Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

7 aylık iç borç artışı önceki 37 aydan fazla

18 Ekim 2008’de “Son 69 Ayın En Yüksek Bütçe Açığı” başlıklı yazımızda, bütçe açığının, buna bağlı olarak da iç borçların hızla artacağını belirtmiştik.

Nitekim öyle de oldu.

AÇIK ARTTIKÇA BORÇ ARTTI

Tabloya bakıyoruz;

- Ekim 2008’den Mayıs 2009’a kadar geçen dönemde, iç borçlarımız 271 milyar TL’den 302 milyar TL’ye çıkmış, yani son yedi ayda Türkiye’nin iç borç stoku 30.6 milyar TL artmış.

- Oysa Eylül 2005’den Ekim 2008’e kadar, yani 37 ayda iç borç stokundaki artış 28.1 milyar TL idi.

Buna göre, son yedi aydaki 31 milyar TL’lik borç artışı, önceki 37 ayın toplam iç borç artışı olan 28 milyar TL’den fazla!..

VERGİ GELİRLERİ VE IMF

Bütçe dengesinin bu kadar hızlı bir biçimde bozulmasında en önemli etken, ekonomik krizin de etkisiyle, vergi gelirlerinin gerilemesi ve harcamalardaki artış olarak göze çarpıyor.

2007 yılında yüzde 13, 2008’de yüzde 11 artan vergi gelirleri, 2009’un ilk beş ayında önceki yılın aynı dönemine göre artış bir yana yüzde 9.6 geriledi.

Bütçe gelirlerinin yüzde 80-90’nı karşılayan vergi gelirlerinin gerilemesi ve seçim döneminde artan harcamalar da birleşince, büyüyen bütçe açığı borç stokunu artırdı.

Diğer taraftan hükümetin IMF ile anlaşmayı bir türlü sonuçlandıramaması ve derinleşen krizin etkileri ile dış kaynak bulmakta zorlanan Türkiye, iç borçlanmaya yöneldi ve sonuçta iç borçlanma arttı.

2009 bütçesinde, 10 milyar TL öngörülen “bütçe açığı” da revize edilerek 5 kat artırıldı.

Yılın ilk çeyreğinde yüzde 13,8 ile son 64 yılın rekor küçülmesinin yaşandığı, ithalatımızın yaklaşık yüzde 40 daraldığı da dikkate alındığında, hedefe göre 2009’da Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, ÖTV, özellikle İthalde Alınan KDV (- yüzde 47) gelirlerinde ciddi gerileme yaşanacağı ve buna bağlı olarak bütçe açığı ile iç borç stokunun daha da yükselebileceğini tahmin etmek zor değil.

YIL SONUNA ZOR

Gelirlerin azaldığı, giderlerin arttığı, bütçe açığında hedeflerin alt üst olduğu, iç borç artışında rekor kırıldığı, ihracatın yüzde 30 civarında gerilediği, iç ve dış talebin daraldığı, 2009’un ilk çeyreğinde yüzde 13.8 ile rekor küçülmenin yaşandığı, işsizliğin büyük sorun olmaya devam ettiği bir ortamda, krizin yıl sonunda aşılıp (V) şeklinde bir çıkış yaşanması ve erken toparlanma mümkün değil.

Dünya (- yüzde 16) ve Avrupa (- yüzde 15) ticaret hacmi büyük bir çöküş içinde. Bu tablo, ihracatının yarıdan fazlasını Avrupa’ya yapan Türkiye’yi dış talep yönünden olumsuz etkiliyor. Bu aşamada, iç piyasaya ağırlık verip iç talebi canlandıracak ciddi önlemler gerekiyor.

TEĞET DEĞİL

Görüldüğü gibi, sadece “bütçe açığı” ve “iç borç artışı” yönünden değil bir çok yönden kriz teğet değil, delerek geçiyor.

Gelecek üç yıla ilişkin makroekonomik hedefleri ve politikaları ortaya koyan “Orta Vadeli Program”ın görüşüldüğü şu günlerde, önümüzdeki dönem için gerçekçi hedefler konulmalı ve bununla uyumlu politikalar izlenmeli.

X