Gündem Haberleri

    53 yılda bir arpa boyu

    Hürriyet Haber
    10.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İHD'nin 2001 yılının ilk altı aylık raporu: 78 faili meçhul cinayet, gözaltında 31 kuşkulu ölüm, 435 işkence şikayeti. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilişinin 53. yıldönümü ve Dünya İnsan Hakları Günü, Türkiye'nin insan hakları karnesini yeniden gündeme getirdi. AB yolundaki Türkiye'nin insan haklarında geldiği aşamayı hiç yorumsuz, İnsan Hakları Derneği'nin 2001 yılınının ilk altı aylık raporu gözler önüne seriyor.YAŞAM HAKKINA VE KİŞİ GÜVENLİĞİNE YÖNELİK İHLALLERFaili meçhul cinayetler : 78 Yargısız infaz, işkence sonucu, kuşkulu ve gözaltında ölümler : 31 Çatışmalarda ölenler : 72 Sivillere yönelik eylemlerde ölen-yaralanan : 29 ölü-36 yaralı Gözaltında haber alınamayan-kaybolduğu iddia edilen : 4 İşkence-kötü muamele görenler ve işkence savı : 435 Gözaltına alınanlar : 21.812 Tutuklamalar : 1721 Gösterilere müdahale sonucu yaralanma : 163 Güvenlik güçlerine saldırılarda ölen-yaralanan : 11 ölü-8 yaralı Tehditle ajanlık yapmaya zorlanan : 23 Uğradıkları saldırı sonucu yaralanma : 78 Bombalanan-kundaklanan yerler ve sonucunda yaralanma : 41 yer-13 yaralı Boşaltılan köy ve mezra : - CEZAEVLERİUlusal Program ve işkencenin önlenmesi 16 Mart 2001 tarihinde açıklanan "Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı"nın Siyasi Kriterler başlığı altında "İşkence'nin Önlenmesi" konusunda kısa ve orta vadede önerilen değişiklikler şöyle sıralanabilir: Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin etkin bir şekilde uygulanması ve uygulamanın sıkı bir biçimde denetlenmesini sağlamak üzere Haziran 1999'da bir Başbakanlık genelgesi yayımlanmıştır. Ağustos 1999'da Türk Ceza Yasası'nın işkence ve kötü muameleyle ilgili maddeleri değiştirilerek, işkence ve kötü muamelenin tanımı uluslararası sözleşmelere uygun şekilde yeniden yapılmış, cezalar artırılmış, ayrıca gerçeğe aykırı rapor düzenleyerek işkenceyi gizleyen sağlık personeline cezalar getirilmiştir.Aralık 1999'da Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kabul edilmiş ve böylece kamu görevlileri hakkında soruşturma ve takibatın süratlendirilmesi mümkün olmuştur. KISA VADELİ ÖNCELİKLER Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu ve Tüzüğü, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve Yönetmeliği, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ve Tüzüğü'nün gözden geçirilmesi,Adli Tıp Kurumu'nun modernizasyonu çalışmalarına başlanmasıSaldırıda yaralanma-tecavüz : 34 Tedavi edilmeyen-engellenen : 23 Açlık grevi-ölüm orucu sonucu ölümler : 28 Çalışma yaşamına yönelik ihlaller Siyasi ve ekonomik nedenlerle gerekçesiz işten çıkarılan : 23,206 Sürgün-görevden alma-uzaklaştırma idari ceza : 372 Haklarında soruşturma açılan : 5179 İş kazaları : 11 ölü-18 yaralı Düşünce, İfade, Örgütlenme ve İnanç Özgürlüğüne Yönelik İhlaller Kapatılan kitle örgütü, siyasi kuruluş, yayın organı, kültür merkezi : 77 Baskına uğrayan kitle örgütü, siyasi kuruluş, yayın organı, kültür merkezi : 84 Toplatılan ve yasaklanan yayın : 136 Yasaklanan etkinlik : 17 İnançları nedeniyle görevine son verilme-eğitimi engellenen : 108 İstenen hapis ve para cezaları : 1519 kişi için 3125 yıl 4 ay hapis cezası Verilen hapis ve para cezaları : 38 kişiye 39 yıl 3 ay hapis ve 31 milyar 51 milyon TL. para cezası Cezaevlerinde bulunan "düşünce suçluları" : 93İŞKENCE NEYİ HEDEFLER?İnsan hakları hukuku bakımından işkence yasağı normu, yaşam hakkının, yani kişinin bedensel ve zihinsel bütünlüğünü koruma talebinin bir sonucudur. İşkencenin yasaklanmasının, evrensel ve mutlak bir talep olduğu; işkencenin meşru olabileceği hal ve zamanlar olamayacağı, devletler düzeyinde genel olarak kabul edilmektedir. İşkencenin doğrudan hedeflediği, bir bireyin bütünsel kişiliğidir. Fakat işkence uygulamasının sistematik olması, onun doğrudan hedeflerinin yalnızca kişiler olmadığı bir durum yaratır. İşkence uygulamasının kendisi, bir kişinin kişi olmasına yönelik bir saldırıdır; onu sindirmeyi, terörize etmeyi amaçlar. Onun yakınları ve insan hakları sorunlarına duyarlı kişiler de işkence olgusundan etkilenirler. Ama işkencenin sistematik olması, bütün bir toplumu ve kamu yaşamını sakatlar. Bu durumda, işkence emrini verenler ve işkenceyi meşru görenler de dahil bütün toplum işkenceden etkilenir. İşkenceye karşı sesini çıkaramayan, komşularının ya da başka yurttaşlarının işkence görmesi karşısında suskun kalmayı tercih etmek isteyen kişilerden oluşan bir toplum, korkuya teslim olmuş bir toplumdur. Böyle bir toplumda, kişiler kendi geleceklerine müdahale etme, kendi geleceklerini belirleme yeteneklerini kaybetmişlerdir. Sistematik işkence, bütün toplumu terörize eder ve işkence karşısında suskunluk, terörün, dehşetin içselleştirilmesidir. Devlet gerçekten de işkence yapmaz. Devlet adına da işkence yapılamaz. Devlet kavramı, yurttaşların güvenlikleri; bir arada güven ve barış içinde yaşamaları için yapılan düzenlemelere işaret eder. Oysa yurttaşlarının güvenliğini tehdit eden, onların yaşam hakkını ihlal edebilen bir devletten söz etmek, kavramsal bir aykırılık oluşturur. Oysa günümüzde bütün devletler adına, hükümetlerin görevlileri tarafında işkence uygulamaları yapılmıştır ve yapılmaktadır. İşkence insana bir saldırıdır; ama yurttaş olmayı da önleyebilir. Yurttaş olmak, kamu yaşamına, toplumun ortak iyiliğinin oluşturulmasına katılmakla ilgilidir. Sistematik işkencenin terörize ettiği toplumlarda, çoğunluğun kamusal yaşama katılım kapasitesi zayıflar. İşkencesiz bir dünyanın, işkencesiz bir Türkiye'nin oluşturulması için dayanışma, mağdurların desteklenmesi değildir yalnızca. İşkence, bütün yurttaların, bütün kamu aktörlerinin sorunudur. İşkenceye karşı dayanışma, işkencenin önlenmesi için aktif katılımla sağlanabilir. Bu, toplumsal geleceğimizi belirleme kapasitemizi onarma yolunda da önemli bir adım oluşturacaktır.  İŞKENCE NASIL TANIMLANIR İnsanlıkdışı muamele ve cezalandırmanın türleri olan işkence, aşağılayıcı muamele ve her türlü kötü muamele, güvenlik görevlileri ile başkalarına karşı hukukî ya da pratik olarak ödev ve yetkileri olan kişilerin, ödevlerinden kaynaklanan yetkilerini kişi bütünlüğünü tehdit edecek şekilde kötüye kullanmasıdır. İnsan onuruna ve kişisel bütünlüğe tehdit oluşturan, bu bakımdan ciddî sonuçlar doğurabilecek nitelikteki her türlü kötü muamele, genel olarak insanlıkdışı muamele olarak tanımlanır. Kişinin hürriyetinden (serbestliğinden) yoksun bırakıldığı andan itibaren maruz bırakıldığı her türlü kötü muamele işkence olarak tanımlanabilir. İşkencenin belirlenmesinde, kişinin serbestliğinden yoksun bırakıldığı koşullar ve muamelenin ya da muamele tehdidinin kişideki etkilerine bakılır. İşkence, yapılan muamelenin dozuna ya da fiziksel sonuçlarına bağlı olarak değil, tek bir durumdaki muamelenin niteliklerine göre belirlenir. İşkencenin sistematik bir idari pratik olarak görüldüğü ülkelerdeyse, hürriyetten yoksun bırakma işleminden itibaren işkence tehdidi, dolayısıyla da işkencenin fiziksel ve zihinsel etkileri, başka bir deyişle kişide insan yeti ve olanaklarını engelleyen etkiler başlayabilmektedir. Hürriyetten yoksun bırakma işlemi öncesindeki ya da bu kapsam dışındaki her türlü kötü muamele, fiziksel ve zihinsel sonuçları bakımından (Türkiye Ceza Hukukundaki karşılığıyla) müessir fiil olarak tanımlanır. Kişilerin kendileriyle ilgili algı ya da görüşlerine, özel yaşamlarına, serbestliklerinden yoksun bırakılmadan önce ya da sonra, müdahale teşkil eden her türlü muamele, aşağılayıcı muamele olarak tanımlanır. İşkence ve her türlü kötü muamele yapanların cezalandırılmaması, dokunulmazlık olarak tanımlanır. Kişilerin serbestliklerinden yoksun bırakıldığı durumlar, gözaltına alma, tutuklama ve cezaevinde tutuma ile yasal olmayan kaçırma, alıkoyma ve kaybetme pratiklerini kapsar.   
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı