"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

50 Yıl önce yarım asır sonra

Ertuğrul ÖZKÖK

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in türban politikasını büyük bir hayret ve endişe ile izliyorum.

Cumhuriyet Türkiyesi'nin yetiştirdiği bir kadın siyasetçinin, sonunda yarım asırlık bir hastalığa sığınması yarının Türkiye'sine umutla bakmak isteyenleri düş kırıklığına uğratıyor.

‘‘Türbanlılar birinci sınıf vatandaştır...’’

TÜRBAN TAKMAYANLAR

Belki bu sözlerle ‘‘Türbanlılar da birinci sınıf vatandaştır’’ demeyi amaçlıyor.

Ama her zamanki ifade kifayetsizliği, ortaya tamiri zor bir siyasi ucube çıkarıyor.

Öyleyse türban takmayanlar ne oluyor?

İkinci sınıf vatandaş mı?

Çiller, 1950'lerden beri Türkiye'nin başına musallat olan en büyük hastalığı yeniden canlandırıyor.

Seçim meydanlarındaki tabloya bakın...

Bir de Pakistan'da Benazir Butto'nun seçim kampanyalarının fotoğraflarını getirtin.

İkisi arasında hiçbir fark yok.

Her ikisi de Batı'da eğitim görmüş, İslam'ın modern yüzünü temsil etmesi gereken kadın siyasetçiler, sonunda gele gele aynı bataklığa saplanıyorlar.

Tak başına türbanı, kondur yüzüne sahte bir masumiyeti ve iste oyunu...

21'inci yüzyıla hazırlanan Türkiye'nin kaderi bu mu olmalıydı?

Bu ülkede bir siyasetçi çıkıp, türban gibi basit bir olayı gerçek yerine oturtacak cesaret ve yeteneğe sahip olamayacak mı?

Bırakın, gerçekten buna inananlar türbanını taksın, ama bunu siyasi üniforma haline getiren sahtekârlara da izin verilmesin diyemeyecek mi?

NASIL DİYECEKSİNİZ

Ama nasıl diyeceksiniz?

Merkez sağın iki büyük partisinden birinin lideri çıkıp aynı üniformayı seçim afişi haline getiriyorsa, bu ülkenin sağduyulu insanları ne yapsın?

Bu ülkeyi ille de, ‘‘türbanlıların zaferi’’ ile ‘‘türbana karşı olanların ezici üstünlüğü’’ arasına sıkıştırmak isteyenler seçim meydanlarında borularını öttürdüğü sürece, aradan geçen 50 yılın, yarım asrın hiçbir manası olmayacak.

Şu tabloya bakın...

Robert Kolej'de okumuş, Amerika'da doktora yapmış, öğretim üyeliği yapmış bir siyasetçi, türbanı böylesine insafsızca ve sorumsuzca sömürme ihtiyacı duyuyorsa, ne yapacaksınız?

Söyleyin allahaşkına, bu ülkede türban takan kızlar, başını örten kadınlar yıllar boyunca hangi inanç vecibesini yerine getirememiş?

Başörtüsünü siyasi flama haline getirmeyen hangi genç kızımız mağdur olmuş?

Abdullah Gül'ün eşi gibi, okulunu bitirme tarihi konusunda bile halkı yanıltacak şaklabanlıklar yapacak olan türbanlılar mı böyle bir inanç muhasebesi yapacak?

Sonuçta hangisi dürüstlük, hangisi sahtekârlıktır?

PESPAYE BİLANÇO

Türbanı siyasi flama yapmayın demek mi, yoksa bunu şov haline getirip mezuniyet tarihini bile siyasi bir dalaverenin aleti yapmak mı?

Hangisi?

Gerçek Müslamanlar'a, hakiki müminlere, dürüst sessiz çoğunluğa soruyorum.

Hangisi?

Yarım asır boyunca dini inancı istismar edip, onu siyasi meta gibi sokaklara salan bu zihniyetin Türkiye'yi getirdiği nokta işte budur.

Modern Türkiye'nin yeni yüzü diye desteklediğimiz bir kadın politikacı, şimdi türbanı siyasi bir bayrak haline getirip, taraftarlarının ricatını önlemeye çalışıyor.

Veya komşu mahallenin taraftarlarını kendi bayrağı altına çekmeye uğraşıyor.

Öteki tarafta da, türban olayının böylesin pespaye bir siyasete alet olmasına izin veren bir başka beceriksizler ordusu.

Güya cumhuriyetin mevzilerini koruyan bir zihniyet... Sahtekâr değilse bile aynı derecede fanatik.

RATİNG YAMYAMLARI

Ve bütün bunların yanında aynı türbanı rating malzemesi olarak görüp, aylardır aynı sahneyi günde iki saat başımıza kakan sorumsuz televizyoncu ordusu.

İşte yarattığınız Türkiye... İşte yarım asrın pespaye bilançosu.

Hepinizin başına bu ülke kadar taş düşsün.













X