Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

50 ton silah, İran'ı da hedefe oturttu

<B>BİR</B> hafta önce sabaha karşı Kızıl Deniz'in ortasında içi silah dolu bir gemi, çok iyi hazırlanmış bir operasyonla ele geçirildi.

Son zamanlarda uluslararası sularda sık görülen bir korsanlık olayı değildi bu.

Perşembe sabaha karşı, İsrail Deniz Kuvvetleri'ne bağlı komandolar, Hava Kuvvetleri'nin desteğiyle gemiye tırmanıyor ve tek bir kurşun atılmadan gemiyi ele geçiriyordu.

İddiaya göre bu operasyondan Amerika'nın da haberi vardı.

Gemi, üç ay önce Bulgaristan'da bir satıcıdan alındığından beri İsrail istihbaratı, ‘‘Ne taşıyacaklar?’’ diye olayı yakın takibe almıştı.

Gazze'den Tel Aviv'in kenar mahallelerini menzili içine alabilecek roketler, orta menzilli Katyuşa'lar, anti tank füzeleri, mühimmat ve çok büyük miktarda C-4 patlayıcı taşıyan gemi yükünü, İran'ın Keşm adasından almıştı. Son durak Gazze'ydi.

Haber ilk duyulduğunda herkes şüpheyle baktı.

7 Ocak günü, İsrail Başbakanı Şaron tantanalı bir toplantıyla, ülkedeki yabancı büyükelçiler ve gazetecilere silahları gösterdi.

Arafat'ı ve İran'ı barış sürecini torpillemekle suçladı. Filistin Yönetimi, güvenlik kuvvetlerinin ihtiyacını karşılayabilecek boyut ve oranda silah alma hakkına sahipti anlaşmalara göre ama ele geçen silahlar savunma değil saldırı amaçlıydı. Bu da Oslo anlaşmasına aykırıydı.

Arafat, silahlardan haberi olmadığını, Filistin yönetiminin konuyla ilgisi bulunmadığını söyledi.

8 Ocak'ta dünya basını habere yer verdi.

Aynı gün akşama doğru geminin kaptanı, göz altındayken Reuter haber ajansına konuştu.

Kaptan Akawi, Filistin Yönetimi'nin Deniz Kuvvetleri'nde görevliydi, ‘‘Emri Filistin Yönetimi'nden aldım’’ dedi. Kargoyu, İran'dan yüklediğini açıkladı.

İran ve Arap dünyasının sessizliği dikkat çekiciydi.

* * *

WASHİNGTON çarşamba günü, silah alımının Filistin Yönetimi'nin bilgisi dahilinde olduğunu açıkladı. İsrail'in elindeki kanıtlar ikna edici bulunmuştu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ‘‘Arafat'ın da bundan haberi olabilir’’ dedi. Powell, Arafat'ı arayarak derhal açıklama istedi.

Ama kesin olan bir şey vardı. İran. Silahlar İran'dan geliyordu.

Bu şu demekti. Oslo anlaşmasından bu yana Filistin'e mesafeli duran İran, yeniden resme giriyordu.

* * *

ABD her yıl İsrail'e silah alımı için 2 milyar dolar kredi verirken, Filistin'in 100 milyon dolarlık silah alması kadar doğal bir şey olamaz.

Kaldı ki İsrail bundan önce de birçok sefer Filistin'e gitmekte olan silahlara el koydu. Bu kadar büyük olay yaratmadı. Yani bu ilk değil.

Ama riskli olan gelişme İran'ın resme girmesi. İran, yeniden taraf mı oluyor? Sovyetler Birliği'nden boşalan yeri İran mı doldurmaya çalışıyor?

Bu, 11 Eylül sonrası ABD'nin bölgede sağladığı ittifakı tehlikeye sokacak bir gelişme.

Son günlerde Washington'da bazı çevreler, İran'ı da Saddam'ın yanına oturtmak istiyorlar. New York Times Gazetesi dün, Afganistan ile ilgili yayınlanan bir haberde Washington'un, İran'ın Afganistan'daki faaliyetlerinden kaygı duymaya başladığını yazıyordu.

Bir askeri yetkiliye göre ‘‘İran, Afganistan'ın Türkiye gibi laik bir ülke olmasını istemiyor’’du.

Ortadoğu'da çember daralıyor. Sorunlar, pazarlıklar ve hazırlıklar bizi yakından ilgilendiriyor.
X