Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hürriyet Haber
    21 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 21 Aralık 2000 - 00:01

    HÜRRİYETCezaevi operasyonları, bugün yine gündemin ilk sırasında. DHKP-C liderlerinden Ercan Kartal ile Şadi Özpolat'ın, eylemlerin başlangıcından kanlı olaylara kadar geçen süre içinde burunları bile kanamamış. Arkadaşlarını acımasızca ölüme gönderen Kartal ile Özpolat, ne kendilerini yakmış, ne ölüm orucu tutmuş, ne de açlık grevine katılmışlar. Şu anda da F tipi cezaevinin ilk konukları olmuşlar. Haberde Ercan Kartal'ın, haberi basında yer alana kadar duruşmalara bile çıkmadığı belirtiliyor. F tipi cezaeviyle saltanatlarının sona ereceğini bilen Kartal ile Özpolat'ın, durumlarını devam ettirmek için arkadaşlarını bile bile ölüme gönderdiklerini düşünüyor haberin yazarı. Bu operasyonlarda şehit olan iki jandarma erin öyküsü de yer alıyor ilk sayfada. Ümraniye Cezaevi'ndeki operasyonda bir kadın militanı alevler içinde yanarken kurtarmak isteyen 21 yaşındaki uzman çavuş Nurettin Kurt, diğer militanların kurşunlarına hedef olmuş. Çanakkale'de şehit olan 21 yaşındaki jandarma komando er Mustafa Mutlu ise çelik yeleğinin kurbanı olmuş. Mahkûmların silahından çıkan mermi, çelik yeleğin birleşme yerinden vücuduna saplanmış. Yetkililerin yaptıkları açıklamalar, ölüm orucunda olanların tuttukları oruç konusunda da kafaları karıştırıyormuş. Adana Cumhuriyet Başsavcısı Sahir Gürçay, "Çoğunun sağlığı benden iyi" diyormuş. İstanbul İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Karaaslan da, Sağmalcılar Devlet Hastanesi'ne ölüm orucunda olduğunu belirten 3 mahkûmun getirildiğini belirtirken, "Aslında 60 günün üstünde ölüm orucunda olanların yürüyememesi, çok zayıflaması, hatta daha ağır tablolarda olması beklenir. Ancak biz böyle bir vakaya hiç rastlamadık" diyormuş. Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Rıza Mete ise, "Mahkumlar rotasyonlu eylem yaptıkları için bir grup açlık grevi yaparken diğer grup dinlenmiş. Bu sırada tuzlu ve şekerli su ile B vitamini aldıklarından uzun süre dayanabilmişler. Zaten açlık grevinin prensibi de böyle uygulanıyor. Hiç bir şey yememe gibi bir durum söz konusu olamaz" diye konuşmuş bu konuda. İngiliz gazetesi The Times, İstanbul ziyareti sırasında Elif Sözen'i oğlu Peter'e isteyen Almanya Başbakanı Helmut Kohl'ün ''traji-komik'' bir duruma düştüğünü yazmış. Başbakanlığı sırasında Türkiye'yi AB'ye almamak için gösterdiği çabalar hatırlatılarak, eski başbakanın şimdi Türk torun sahibi olma olasılığıyla karşı karşıya kaldığı belirtilmiş. MİLLİYETGüneri Civaoğlu'nun yazısı manşette. Devlet, cezaevlerine yapılan operasyon sırasında megafonla, "Hayat güzeldir" demiş mahkumlara. Cezaevlerinin, bir "Örgüt Cumhuriyeti" görüntüsünde olduğunu belirten yazar, bu görüntülerin, insani değerlerin ve Hukuk Devleti ilkelerinin üzerinde bir kara gölge olarak kalacağını, dünyanın çağdaş hiç bir "Hukuk Devleti"nde de, bu aşamaya kadar zaten kayıtsız kalınamayacağını belirtmiş. Bu operasyonun zorunlu hale geldiğini, devlet yönetiminin temenni yeri olmadığını belirten Civaoğlu, bu operasyonun kuşkulu Ulucanlar Cezaevi'ni anımsatan bir kıyıcılıkla da yapılmayabileceğini düşünüyor. "Devletin kendi hapishanelerine girmesi için çarpışmak zorunda kalması, bir ayıp" diyen yazar, baskının intikam duygularıyla ve yargısız infaz gibi ortaya konmasının da yanlışlığını anlatmış. Yazısını, "Amaç kadar, amaç için kullanılan yöntemler de önemlidir" diyerek bitirmiş. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, ölüm orucu eylemlerinin sahte çıktığı yolunda Milliyet'te yayımlanan sözleri heyet raporlarıyla da doğrulanmış. Durum, doktor raporlarına "Tedavi gerektiren husus yoktur" ifadesiyle geçirilirken, ilerleyen günlerde "sağlık durumu tehlike gösteren mahkumlara, rızaları olmasa da tıbbi müdahalede bulunulması" kararı alınmış. Tedaviyi reddeden mahkum sayısı 74'müş. Haberde, 1996'daki ölüm oruçlarıyla, F tipine karşı başlatılan ölüm oruçları arasındaki farka dikkat çekilmiş. 1996'daki eylemin 69'ncu gününe gelindiğinde ölü sayısı 12'ye yükselmiş. Hükümlüler hastanelere taşınmış ve bir daha sağlıklı günlerine dönememiş. Son ölüm oruçlarına katılanlar arasında ise "durumu tıbbi müdahale gerektirecek" kimsenin çıkmadığı belirtilmiş. Çanakkale Cezaevin'deki direniş hala sürüyormuş. Mahkumlar kapılara elektrik vererek güvenlik güçlerinin buraya girmesine engel oluyorlarmış. Sarıyer'de 1.4 trilyon liraya villa satın alan DYP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hayri Kozakçıoğlu'nun damadı Selçuk Alan'ın vergi borçlusu olduğu belirlenmiş. Paris'te 750 bin dolarlık düğün yaptıktan sonra İstanbul Defterdarlığı tarafından vergi incelemesi başlatılan Karaköy'deki katlı otoparkın sahibi Ozan Şer'in şirketi de geçen yılı zararla kapatmış. Haberde, "İki damat iki rezalet" deniyor ve ayrıntılar veriliyor. SABAHManşetteki haberde, "Terörün beyni F tipinde" deniyor. DHKP-C İstanbul sorumlusu Ercan Kartal, 1994'te Bayrampaşa Cezaevi'ne girmiş ve o tarihten sonra kimse Kartal'ın koğuşuna adım atamamış. Cezaevinden Sabancı suikastının talimatını da verdiği belirtiliyor. Bu olayın ardından da devlet Kartal'ı yine koğuşundan çıkaramamış. Tam 6 yıl sonra Ercan Kartal'ın F tipi cezaevine konabildiği belirtiliyor. O gidince devlet otoritesi sağlanmış bu cezaevinde. İkinci en tehlikeli terörist olan Şadi Özpolat da artık Edirne Cezaevi'ndeymiş. "Hayata dönüş" adı verilen operasyon, dün de Ümraniye ve Çanakkale cezaevlerinde sürmüş. "Hassas Operasyon" başlıklı haberde, daha fazla mahkumun hayatını kaybetmemesi için bu kadar ağır yürütüldüğü belirtilmiş operasyonun. Eylemciler, arkadaşlarının üzerine kolonya döküp ateşe veriyor, müdahale etmeye çalışan güvenlik güçlerine de ateş ediyorlarmış. Meclis'te yapılan bütçe görüşmelerinde "özlenen" görüntüler yaşanmış. Tansu Çiller konuşurken Başbakan Ecevit dışarı çıkınca, DYP milletvekilleri tepki göstermiş. Bu sırada DSP'liler Çiller'in yalısına ilişkin bir gazete kupürü gösterince kavga çıkmış. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Kavi, hiç olmaması gereken bir mali krizle ülkenin karşı karşıya kaldığını belirterek, "Böylesine önemli bir süreçte ülkemizin ekonomik durumunun, işsizlik ve üretimin durmasının yaratabileceği güvenlik sorunları nedeniyle ekonominin MGK gündemine alınması önerisi düşünülebilir" diye konuşmuş. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım ise, Meclis Toplantısı'nda sarfettiği sözlerin yanlış yorumlandığını belirterek, "Yanlış anlaşılmaktan büyük üzüntü duydum. Amacım asla ve asla bir ara rejim çağrısı değildi" diyormuş. Herkese kemer sıktıran devlet, son 3 ay içinde 57 bin kişiyi işe almış. RADİKALÖnceki gün başlayan ve iki cezaevinde dün de süren 'Hayata Dönüş Operasyonu'na ilişkin Adalet, Sağlık ve İçişleri bakanlarının 'ayaküstü' açıklamaları, örgüt propagandasından kaynaklanan spekülasyonlar yaratmış. "Derin karanlık" deniyor manşette. Operasyonun ardından İçişleri, Ümraniye ve Çanakkale'deki mahkûmların 'tam teçhizatlı' olduğunu belirtirken, önceki gün boşaltılan Bayrampaşa'da üç savcı inceleme yapmış. Eyüp Başsavcısı Şen, "Ambulanslar girmiş çıkmış. Kim, nerede belli değil" demiş. İncelemeler de daha bitmemiş. Diğer bir çelişki de sağlık konusunda varmış. 'Kurtarılmaları hedeflenen' ölüm orucundaki mahkûmların durumu hakkında da tatmin edici bilgi verilmemiş. Sağlık Bakanlığı'nın 18.30'daki ilk 'derli toplu' açıklamasında, "293 vaka hastanelere yatırılmıştır" denilmiş. Sağlık Bakanı Durmuş, Adalet Bakanı Türk' ün, "Eylem hayati aşamadaydı, müdahale şarttı" sözünü, 'ima yoluyla' tekzip etmiş. Önceki gün de İçişleri Bakanı Tantan'ın, 'ölüm orucunda kimse olmadığını' ifade ettiği hatırlatılıyor. İsmet Berkan'ın yazdığına göre, içişleri Bakanı Tantan, "Ümraniye ve Çanakkale hemen biter, can kaybını asgaride tutmak için sabrediyoruz" demiş. İçerde kısa ve uzun namlulu silahlar, alev makinesi, molotof atan boru gibi araçlar olduğunu belirten Tantan, askerin ateşe karşılık vermediğini söylemiş. Bakan, 'psikolojik savaş' uyguladıklarını da eklemiş. "Çanakkale'de, ABD'nin, Panama diktatörü Noriega'yı yakalarken yaptığı gibi, özel düzenekle tutuklulara sürekli yüksek sesle marş dinletiliyor. Amaç, yorgun düşürüp teslim almak" diye konuşmuş. Operasyon komşu Yunanistan ve diğer Avrupa basınında da geniş yankı bulmuş. AB yetkilileri de kaygılarını bildirmişler. TBMM, 2001 yılı bütçe tasarısını kabul etmiş. Cep telefonu abonelerinden alınan eğitime katkı payı ve özel işlem vergisi 12 takside bağlanmış. Eskiden bir defada ve ocak ayında alınıyordu. Pazartesi gününden beri yurdu etkisi altına alan soğuk ve yağışlı hava önümüzdeki günlerde de devam edecekmiş. Bugün ve yarın Ege ve Akdeniz hariç tüm yurtta yoğun kar yağışı beklendiğini söylemiş Meteoroloji. CUMHURİYETManşette, Başbakan Ecevit ve Adalet Bakanı Türk'ün açıklaması var. Cezaevi operasyonun gerekçelerini anlatan ikili kimseyi aldatmadıklarını söylüyorlarmış. Başbakan Ecevit, operasyonla cezaevlerinin ''terörist yuvası olmaktan kurtulacağını'' söylemiş. Başbakan, ''Bu teröristler artık devletle başa çıkamayacaklarını anlamış olmalılar'' diye konuşmuş. Bakan Türk ise, ''Bu bir zorunluluktur. Hiç kimse kullanılmış, aldatılmış değildir. Bakanlığın tutumunda herhangi bir değişiklik olmadı'' diye konuşmuş. Türk, F tipi ve diğer cezaevlerine 490 tutuklu ve hükümlünün nakledildiğini belirterek Sincan, Edirne, Kocaeli F tipi cezaevlerinin hizmete açıldığını bildirmiş. Öte yandan Çanakkale ve Ümraniye cezaevlerinde hükümlülerle güvenlik güçleri arasında çatışmanın sürdüğü, direnişin bitmediği yazılıyor. Çanakkale Cezaevi'nde dün de alevler yükselirken Ümraniye Cezaevi'ne de itfaiye aracı, iş makinesi, ambulans, Çevik Kuvvet ve jandarma takviyesi yapılmış. Yetkililerden kaç kişinin öldüğü yönünde kesin bir açıklama da gelmemiş. Bu arada operasyonun ardından F tipi cezaevlerine sevkler de sürüyormuş. DHKP-C Cezaevleri Merkez Koordinatörü Ercan Kartal ve Cezaevleri Temsilsici Şadi Özbolat 'ın da aralarında bulunduğu bütün siyasi tutuklular Ankara Sincan, Edirne ve Kocaeli F tipi cezaevlerine sevk edilmişler. Operasyonlar sırasında yaralanan tutuklu ve hükümlülerin büyük çoğunluğu da tedaviyi kabul etmedikleri için cezaevlerine geri gönderilmiş. İstanbul'da siyasi partiler, sendikalar ve meslek örgütleri ile tutuklu ve hükümlü yakınları, MGK, hükümet ve güvenlik güçleri hakkında ''canavarca his sevki ile adam öldürme'', ''işkence'', ''darp ve yaralama'' suçlarını işledikleri iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuşlar. IMF'nin bugün görüşeceği 3. ek niyet mektubunda, ücretlerin hedef enflasyonla sınırlandırılması, Telekom, THY, enerji, PETKİM, TÜPRAŞ, TEKEL, Eti Holding başta olmak üzere yoğun özelleştirme programının yer alması bekleniyormuş. IMF, memur maaşlarına enflasyon farkı adı altında ek zamlar verilmesine karşı çıkıyormuş. Hükümet ise IMF ek niyet mektubunu onayladıktan sonra ek zammı Bakanlar Kurulu toplantısında yarın görüşecekmiş. Bizim gibi onları da kandırmaya çalışacaklar anladığım kadarıyla. İyi günler. Asuman ALPASLAN - 21 Aralık 2000, Perşembe
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı