Gündem Haberleri

GÜNDEM

    52 yıllık tekzip

    Nur BATUR ATİNA
    17.12.2001 - 02:04 | Son Güncelleme: 17.12.2001 - 02:04

    Yunanlı Menis Kumandareas'ın "İki Misli Yunanlı" kitabında, millilerimizin 2-1 kazandığı maç için, "Türkler dönmeden, Yunanlılara olan kızgınlıklarını göstermek için otel odalarını pisletip öyle gitmişler" denildi.

    İDDİA:

    1949'daki Yunanistan-Türkiye milli maçından sonra Türk futbolcular Atina'daki otel odalarını pisletti...

    İDDİA EDEN:

    ‘‘İki Misli Yunanlı’’ romanıyla Yazar Menis Kumandareas.

    Ünlü yazar Menis Kumandareas herhalde hayatının en mutlu günlerini yaşıyor... Çünkü ‘‘İki Misli Yunanlı’’ adlı romanı Yunanistan'da satış rekorları kırıyor. Yunanistan'da yılda 10 bin satan kitap başarılı sayılıyor. Kumandareas'ın son romanı ise beş ayda 12 baskı yapıp 24 bin sattı. Romanda İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, Nazilerin Yunanistan'ı boşaltmasını takiben komünistlerle, sağcılar arasında başlayıp, 30 bin kişinin ölümüne yol açan ünlü iç savaş, bu kavganın toplumda açtığı derin yaralar anlatılıyor. Kitabın yazılış hikayesi de ilginç:

    3 YILDA YAZDI

    Yazar Kumandareas bir gün bir gazetenin ‘‘50 Yıl Önce Bugün’’ köşesinde iki haber okuyor. Bu iki haber yazarın hayatını değiştiriyor. İlki, Türk Futbol Milli Takımı'nın 1949'da, Atina'da Yunanistan Milli Futbol Takımı'nı yenmesinden sonra bir Yunanlı matbaacının intihar edişine dair bir haber. İkincisi ise diktatörlük yıllarında komünistlerin, ‘‘Gerçek birer Yunanlı olmaları için’’ sürgüne gönderildiği Makroniso Adası'nda sahnelenen bir oyun. Kumandareas bu iki haberi okuyunca bürosuna kapanıyor ve 3 yıl boyunca karısına bile tek kelime söylemeden 755 sayfa yazıyor. Kitap satışa çıkar çıkmaz kapışılıyor. Kumandareas'la Atina'nın mütevazi semtlerinden olan Kıpseli'deki küçük bürosunda kitabı tartıştık. Önce ‘‘Türk milli takımı yenince gerçekten bir Yunanlı intihar mı etmiş?’’ diye sordum.

    YENİLGİ İNTİHARI

    Kumandareas, acı bir tebessümle, ‘‘Evet gerçekten doğru. O yıllarda Yunanistan'da milliyetçilik duyguları böylesine güçlüydü. Artık değil, her şey çok değişti’’ dedi. Aslında kitapta Türklere karşı milliyetçilik duygularından çok, Yunanistan'da komünistlerle, sağcılar arasındaki büyük kavga işleniyor. Ancak ülkede 1940'ların sonunda Türkler'e karşı duyulan aşırı milliyetçilik de bu futbol maçıyla yansıtılıyor. Kitabın girişinde, bir kahvehanede maçı izleyen bir grup Yunanlının, takımları Türkler karşısında yenilince nasıl yıkıldığını, renkli ve çarpıcı bir uslupla anlatılıyor. Kitabın maçla ilgili en çarpıcı sayfaları ise bazı Türk futbolcuların Atina'da kaldıkları otelden ayrılmadan önce tuvalet olarak kullandıkları leş gibi kokan odalarının manzaraları...

    KASITLI YAPMIŞLAR

    Bu olaya inanamadığımızı görünce yazar, ‘‘Olayı bana bir gazeteci anlattı. Bazı Türk futbolcular da bunu kasıtlı olarak yapmışlar’’ diye ısrar etti. Yazar, ‘‘Ben milliyetçiliğin ne olduğunu ya da ne olmadığını ispatlamaya çalışmadım. Siyasi bir kitap da yazmadım. Siyasi unsurları temel alıp bir roman yazdım’’ diye ekledi.

    YANIT BÜYÜK YALAN

    O maçta oynayan Türk futbolcular iddiaya çok şaşırdılar. İşte yanıtları:

    Çok aptalca

    Selahattin Torkal (Fenerbahçe)

    Bundan aptalca bir söz olamaz. Böyle rezil bir laf hiç işitmedim. Kesinlikle böyle bir şey olmadı. Aynı kadro 1948 Londra Olimpiyatları'na da katılmıştı. Orada olimpiyatların en centilmen kafilelerinden biri olarak gösterildik. Bu klasik bir Yunan uydurması.

    İnsafsızlık

    Naci Özkaya (Galatasaray)

    Böyle birşeyi nasıl söyleyebilirler? Büyük insafsızlık. Herşey aklıma gelirdi de, böyle bir iftira atacaklarını hiç düşünemezdim. Maç öncesi idman yapıyorduk, çalışmayı izlemeye gelen Yunanlılar laf atarak sataştılar. Sonra peşimize takılarak kaldığımız otele kadar geldiler. Otelin bayan sekreteri balkona çıkıp, bağırmaya başladı: ‘‘Utanmıyor musunuz... Bunlar bizim dostumuz.’’

    Allah Allah

    Erol Keskin (Fenerbahçe)

    Allah Allah... Bu ne demek. Biliyorsunuz o dönemin futbolcuları derli toplu insanlardı. Böyle bir şeyi nasıl yaparız. Maç sonrası bazı ufak tefek itişmeler oldu. Bu gibi olaylar her zaman olur.

    O kitap ve yazarı

    Menis Kumandareas 1967'de 36 yaşındayken ‘‘Armenizma-Pupa Yelken’’ adlı kitabıyla üne kavuştu, devlet birincilik ödülü aldı. Ama kısa bir süre sonra darbe olup, Albaylar cuntası kurulunca başı derde girdi. Dört yıl mahkeme kapılarında süründü. 1975'te ‘‘Biotehnia Yalikon-Cam Atölyesi’’yle yine devlet birincilik ödülünü aldı. ‘‘Cam Atölyesi’’ Türkçe'ye de çevrildi. Yakında ‘‘Kria Kula-Bayan Kula’’ adlı kısa romanı da Türkçe'de yayımlanacak. Şimdi çok satan romanı ‘‘İki Misli Yunanlı’’ ise adını, Yunan iç savaşını kazanan aşırı sağcı Başbakan Panayotis Kanelopulos'un, ‘‘Komünistlikten vazgeçerseniz iki misli Yunanlı olacaksınız’’ sözünden alıyor. Roman, iç savaştan, Berlin Duvarı'nın yıkılışına kadar uzanan bir süreci anlatıyor.

    KİTAPTAN...

    ... Sigara ve ucuz kolonya kokan iri kıyım adam sert sert, ‘‘Kimliğini göster’’ dedi. Evgenios, ‘‘Ben gazeteciyim, spor haberleri yazıyorum’’ diye karşılık verdi. Yanakları sarkmış şişman otel müdürü, ‘‘Yalan hikayeler anlatılacağına bırakın yazsınlar’’ diye kısık bir sesle araya girdi. İri kıyım polis, ‘‘Tamam tamam gel bakalım’’ diye Evgenios'a işaret etti.

    Üst kata çıkan Evgenios'un suratına ilk anda iğrenç koku çarptı. Kapı açılınca koku dalga dalga koridora yayıldı. Odaya girdiğinde gözlerine inanamadı. Renkleri kahverengiye dönüşen çarşaflar yere yığılmıştı. Köşede bir tahta sandalye ters çevrilmişti. Duvarlar kahverengi parmak izleriyle kaplıydı. Odanın ortasında kocaman bir insan dışkısı vardı.

    Aynaya baktı. Kırmızı rujla Türkçe küfür yazılmıştı. Sanki otel odası değil umumi tuvalet gibiydi. Kapının eşiğinindeki iri kıyım polis atıldı: ‘‘Gördün işte! Bizim çoçuklar sahada b.k etti, onlar da burada! Diğer odaları da görmek ister misin?’’

    KOKULU GÜLLER BIRAKIP GİTTİLER

    Evgenios utanarak başını öne eğdi. Suratının rengi attı. Kapıyı çekip asansöre bindiler. ‘‘Söyle bakalım ne yazacaksın?’’ Evgenios, ‘‘Ne yazacağım tabii ki gerçeği’’ diye cevap verdi. Polis Evgenios'u omuzlarından tuttu: ‘‘Bak dostum; Türk oyuncular centilmence davrandılar. Maçı kazandılar. Odalarına kokulu güller bırakıp, gittiler anladın mı arkadaşım.’’ Evgenios boğazındaki düğümü çözmek istercesine derinden ‘‘Anladım anladım... Türk-Yunan dostluğu...’’ diye karşılık verdi.

    Polis yüzünde pis bir tebessümle, ‘‘Görüyorum kavradın. Bravo. Ama bak müdürüne söyle. Bu tür meseleler diplomatik yollarla çözülür. Sakın tek kelime yazayım deme. Yoksa!’’ derken gözleri kör eden altın dişlerini gösterdi...

    O milli maç olay olmuştu

    İKİ Misli Yunanlı, romanında anlatılan olaylı maç, Yunanistan, İtalya, Mısır ve Türkiye'nin katıldığı Akdeniz Kupası sırasında Mayıs 1949'da Atina'da gerçekleşti. Türk Milli Takımı iki kafile halinde 9 ve 11 Mayıs'ta uçakla Atina'ya gitti. Yunan delegasyonu tarafından çiçeklerle karşılandılar. Türkiye ilk maçında (12 Mayıs) Mısır'ı 3-2 yendi. Sonraki maç Yunanistan'la Türkiye arasındaydı. Önceki yıl Türkiye karşısında iki maç kaybeden Yunanistan maça hırsla hazırlanmıştı. 15 Mayıs'ta Panatinaykos Stadı tıklım tıklımdı. Bilet bulamayan çok sayıda seyirci stada girememişti. İki takım da sert oynuyordu. Mısırlı hakem Muhammed Saidi'nin yönettiği maçta Türkiye ilk yarıyı 38. dakikada Gündüz Kılıç ve 44. dakikada Bülent Eken'in golleriyle 2-0 önde kapadı. İkinci yarıda Yunanistan 49. dakikada Kısenos'un golüyle farkı bire indirdi. Seyircilerin zaman zaman saha içine girip oyuncuları taciz ettiği maçı Türkiye 2-1 kazanmayı başardı.

    Maç sonunda yumruklaşmalar oldu. Bülent Eken'e yumruk atan Muratis Yunanistan Federasyonu tarafından milli takımdan uzaklaştırıldı. 20 Mayıs'ta İtalya maçına çıkan Türkiye seyircilerin ıslıklarıyla karşılaştı. Maçtan sonra bazı seyircilerin, hatta Yunanlı yöneticilerin tacizine uğradılar. Bu haberler Türkiye'de büyük infial yarattı. Talebe birlikleri kınama mektupları gönderdi. Bir müddet Atina'ya hiçbir takımın sportif amaçla gitmemesi tartışıldı. 24 Mayıs'ta İstanbul Taksim'de ve İTÜ'de Yunanlıları protesto gösterileri düzenlendi. Ertesi gün Atina Büyükelçisi Ruşen Eşref Ünaydın Yunan Dışişleri Bakanı Çaldaris'le görüşerek rahatsızlığını dile getirdi. Konu TBMM'ye kadar geldi. Milletvekilleri Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak'a konuyla ilgili sorular yöneltti.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı