Gündem Haberleri

GÜNDEM

    55 yaşındaki kadın nasıl iş bulacak?

    Hürriyet Haber
    17.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Aylin LİVANELİ

    Kadınlar artık 58 yaşından önce emekliye ayrılamayacak.

    Günlerdir bu mesele tartışılıyor.

    Biliyorsunuz, Türkiye'de işten çıkarmalar çok fazla.

    Böyle bir durumda, mesela 50 ya da 55 yaşında bir kadın nasıl iş bulabilir?

    İşten çıkarma olmasa da, işini değiştirmek isteyen 40 yaşın üstündekiler ne yapacak?

    Gazetelerde iş ilanlarını hepimiz görüyoruz.

    Bunların hepsi 25-30 ya da 30-35 yaşlarında eleman arıyor.

    Kimse 40 yaşın üstünde eleman almak istemiyor.

    Emeklilik konusunda bazı düzenlemeler gerekebilir, ama bunu yurttaşı mağdur etmeyecek şekilde yapmak devletin görevi değil mi?

    Böyle bir düzenleme yapılacaksa en azından Amerika'daki sistem benimsenebilirdi. Amerika'da iş başvurusu yapanlara yaşını, medeni halini ve etnik kökenini sormak yasak.

    İşveren bunları sorsa bile başvuruyu yapanın cevaplandırması gerekmez. İşveren üstelerse aday, şirketi mahkemeye verebilir ve büyük ihtimalle kazanır.

    Aday bunlardan herhangi birine bilmeden cevap verir de yaşından, medeni durumundan ya da etnik kökeninden dolayı işe alınmazsa, yine dava açabilir.

    İşverenler, bu yaptırımlardan ürktüklerinden genellikle bu konulara değinmezler bile.

    Bu durumda bize de böyle bir sistem gerekiyor ki, iş başvurusu yapanlar sadece yeteneklerine, bilgilerine ve tecrübelerine göre işe alınsın.

    55 yaşında biri zaten gençlik ve güç gerektirecek bir işe başvurmayacaktır (55 yaşındakiler lütfen alınmasınlar).

    Yasalar, dünya sistemine uyarlanırken yurttaşın hakkını koruyan maddeleri de beraberinde getirebilir.

    Yaşam boyu eğitim

    İnsan 18 yaşındayken hayal dünyasında yaşar.

    En aklı başında olanlar bile hayaller kurar, ideallerinin peşinde koşmaya ant içer.

    Peki nedir bu idealler ve hayaller?

    İleriye dönük planlar ve projeler?

    Nasıl yaşayacağına, ne iş yapacağına, neleri elde etmek istediğine dair planlar.

    Bu planlar gerçekleşiyor mu?

    Hayaller işe yarıyor mu?

    Bazen evet, çoğu zaman hayır.

    Bazıları ise idealleri ve hayalleri olmaksızın oradan oraya sürükleniyorlar.

    O yaşlarda hayat tecrübesi yok.

    Kendini ve hayatı tanıyarak gerçekçi bir biçimde ne istediğini bilmek çok zor.

    Bu nedenle, birçok insan toplumsal koşullara uyarak, neredeyse gözü kapalı bir şekilde kendine bir yol çiziyor.

    Nedir bu toplumsal koşullar?

    Okula gitmek, yemek yemek, üniversiteye gitmek, iyi bir işe girmek, para kazanmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak vs.

    Her şey sırayla.

    Hiç kimse neden böyle olmak zorunda, diye sormuyor.

    Bunun doğru bir yol olup olmadığını sorgulamıyor.

    Hayatı tanımadan, iş koşullarını bilmeden, öylesine bir branş seçip eğitim almanın iyi ya da kötü yanlarını tartışmıyor.

    İşte bu nedenle, dünyanın birçok yerinde insanlar, belli bir yaştan sonra aslında yaptıkları işin, seçtikleri yaşam tarzının hiç de onlara göre olmadığını anlıyor ve mutsuz oluyorlar.

    Amerikan üniversitelerinde bu insanlara yönelik dersler konuyor.

    Kişiler, bu derslerde hocaların yardımıyla gerçekten ne yapmak istediklerini ve bu doğrultuda atılacak adımları araştırıyorlar.

    İşini değiştirmek isteyenler arasında çok başarılı insanlar da var.

    Mesela ressam olmak istediğini anlayan başarılı bir bankacı (örn. Gaugin) ya da bilgisayar mühendisi olmak isteyen bir tıp doktoru gibi.

    Kimse artık bir yolu seçti diye o yolda tutsak olmak zorunda değil.

    Üniversiteler bu konuya çok önem veriyor ve değişim isteyenleri destekliyor.

    Değişim istemese bile insan, ne kadar iyi eğitim almış olursa olsun, mesleğinin bir yerinde bazen takılıyor.

    Bu insanlar da hemen okula ya da üniversitelerin kurslarına başvuruyor.

    Bizde, üniversiteden sonra bir daha kitap dahi açmamış, kendi alanındaki yeni gelişmelerden habersiz nice avukat, doktor, mimar var.

    Amerika'da ve birçok Avrupa ülkesinde yaşam boyu eğitim kavramı benimsenmiş.

    Yani artık liseden sonra üniversiteye gidilir sonra da defter kapanır görüşü çok demode.

    Bu konuya önem veren üniversitelerin kursları her zaman tıklım tıklım dolu. İstediğiniz her alanda ders alabiliyorsunuz.

    Bu derslere 18'den 60'a kadar birçok insan katılıyor.

    50 yaşında insanlar master yapıyor.

    Kendi mesleğini sevmediğini anlayanlar, 30 yaşından sonra tıp, hukuk okuyor.

    Çoğu da Amerikalılar'ın deyimiyle ‘‘Practice makes perfect’’ (pratik yapmak mükemmele ulaştırır) sloganını benimsemiş.

    Yani çalışıp hayatı tanıyana, kişiliğini oluşturana ve ne istediğini anlayana kadar gerçek bir seçim yapmamak.

    Bu görüşü paylaşanlar hızla çoğalıyor. Eğitim sistemi değişiyor.

    Buna uyum sağlamayıp da ‘‘Bu yaştan sonra okula mı gidilir?’’ tutumu çağdışı kalıyor.

    Artık olgunluk ve tecrübe, insanın eğitimine katkı sağlıyor.

    Hepsi birbirini tamamlıyor.

    21. Yüzyıl'da geri kalmak istemeyenler ‘‘Yaşam Boyu Eğitim’’ sloganına sıkı sıkıya sarılıyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı