75 kadın!?

Hürriyet Haber
30.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Geçende masamda bir faks mesajı buldum. Türkiye'nin tek haftalık kadın dergisi olduğunu belirten ‘‘Mimoza’’dan geliyordu.

Faksa göre Mimoza Dergisi, 23 Ekim günü birinci yılını dolduruyordu. Bu tarihten 6 gün sonra da cumhuriyet, 75. yılını dolduracaktı.

Mimoza Dergisi, 75. yılda cumhuriyet döneminde yetişen 75 başarılı kadını seçip ödüllendirmek istiyordu.

Benden istedikleri bu 75 kadını seçmek için oluşturdukları büyük jüride yer almam ve ‘‘Türkiye için bir şey yapan’’ 75 kadını belirlemelerinde yardımcı olmamdı.

Ama 75 kadın ismi yazmanın zor olacağını tahmin ediyorlar, benden sadece 25 kadın ismi istiyorlardı.

Üstelik isimlerin yanına bu kadınları niçin seçtiğimi de yazmam gerekiyordu.

Faks ilgimi çekti. Aklıma bir dolu kadın düştü.

Oturup bir liste yapmaya başladım. Bir anda 25 rakamını aştım.

Listemin başına da Melek Hanım'ı yerleştirdim.

Gözlerim doldu.

* * *

Tanju Okan'ın annesi Bedia Hanım, Türkiye ve Dünya Güzeli Keriman Halis ve Melek Hanım'a göre ondan daha da güzel olan Şükriye Şener'le listem devam etti. Çünkü Keriman Halis Manisa'ya gelmiş, Melek Hanım ve Şükriye Hanım'la birlikte bizim evin verandasında oturup çay içmişti.

Yoldan gelip geçenler Dünya Güzeli'ni Şükriye Hanım zannederek tezahürat yapmışlardı.

Sonra Safiye Ayla'yı yazdım. Onun sesini Melek Hanım'ın taş plaklarından dinlemiş ve hayran olmuştum.

Liste böyle uzayıp giderken birden faksa gözüm tekrar ilişti. Seçeceğim kadınların ‘‘hayatta olmaları’’ gerekiyordu.

Öyle ya, görkemli bir törenle ödül almaları için bu şarttı. Ama bu şart, 75 yılın anlamını bence zedeliyordu. O zaman Safiye Ayla'ya ödül verilemeyecekti. Ama benim listeme aldığım Matild Manukyan'a verilebilecekti.

Ödül Safiye Ayla'nın bir vârisine verilebilirdi. Ya da onu temsil edecek bir genç kadın ses sanatçısı bulunabilirdi.

Ne ise, neme lazımdı.

* * *

Listeden üzülerek Melek Gökmen, Şükriye Şener, Bedia Okan ve Safiye Ayla isimlerini çıkardım. Yeni isimler ekledim.

Sonra faksta yazılan ‘‘Türkiye için bir şey yapan kadın'' ibaresinin anlamını düşündüm.

Kastedilen ‘‘iyi bir şey’’ miydi, yoksa ‘‘iyi ya da kötü bir şey’’ miydi?

İyi ve kötü kavramları bıçak gibi ayrılıyorlar mıydı? Sözgelimi Matild Manukyan, filozofik ahlak kuramına göre olmaması gereken bir iş yapıyordu. Ama yıllarca vergi rekortmeni olmuştu.

Çaresiz diğer faziletli kadınların yanında yerini alacaktı.

Bu belki bazılarına garip gelecekti, ama bana vız geliyordu.

Önümüzdeki birkaç gün içinde 25 kadın adayımı seçeceğim.

Bir numarada Leyla Zana, iki numarada Tansu Çiller olacak.

Ben mi tuhaf bir adamım, yoksa Türkiye mi?

Yoksa bu bir Türkiye için garip tecelli mi?

Kimbilir?



Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı