Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

7 bin metrede patlayan cam

İsmet SOLAK

Cumhurbaşkanı Demirel'in, 7 bin metre yukarıda camı çatlayan GAP uçağında yanındaydım. Doğrusu, kaptan, Baba'ya durumu iletmiş de, bize belli etmeden sağ salim uçağı indirmişti. Van'a inmemize 25 dakika kala farklı bir durum sezmiştik. Pervaneli uçakla gidiyormuş hissine kapıldık. Ama o anda Süphan Dağları'nın karını göstererek, ‘‘Bunların bir kısmı Keban yolcusu, enerji’’ diyen Demirel'in sohbetine dalmıştık. Dönüş için Havaalanı'na gelince, GAP yerine CASA ile karşılaştık. Demirel, havalanmadan anlattı:

‘‘Kaptanlar bana, GAP'la da dönebileceğimizi söyledi. Ancak ben riske girmemelerini rica ettim, CASA çağrıldı. Uçak alçaktan uçarak döndü.’’

Biz yıllar önce Demirel'le, Güney Amerika dönüşünde korkunç bir kaza geçirmiştik. 11 bin metre yükseklikte, bir dakikadan fazla süren düşüşle ölümle yüz yüze gelmiştik. Cam çatlaması falan hikâye kalır!

Uçakta adeta Van brifingi veren Demirel ilin tanımını, ‘‘Rahmetli Kinyas Ağa (Kartal) dünyada Van ahirette iman, derdi. Bazen ilk cümleyi söylemez, 'dünyada Van gir içine yan' derdi’’ sözleriyle yaptı. Kinyas Kartal'ın oğlu ve eski DYP milletvekili Nadir Bey de uçaktaydı. Valinin Cumhurbaşkanı'ndan talebi tatlı acıydı: ‘‘Hayvancılık bitip öldü. Yeniden diriltmek için desteğiniz lazım... Tavuk Elazığ'dan, yumurta Antep'ten geliyor efendim.’’

Bu acı gerçek, Özal döneminde Doğu ve Güneydoğu'da hayvancılığa vurulan darbenin ulaştığı noktayı gösteriyordu. Demirel, özellikle serhat illerinin kurtuluş günlerine mutlaka katılıyor. Edirne, Kars, Adana, Erzurum, Van... Dün kutlamaya Nahçivan Meclis Başkanı da gelmişti. Demirel'in mesajı yeni Ermenistan Cumhurbaşkanı'na yankılandı:

‘‘Burada 80 yıl önce yaşanıp biten olay şu an orada yaşanıyor. Kardeş ülkenin yüzde 20'si Ermeni işgalinde. Ama bir gün Azeri kardeşlerimiz de mutlaka bu zulümden kurtulacaklardır. Bütün dünya bunu böyle bilsin.’’

Uçakta, Baba'nın tam karşısında İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu vardı. Üçlü koltuklarda ortaya beni oturttu. Sağımda Ekrem Ceyhun, solumda Ahmet Sarp... Her ikisi de Van ve Diyarbakır yörelerinde yıllarca Karayolları Bölge Müdürlüğü yapmışlardı. Demirel, Van'ı anlatırken, ben konuyu hemen iç politikaya çektim. Erken seçim konusundaki düşüncelerini sordum:

‘‘Seçim dediğin, karar alınınca 1-3 ay arasında yapılır. Tarih açıklanıp sonraya bırakılamaz. Devlet çarkı dönmez. Karar alınır ve seçime gidilir.’’

Ancak, ihtiyati kayıt koydu: ‘‘Ama şu anda seçimin istenip istenmediği önemli’’ dedi. Yani halk istemiyordu. Bunu Vilayet'teki basın toplantısında daha da netleştirip açtı ve Ankara'ya önemli mesajlar yolladı:

‘‘Seçim yeni bir bunalıma neden olmasın. En azından başkanlık sistemi olmasa bile, cumhurbaşkanına meclisi fesih yetkisi getirin. Aksi halde, halka ümit veremez ve aynı sonuç gelirse, rejime zarar verirsiniz.’’

Sohbetimiz Van'a dönerken, ‘‘Van'a çok hizmet götürdük, şimdi bunlar yetersiz kaldı. Buraya yeniden yüklenmemiz lazım’’ diyordu. Üniversite'de ümit dağıttı, gençlere güven aşıladı, anaokulu açarken çocukları öptü, Van Tekstil'in kurdelesini keserken, doğuya yatırım yapın çağrısında bulundu, binası biten Yüksek İhtisas Hastanesi'nin iç donanımının bir an önce yapılmasını isterken, ‘‘Van Gölü kenarında kalp ameliyatı yapılmasını çok istiyorum’’ diyerek özlemini sergiledi ve dönüşte yukardan Van'ı seyretti:

‘‘Çok çok güzel bir yurt parçası, Van.. Benim ülkem gerçekten çok güzel.’’













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI