri sorulduğunda, “Eve gideceksem her şeye varım ben” demiş. Evde ebeveyn odasına bir yatak da onun için konmuş. Karşısına da playstation oynayabilsin diye televizyon kurulmuş. Yatağının başucunda ise yılbaşında ailece tuttukları dileği anlatan karton kalpler var. Okula başlayalı birkaç hafta olmuşken geçirdiği bir enfeksiyon bu büyük soruna zemin hazırlamış. Berk, “Yürüyemiyorum bile, çok yoruluyorum. Hastaneden bir telefon gelse, ‘Hadi gel, kalp çıktı’ deseler, çok sevinirim, havalara uçarım. Sonra da tatil yapmak isterim. Neresi olursa olsun önemli değil, yeter ki tatil olsun” diyor. Kalp pompası yedek pilli olmasına rağmen, elektrik kesildiğinde bile panikliyor Berk. Annesi Arzu Yıldız, “Akşam elektrik kesilince makinesi kapanacak diye öyle panik yaptı ki....” diyor.

    HER TELEFON BİR ÜMİT
    Arzu Yıldız (Berk’in annesi): Beklerken kaybettiğimiz çocuklardan dolayı umudumuz azalıyor. Nakil listesindeki çocuklar birer birer eksiliyor. Kim evladını kaybetmek ister ki? Berk bu grubun içinde en zayıf olanı ama yaşama umudu var, direniyor. Ölümü hiç aklına getirmez. Her çalan telefon bizim için ümit, sevinçle açıyoruz.

    8. katın sessiz çığlığı


    HAYATIMI ÖZLÜYORUM
    Gaziantep’den gelen 17 yaşındaki Yusuf Çello’nun hastaneye ikinci yatışı. Altı aydır yatıyor ve dışarıyı camın arkasından seyrediyor. Uzun süren grip, geride hasta bir kalp bırakmış. Hastanede kendi kendine gitar çalmayı öğrenen Çello, “Hastaneyle tanışalı bir yıl oldu. Acil sırasındayım. Beklemek çok zor. Acılarımız oluyor. Sabrediyoruz, şükrediyoruz halimize. Her an haber gelir diye bekleyiş içindeyiz” diyor. Annesinin refakat ettiği Çello, “4 duvar içinde, tek bir odada yaşamak kolay değil. Sıkılıyorum, eski hayatımı özlüyorum. Camdan izlediklerimin yerinde olmak istiyorum. Bir umutla, kalp gelir diye bekliyor ve nakilden sonrasının hayalini kuruyorum. Buradan çağrı yapıyorum. Lütfen organ bağışlayın. Bağışlanan her organ, filizlenen bir hayat demek” diye konuşuyor.

    YAPAY KALP ZAMAN KAZANDIRIYOR
    Kalp ve damar hastalıkları uzmanı Dr. Taliha Öner: Çocuklardaki kalp yetersizliğinin nedenini bazen bulamıyoruz. Ama en büyük nedenler arasında geçirilen enfeksiyonlar yer alıyor. Bir enfeksiyon sonrasında bile kalp yetersizliği gelişebiliyor. Bazı hastalara ECMO (yaşam destek cihazı) veya yapay kalp ile zaman kazanabiliyoruz. Ama bunların da bir süresi var. Üstelik bazı hastalara uygun değil.”

    ÇOCUKLARIN YUDUM ANNESİ
    Hastanenin kardiyolog ve kalp damar cerrahları, hemşireleri, idari personeli çocukları ve ailelerini yakından tanıyor. İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Berrin Yudum Azeri Sağırlı da gönüllü çalışıyor. Sağırlı, kimi zaman çocukları çok sevdikleri bir futbolcuyla buluşturuyor, kimi zaman sürpriz doğumgünü partileri düzenliyor, kimi zaman da film gösterimi yapıyor. Gönüllülere yaptırdığı faaliyet odasında ebru vb. faaliyetlere olanak sağlıyor. İhtiyaç sahibi ailelerle hayırseverleri karşılaştırıyor. Çocuklar taburcu olsa bile desteğini sürdürüyor. Sağırlı, “Faaliyetlerle çocuklar hastalıklarını unutuyor. Dışarıya çıkmış gibi oluyorlar. Ayrılsalar da bağımızın kopmadığı çocuklar var” diyor.

    DİYANET: DİNEN UYGUN
    Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın, “Organ veya dokusu alınan kişinin, ölmüş olması, organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olmasının gerektiğine” dair fetvası var.

    6 AYDA 4 KALP BULUNDU
    Sağlık Bakanlığı Organ Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı verilerine göre, 612 çocuk organ nakli için bekliyor. Bunların 70’i kalp bekleyen çocuklar. Bu yıl sadece 4 çocuğa kalp nakli yapıldı, 19 çocuk kalp beklerken kaybedildi. Listeye yine kalp için bu yıl 32 yeni hasta çocuk eklendi.


    8. katın sessiz çığlığı
    Onlar, zamanlarını dört duvar arasında geçen, hayatı camın arkasından seyreden çocuklar. Yaşıtları gibi bırakın koşup oynamayı, bazı zamanlar yürümeye dahi mecalleri yok. Zira, bu kadar sıkıntıya göğüs geren koca yürekleri fiziki olarak yetmiyor. Evet ölümün en zoru, en kabullenilmezi çocukların ölümü. Sızısı hiç gitmez ana-babanın yüreğinden. Yarası kapanmaz. Başka çocuklara yürek olmak azaltmaz mı bu sızıyı?

     

    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı