Gündem Haberleri

    Hürriyet Haber
    18.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    HÜRRİYETAlmanya'daki Amberg F tipi Cezaevi Müdürü Kurt Rammelt'ın açıklamaları var manşette. Türkiye'deki mahkumların tek kişilik hücreleri neden istemediklerini anlayamıyorlarmış. Buradaki cezaevinde sınırlı sayıda olan tek kişilik odalara talep büyükmüş. Mahkumlar dilekçe verip sıraya giriyorlarmış bu hücreler için. Cezaevinde tehlikeli mahkumların kapıları sürekli kapalı dururken, uslu olanlarınki saat 21'e kadar açık duruyormuş. Galiba asıl sorun da bu. Bir mahkumun uslu ya da yaramaz olduğuna karar verenlerin nitelikleri. Rammelt, ''Cep telefonu yasak, ancak bazen mahkumun üzerinden çıkabiliyor. Hatta bazen uyuşturucu bile buluyoruz. Tabii ağır cezaları var'' diye konuşmuş. Tabii bu cezaevinde mahkumlara meslek de öğretiliyormuş. Yaptıkları iş karşılığı maaş da alıyorlarmış. Tarihlerinde hiç af yokmuş. Sadece iki Almanya'nın birleşmesi sırasında, Doğu Almanya'da cezaevinde bulunan siyasi suçlular için bir af çıkarılmış. İzmit'te Körfez pisti üstünde korsan gösteri yapan uçak, pilot hatası nedeniyle Tütünçiftlik Tren İstasyonu'na düşmüş. Pilot ile bir fotoğrafçı ölürken, 2 kadının da ağır yaralandığı bildiriliyor. Kaza nedeniyle iptal edilen organizasyonu düzenleyen Cem Hakko böyle bir uçuştan kesinlikle haberleri olmadığını, kendilerinden izin alınmadığını söylemiş. Almanya eski Başbakanı Helmut Kohl, 35 yaşındaki oğlu Peter'a, 32 yaşındaki Elif Sözen'i resmen istemiş. Kohl, Türk liderleri de değerlendirmiş. Tansu Çiller 'güvensiz', Mesut Yılmaz ise 'fanatik'miş Kohl'e göre. Kenan Evren'e ise övgüler yağdırmış. DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu dün TBMM'deki basın toplantısında, İstanbul'da 2.2 milyon dolara villa almadığını belirtmiş. Bu villa, tekstilci işadamı Selçuk Alan ile evli kızı Faika Alan'a aitmiş. Haberde, villada bulunan iki dubleks dairenin 1/2 hisseleri, tapu kaydında Faika Alan'a ait göründüğü yazılmış. Kime ait olduğu öğrenilemeyen diğer iki yarı hissenin ise soyadı aileden olmayan bir yakınının üzerinde bulunduğu öne sürülüyormuş. Bir de hatırlatma var. Hayri Kozakçıoğlu'nun, İstanbul Valiliği görevinde bulunduğu 1993 yılında, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği yaptığı sırada, valiliğe ait 2 milyar lirayı kendi hesaplarında tutmasıyla gündeme geldiği yazılıyor. MİLLİYETManşette, "Jilet Yaşar işbaşında" deniyor. Jilet Yaşar, İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz'un Çevik Kuvvet yürüyüşüyle ilgili provokatörlerden birisi olarak açıkladığı Yaşar Karaçam'mış. Özel Harekatçı olarak yetişip İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevini sürdüren Karaçam'ın, çalışma arkadaşları arasında Susurluk davası sanıklarından Özel Timci Ayhan Çarkın da bulunduğu belirtilmiş. Ruhsal tedavi gördüğü iddia edilen Karaçam, hakkındaki iddiaların doğru olmadığını öne sürmüş. "Eğer aranıyorsam, beni neden gelip gözaltına almıyorlar? Evimi, adresimi biliyorlar" diye konuşmuş. Kendisinin kurban olarak seçildiği savunan Karaçam, sahte kimlik kullandığı, meslekten ihraç edildiği bilgilerinin de gerçeği yansıtmadığını öne sürmüş. Fikret Bila'nın yazdığına göre Sadettin Tantan, Çevik Kuvvet polisinin eylemlerini sadece bir "disiplin" olayı niteliğinde görmüyormuş. Polisin isteklerini sokak eylemleri ile söylemesi halinde "Kan gövdeyi götürür" diyormuş Bakan. Tantan siyasilere seslenerek, "Polisi kullanarak siyaset yapanlara çağrım şu: Elinizi polisin içinden çekin. Polisle, siyaset yapmayın. Polis, onu kullanarak siyaset yapanların oyuncağı değildir. Polisin başarısı siyasetin teşkilattan çıkarılması ile artmıştır. Şimdi yeniden bu yönde tahrik ve teşvikler yapılıyor. Buna izin vermem" diye konuşmuş. Polislerin çektiği maddi sıkıntının, bu eylemlerin nedeni olamayacağını da eklemiş. Son olarak da, "Kim kimi aramış? Kim kime telefon etmiş hepsinin kayıtlarını tespit etmiş durumdayız. Nerelerden fakslar çekilmiş, bu fakslarda neler denilmiş onları tespit etmiş durumdayız. Kim menfaat çeteleriyle işbirliği yaparak polisi kışkırtmış, onları da tespit etmiş durumdayız. Yakında bütün bunlar gözler önüne serilecek. Kimse kuşku duymasın" açıklamasını yapmış. Yılan hikayesine dönen af yasası da ilk sayfa haberlerinden. Sezer, yasayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderirse, kapsamının daha da genişlemesinden endişe ediyormuş. Bu nedenle tasarı aynen önüne gelir de imzalamak zorunda kalırsa, bu mahkemeye başvurmayabilirmiş. Bu haberlerin alındığı kaynaklar, Sezer'in Anayasa Mahkemesi'ne başvurması halinde "hukuki ölçüyü", başvurmaması halinde ise "sosyal ölçüyü" dikkate almış olacağını kaydetmişler. İzmit'teki uçak kazası da var ilk sayfada. Power FM'in düzenlediği "Şampiyonlar Şampiyonası" otomobil yarışlarının finali yapılırken, sponsor Pirelli firmasının bir şirketten kiraladığı tek motorlu T 34A Mentor tipi iki uçak gösteriye başlamış. İki kez pike yapmalarının ardından biri yere çakılmış. Kazada 2 kişinin öldüğü bildiriliyor. SABAHSağlık Bakanı Osman Durmuş ile MHP İçel Milletvekili Ali Güngör'ün adlarının karıştığı, Dr. Necdet Güçlü'nün öldürülmesi olayında 30 yıl sonra sürpriz bir tanık ortaya çıkmış. Güngör'le birlikte cinayetten yargılanan ve bir yıl hapis cezası alan ANAP Ankara İl Başkanı Cengiz Atak'mış bu tanık."Herşey solcuların arkadaşımız Beyhan Aslan'ı (şimdi ANAP Grup Başkanvekili) ayağından vurmasıyla başladı. Sonra solcuların bir arkadaşımızı kaçırdığını haber aldık. Hemen Sadi Somuncuoğlu'nun tuz kamyonuyla Tıp Fakültesi'ni bastık" diye başlamış anlatmaya. Onlar bir solcuyu rehin alarak Fakülteden ayrılırken, Osman Durmuş, İbrahim Doğan ve Ali Güngör fakültede kalmışlar. Bu arada karşılıklı silahlar atılmış ve Necdet Güçlü bir serseri kurşunla ölmüş iddiasına göre. "Bizden İbrahim Doğan ve Osman Durmuş'ta silah çıktı ama 9 milimetrelik. Oysa Dr. Necdet Güçlü'yü öldüren mermi 7. 65 milimetrelikti" diyor Atak. Polis olayın ardından 70 kişiyi götürmüş. Sadi Somuncuoğlu ve Ramazan Ceylan da varmış aralarında. Ceylan'ın daha sonra soyadını değiştirdiğini ve Mirzaoğlu yaptığını öğreniyoruz. Yani bugünün Devlet Bakanı. Koalisyonu oluşturan parti liderleri, vekillere affın yeniden görüşülmesi sırasında değişiklik önergesi vermemelerini söylemişler. Virgülüne bile dokunulmayacakmış yasanın. Kaçak işçi çalıştıran TRT'ye 1.5 trilyonluk ceza kesen Yaşar Okuyan, "TRT'yi öptük" demiş! Bergama Cezaevi'nde yatmakta olan Karagümrük Çetesi lideri Nuri Ergin ile Ödemiş Cezaevi'ndeki kardeşi Vedat Ergin, avukatları aracılığıyla Adalet Bakanlığı'na başvurarak, F tipi cezaevine geçmek istediklerini bildirmişler. Cezaevinde istekleri yerine getirilmiyormuş. Hatta kebap bile yiyemiyorlarmış. RADİKALHükümetin af yasasında inadını sürdürmesinin kaosa neden olacağı haberi manşette. Af Yasası için Sezer'in iptal davası ve yürütmeyi durdurma istemi kabul edilse bile tahliye sürecek, kapsam genişleyebilecek deniyor. Adnan Keskin'in haberine göre, Sezer yapmasa bile tek tek mahkemeler Af Yasası için iptal başvurusunda bulunup kapsam dışı suçlar için iptal sağlayabilecekmiş. "Anayasa Mahkemesi 1991'deki şartlı tahliyeye iptal gerekçelerine sadık kalırsa kapsam genişleyebilecek. Hortumcular, işkenceciler ve çeteciler yararlanabilecek" demiş Keskin. "Bir devrin sonu mu?" başlıklı haberde de, birçok tartışmalı karara imza atan Başsavcı Savaş'ın görev süresinin dolduğu bildirilmiş. Savaş yine koltuğa aday gösterilebilirmiş ama son söz, ters düştüğü Sezer'in olacakmış. Sert çıkışlarıyla tanınan Savaş'ın, RP'yi kapattırdığı, HADEP ve FP'nin de kapatılmasını istediği hatırlatılmış. 312. madde değişikliğine karşı Meclis'i suçlayan Savaş'ı bir kesim överken, bir kesim onu demokratikleşmenin önünde engel olarak göstermiş. Körfez Yarış Pisti'ndeki 'Şampiyonlar Şampiyonası'nda Pirelli için reklam amaçlı gösteri uçuşu yapan uçak yere çakılmış. Pilot Utku ile fotoğrafçı işadamı Kayacık ölürken, çevredeki iki kadın da yaralanmış. Yaralılardan birinin durumu ağırmış. Bir grup sanatçı dün ölüm orucundaki mahkumları ziyaret için Bayrampaşa Cezaevine gitmiş ancak içeri alınmamışlar. Edip Akbayram, Suavi ve Ferhat Tunç varmış aralarında. Batıda etkili olan Lodos, yerini yağmur ve kara bırakmış. Balkanlar'dan gelen soğuk ve yağışlı havanın tüm Türkiye'de etkisini artıracağı bildiriliyor. Yarından itibaren kıyılarda karla karışık yağmur, iç bölgelerde kar yağışı görülecekmiş. Bugün yağışsız bir hava beklenen İstanbul'da, yarından itibaren sıcaklık 10 dereceye kadar düşecek ve yer yer sağanak yağış görülecekmiş. İstanbul'da çarşamba gününden itibaren ise karla karışık yağmur bekleniyormuş. CUMHURİYETSchröder hükümetinin 'İslam Raporu' var manşette. Almanya'da, değişik uluslardan 20 köktendinci örgüt varmış. Federal hükümet, Hıristiyan Demokrat Birlik'in soru önergesi nedeniyle hazırlamış bu raporu. Milli Görüş, Almanya'daki şeriatçı örgütler arasında ilk sırada yer alıyormuş. Kaplancılar da, 'suç örgütü' olarak yer almışlar bu raporda. şeriatçı örgütlerin Almanya'da 31 bin 500 aktif üyesi bulunduğu bildirilmiş. Eski Emniyet Genel Müdür Vekili Mustafa Yiğit, "Çevik kuvvet polis değil" diyormuş. Çevik Kuvvet biriminin ilk olarak 1965 yılında ''Toplum Zabıtası'' olarak kurulduğunu ve 1982 yılında yeniden yapılandırıldığını söyleyen Yiğit, , ''Bu oluşum hususi bir zabıta birimidir. Polis ile karıştırılmaması gerekir. Aksaklık, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir zabıta kurulmasıdır'' diye konuşmuş. Ölüm oruçlarıyla ilgili haberde de, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile görüşen STÖ temsilcilerinin, bakanın F tipi cezaevlerinin erteleneceğine ilişkin açıklamasının 'tatmin edici' bulunmadığını belirterek bu konudaki açıklamanın yinelenmesini istedikleri yazılıyor. Buca Cezaevi'nde 47 ve 50. güne giren ölüm orucundaki tutukluların sağlık sorunları ağırlaşıyormuş. Aileler, ''Devlete çocuklarımızı sağlıklı teslim ettik, sağ istiyoruz'' diyorlarmış. Marmara depreminde, İstanbul Avcılar'daki evlerinin enkazı altına altından ağır yaralı olarak kurtulan Nihat Başel Afyon'daki deprem sırasında Akşehir'deymiş. Sarsıntıyı duyunca 4. kattan atlayan Başel ağır yaralanmış. Filistin toprakları hafta sonu da şiddet olaylarına tanık olurken liderler, barış sürecini yeniden canlandırma amacıyla gelecek hafta yine Washington'a gideceklermiş. Haberin başlığında, "Filistin'de ateş sönmüyor" denmiş. Mustafa Taşar'ın büyük şovlarla gündeme getirdiği ekmeğin poşette satılması uygulaması, başarıya ulaşamamış. Yurttaş, gramajı düşürülen ekmeği daha da pahalı yemek zorunda kalırken, fırıncılar ambalaj makinesi almaya yanaşmıyormuş. Bakanlık da, mevcut fırınlarda ambalajlama yapılacak mekân olmadığı için zorlayıcı olamıyormuş bu konuda. İyi haftalar. Asuman ALPASLAN - 18 Aralık 2000, Pazartesi
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı