65 milyon euro istiyoruz

Hülya GÜLER
23.07.2015 - 23:18 | Son Güncelleme:

Demirbankzede 850 kişilik grup adına Reisner’in başvurusunun AİHM’de pilot dava olarak ele alındığını belirten Reisner’in Avukatı Christian Rumpf, toplamda 65 milyon Euro civarında bir tazminat talep ettiklerini söyledi.

AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirbank hissedarlarından Sema Cıngıllıoğlu ile birlikte küçük hissedar Michael Reisner’in lehine verdiği karardan Avrupa’da o dönem Demirbank hissesi almış 850 küçük yatırımcı daha yararlanacak. Alman vatandaşı Michael Reisner’in Avukatı Christian Rumpf, AİHM kararının kesinleşmesi durumunda aralarında Türk vatandaşlarının da olduğu çoğunluğu Almanya’da yaşayan 850 kişilik bir gruba da uygulanacağını belirtti. 850 kişilik grup adına Reisner’in başvurusunun AİHM’de pilot dava olarak ele alındığını belirten Rumpf, toplamda 65 milyon Euro civarında bir tazminat talep ettiklerini ancak bunun altında bir rakamın gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.

İTİRAZ HAKKI VAR

AİHM kararına halen Türk devletinin itiraz hakkının olduğunu belirten Rumpf sürece ilişkin Hürriyet’e özel açıklamalarda bulundu. AİHM kararının sonuç itibariyle yerinde olduğunu belirten Rumpf şöyle konuştu: “Gerçekten Türkiye’deki yargı süreci talihsiz bir şekilde oluşup, Demirbank’a el konulması Türk mahkemeleri tarafından haksız bulunmasına rağmen, yurtdışında oturan davacılar - Türk vatandaşları dahil olmak üzere - haklarına kavuşturulmamışlar. AİHM bu yüzden, Türkiye Cumhuriyeti’nin hem mülkiyet hakkı hem adil yargılama ilkesini ihlal ettiğini tespit etmiştir.”

DAVALAR HATALI AÇILDI

AİHM’de davalarını kaybeden Türk yatırımcıların sürecini pek izlemediğini söyleyen Rumpf, şöyle konuştu: “Davalarını Türkiye’de hatalı yöntemlerle açanlar - ki, bunların sayısı az değil - AİHM’de başarılı olamadıkları tahmin ediyorum. AİHM yargılaması, davacıların kendi hatalarını gidermek için değil, devletlerin hatalarını veya hukuk sistemlerinde zayıflıklarını tespit etmek üzere yapılır. Reisner davasında, kilit noktası şudur: Yurtdışında mukim olanlar için, Türk hukuk sistemi tarafından sunulan kanun yolları yetersiz kalmıştır. Yani, sistem zayıflığı tespit edilmiştir. Kararın esası budur ve bu yüzden karar sadece Türkiye için değil, diğer ülkeler için emsal teşkil etmektedir.”

Mağdur Almanlar birlik kurmuştu

DEMİRBANK’a el konulması sürecinde bankanın HSBC’ye satış süreci Türkiye kadar Almanya’da da yankı bulmuştu. 1000 yakın yatırımcı, “Avrupalı ‘Demirbankzedeler’ Ortak Hareket Birliği - IGDD” platformunu kurmuştu. Bunların başındaki Dieter Kohler ve Diem and Partner Hukuk Bürosu avukatlarından, aynı zamanda üniversitede öğretim üyesi avukat Dr. Christian Rumpf, Türkiye’de çeşitli temaslarda bulunmuştu. Rumpf, o dönemde gerçekleştirdiği bir Türkiye ziyareti sonrasında Demirbank’ın HSBC’ye satışı nedeniyle artık fiilen bir geri dönüşün mümkün olmadığını, ancak yatırımcıların uğradığı zararın tazmini üzerinde durduklarını söylemişti.

Türk yatırımcıyı etkilemez

SONUÇ eğer kesinleşirse Türkiye’deki küçük yatırımcı için de bir umut olabilir mi? sorusuna yanıt veren Christian Rumpf şunlar söyledi; “Maalesef umut olmaz. AİHM’e Türkiye’de verilen son kararının kesinleşmiş suretinin tebligatından altı ay içerisinde başvurmak gerekir. Bu yüzden de, bütün davalarımızı hemen açtık Strazburg’ta.” AİHM’in değerlendirmesinde ‘Türk’ - ‘yabancı’ ayırımının sözkonusu olmadığını belirten Rumpf “Bütün mesele, Türkiye’deki yargı sistemini doğru kullanıp sonuç almaktı. Reisner davasında, kanun yolları hiç doğru işlememiş” dedi.

Bağımsız hareket ediyoruz

SEMA Cıngıllıoğlu ile direkt bir bağlantılarının olmadığını vurgulayan Rumpf, “Cıngıllıoğlu Ailesi’nin menfaatleri ve hukuk konulları farklıdır. Michael Reisner davasına da ben baktım. Sema Cıngıllıoğlu davası ile hukuki anlamda birleşen bir dava yoktu. Sema Cıngıllıoğlu’nun Danıştay’da iptal davası vardı. Buna stratejik olarak müdahil olduk. Sema Cıngıllıoğlu iptal davasını kazandı. Ancak Danıştay - bizce yanlışlıkla - el koyma işleminden müvekkillerimizi faydalandırmadı. Her ne kadar müvekkillerimiz olaydan haber alır almaz davalarını açmışlarsa da, Danıştay Türk muhakeme mevzuatında öngörülen 60 günlük süresini uyguladı ve ‘tam yargı davaları’nı bu yönden reddetti.”

TÜRKİYE’DEKİ YARGILAMADA HATALAR YAPILDI

TÜRKİYE’de oturup el koyma olayından erken haber alanların davalarının reddedilmesi söz konusu değil diyen Rumpf: “Ancak bunların bazıları, hem hukuki sebep bakımından hem mahkemenin yetkisi bakımından yargının yanlış kapısına girmeye kalkmışlar. İdari yargıya başvuranlar, bildiğim kadar davalarını kazanmışlardır. Bizim sorunumuz özeldi. Bizim müvekkillerimiz, el koyma işleminden ancak bir yıl sonra haberdar olmuşlar. Çünkü yurtdışındaki depo bankaları hissedarları çok geç bilgilendirmişlerdir. Kısaca, yukarıda değinilen 60 günlük süre içerisinde idare mahkemelerinde dava açanlar, davalarını kazanabilmişler, bizim müvekkillerimiz kazanamışlar.
Bütün davalar zaten derdesttir, çünkü hepsinin başvurusunun altı aylık süre içerisinde yapılması gerekiyordu. Diğer başvuranların davaları, otomatik olarak aynı yönde bitecek. Ancak AİHM, pilot davasının kesinleşmesini bekleyecek.
Karar değişmiyorsa, taraflar arasında sulh yapılabilir ya da Türk mahkemeleri davalara yeniden bakarak esastan karar vermek zorunda olacaktır.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı