700 yıl sabrettik 75 yıl sabrettik 5 yıl daha sabır çok mu?

Kurthan FİŞEK
Haberin Devamı

Fazla popüler olmadığım için, bana pek öyle faks mesajı, okuyucu mektubu gelmez... Geldi mi, hemen yayınlarım... ‘‘Benim bulunduğum seçim sandığındaki en kuvvetli sol parti hangisiyse, oyumu ona vereceğim!’’ dedim.

Telefonlar, fakslar kilitlendi.

Özetle üç mesaj vardı.

* * *

İlki, dilbilgisel-ideolojik tutarsızlığıma dikkati çekiyordu.

‘‘Ulan cahil! Sosyal demokrat sayılacak kadar sağda olmadığını, hiçbir zaman olmadığını söyleyen sen değil miydin? Güzelim CHP'ye sosdem, özelim DSP'ye demlisol diyen sen değil miydin? Bunlara solumsu, solumtrak gibi sıfatlar yakıştıran sen değil miydin? Bu ne biçim tutarsızlıktır! Boyundan utan, bilimsel geçmişinden utan!’’

Üç sayfalık metni kısaltıyorum...

‘‘Sahici sol’’ partilere sen oy vermezsen, ben oy vermezsem, kim verecek demeye getiriyordu.

* * *

İkinci faksı yaydım önüme... O da uzundu. Zahmet edip yazılarımı okuyan (ve DSP'li olduğunu tahmin ettiğim) sevgili okurumdan, özetlediğim için, özür diliyorum...

‘‘Sevgili hocam... Kendilerine sosyal demokrat süsü veren CHP'liler aslında tuhaftır. Sosyal demokrasinin kökeni marksizmdir. Oysa, genel başkanları Deniz Baykal, ‘Devlet ve Siyaset' isimli doçentlik tezini yazarken Lenin'in ‘Devlet ve İhtilal' kitabını okumamış, kaynak bile göstermemiştir...’’

Olabilir, hatasız kul olmaz, ama, değerli okuyucumun gırgırı devam ediyor.

‘‘Bunların okuma-yazması Mao'nun kırmızı kitabıyla sınırlıdır. Sahici solcu olduğunuz günleri hatırlarsanız, Mao da ‘Uzun Yürüyüş' yapıp iktidara el koymuştu. Sizin sıcak baktığınız o CHP'liler, Kars'tan Edirne'ye uzun yürüyüşe çıktılar, hava muhalefeti yüzünden Erzincan-Sıvas karayolundaki Kızıldağ geçidinde mahsur kaldılar... Kıçına kına yak!’’

* * *

Üçüncü faks metni besbelli CHP kökenliydi.

‘‘Bülent beyi hepimiz çok sever, çok sayarız... Kendisinin bile inanmadığı, Rahşan hanıma bile inandıramadığı istem ve söylemlerini de göz ardı etmeyelim... Genel af, köykent, olanaklar, olasılıklar, salatalıklar, iki turlu seçim... Can düşmanı Demirel'in helikopter pervanesine takıldı, can dostu oldu, hem kendisini, hem parti tabanını oyalıyor...’’

* * *

Bütün bunları okuduktan sonra, derin bir vicdan muhasebesi yaptım.

Kararım, kanaatim değişmedi.

Siyasi yelpazenin solumsu tarafında kim varsa, oyumu ona vereceğim...

Ama, gündemi değiştirmek gibi olmasın, küçük bir önerim var.

‘‘Ulusal baraj’’ kalksın, 1965 genel seçimlerindeki ‘‘nisbi temsil ve milli bakiye’’ sistemine dönülsün...

Herkes aldığı oyla orantılı sandalye sayısıyla TBMM'de temsil edilsin...

1965-1969 meclisinde, Türkiye İşçi Partisi, 15 milletvekiliyle, yeri yerinden oynattıydı. Türkiye'nin gündemine daha önce hiç bilinmemiş, bulunmamış, bakılmamış, araştırılmamış meseleleri getirdiydi.

Gerçi 12 Mart 1971 müdahalesi de ardından geldiydi, ama, daha önce, 1969 seçimlerinde, Süleyman Demirel bütün sağı birleştirmiş, otuz yıl sonra bile övündüğü yüzde 56'lık sandalye çoğunluğunu bulmuştu.

* * *

Önümüzdeki dönemde, her görüşün meclise yansımasını isterim...

700 yıllık Osmanlı, 75 yıllık Cumhuriyet tarihimiz var.

Herkes özgür oyunu gönlünce kullansın... Herkes, her düşünce temsil edilsin...

Noolacak yani?

O kadar bekledikten sonra, beş yıl daha daha bekleriz, bulanık suların berraklaşması için...



Yazarın Tüm Yazıları