50 milyar dolarlık yasak!

Şebnem TURHAN
04.02.2018 - 23:43 | Son Güncelleme:

Küçük ve orta ölçekli şirketlerin dövizle borçlanmasına kısıtlama getirildi. Bu durum 45-50 milyar dolarlık bir kredinin Türk Lirası’na döneceğini gösteriyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, bu yıl ciddi şekilde Türk Lirası ile borçlanma ve ona göre maliyetlere katlanma söz konusu olacağını söyledi.

DÖVİZLE borçlanmada küçük ve orta ölçekli işletmeler için yeni dönem başladı. Büyük şirketler içinse çalışmalar sürüyor. Hatta Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek öncelikle 15 milyon dolar ve üzeri borcu olan 2 bin 118 şirketin borçlanmasına sınır getirildiğini açıklamıştı. Ernst Young (EY) Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, işte bu küçük ve bu yasakla birlikte 45-50 milyar dolar kredinin Türk Lirası’na dönmesini beklediklerini dile getirerek, “Şirketler şimdi bu yeni kredi durumunun riskleri ve maliyetleriyle ilgilenmek durumunda” dedi.

BELİRSİZLİK ÇOK

Resmi Gazete’de 25 Ocak’ta döviz geliri olmayan küçük ve orta ölçekli şirketlere dövizle borçlanma yasağı getirildi. Ve bazı istisnalar tanımlandı. Kamu kurum ve kuruluşları, bankalar, finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri ve ayrıca kredi bakiyesi 15 milyon dolar veya daha fazla olan firmalar yasaktan muaf. Yatırım teşvik belgesi kapsamında, makine ve cihazların finansmanı için kullanılacak döviz kredileri de istisna kapsamında. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nca onaylanan savunma sanayi projeleri, uluslararası ihalesi olan projeler ve kamu-özel ortaklığı projeleri için alınacak kredilere de istisna maddesi uygulanıyor. İşte istisna kapsamı dışındaki şirketler bundan sonra TL borçlanacak iken kredi borcu 15 milyon doların altında olan işletmelerin son 3 yıllık döviz gelirinin üzerindeki kredilerin de Türk Lirası’na çevrilecek ve döviz kredileri yenilenmeyecek. Gökhan Gümüşlü, bu rakamın 45-50 milyar dolar civarında olması beklendiğini belirtiyor.Gümüşlü, şöyle anlattı: "Türkiye’deki finans dışı firmaların toplam yabancı para yükümlülüğünün TCMB verilerine göre Kasım 2017 itibariyle, 287.7 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirtmek mümkündür. Bu rakam, Türkiye’deki şirketlerin döviz yükümlülüklerinin tamamını içermektedir.  Yeni geçen düzenleme ise şimdilik sadece kredi bakiyesi düşük olan küçük şirketleri kapsamaktadır. Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’in çeşitli defalar basına yansıyan açıklamalarına göre, döviz kredi bakiyesi düşük olan şirketlerin toplam içindeki payının yaklaşık %16 seviyesinde olduğunu ele alırsak, buradan yaptığımız hesaba göre, Sayın Şimşek tarafından da dile getirildiği üzere, küçük şirketlerdeki toplam döviz yükümlülüğünün maksimum 46 milyar dolar civarında olduğu basit bir hesaplama ile herkes tarafından kolaylıkla bulunabilecektir. Yeni düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarihe kadar olabilecek hareketleri de dikkate aldığımızda, bu rakamın 45-50 milyar dolarlık bir toplam bakiye olduğu düşünülebilir. Ancak, yeni düzenleme ile getirilen önemli muafiyetler de mevcuttur. Bu muafiyetlerin kaç şirketi ve de ne kadarlık bir tutarı kapsayacağını bulmak ve belirlemek elde gerekli bilgiler mevcut olmadığından mümkün değildir. Dolayısıyla, söz konusu kapsamlı muafiyetler sonrasında TL’ye dönmesi gereken döviz kredisi miktarını belirtmek için bu muafiyetlerin kaç şirketi ve ne kadarlık bir tutarı kapsayacağını belirlemek gerekir. Halka açık detaylı veriler olmadığı için muafiyetlerin rakamsal karşılığına ulaşmak ve bir rakam telaffuz etmek mümkün değildir." 

Peki bu şirketleri ve şirketlerin maliyesini yöneten CFO’ları (mali işler müdürü) nasıl etkiyecek? EY her yıl dev şirketlerin CFO’larının katılımıyla CFO’ların DNA’sı araştırmasını gerçekleştiriyor. Bu yıl bu araştırmaya Türk CFO’lar da katıldı. Gökhan Gümüşlü ile de hem raporu hem de Türkiye gibi belirsizliklerin ve değişimin yoğun olduğu ülkede CFO’Ların nasıl çözüm bulması gerektiğini konuştuk.

YABANCI PARA KREDİLERİN DAĞILIMI (TL)50 milyar dolarlık yasak

Gümüşlü, 2018’in de tıpkı 2017 gibi kritik bir yıl olduğunu belirterek, “Birbirinden farklı sürprizler, dalgalanmalarla başladı. Belirsizlikleri yönetmek açısından çok kolay bir sene olmayacak. Türkiye’de 2017 tüm zorluklara rağmen iyi geçti, büyüme 7 seviyelerinde olacak. Bu yıl, 2017 ile mukayese edildiğinde büyüme biraz daha aşağıda olacak. Biz 2017’de bu büyümeyi bu yıldan ödünç aldık biraz. Kendi içimizdeki, yakın coğrafyada uğraştığımız zorluklar, dünyada ABD, Çin, Rusya arasındaki ticaret savaşları bir sürü belirsizlik getiriyor. ABD’nin vergi kararı ve faiz artışı hedefleri de gelişmekte olan ülkeleri zorlayacak. Tüm bunları yönetmek için CFO’lara önereceğim tek bir sihirli formüm yok. Ama belli enstrümanları kullanması gerekiyor” dedi. Dövizle borçlanmaya getirilen kısıtlamanın da bu enstrümanların kullanımını zorunlu hale getirdiğini vurgulayan Gümüşlü, şöyle devam etti: ”45-50 milyar dolarlık kredinin Türk Lirası’na dönmesini bekliyoruz. Bir takım istisnalar var ama ciddi şekilde Türk Lirası ile borçlanma ve ona göre maliyetlere katlanma söz konusu olacak. Bu küçükler için. Büyükler için de hedge etme (riski belirleme, koruma) hamleleri gelecek. 2005-2012’yi gözünüzün önüne getirin, gündemde hep büyüme vardı. O dönemlerde CFO’ların ajandasıyla şimdiki çok farklı. Şimdi maliyet tarafı ön plana çıktı. Maliyet yönetiminde giderek daha etkin rol almasını bekliyoruz. İşin kontrol, sorgulama tarafından CFO’lar çok daha etkin rol oynayacaklar.”

50 milyar dolarlık yasak

 

30 ŞİRKET FİNANSTA ROBOT KULLANIYOR

GÜMÜŞLÜ, finans tarafından hayata geçirilebilecek dijital çözümlerin olduğunu dile getirerek hem dünyada hem de Türkiye’de CFO’ların bu alana yatırımı önemsediğini belirtit. Gümüşlü şöyle konuştu: “Robotların finansal işlem aşamalarında kullanılması var artık. Akıllı yazılımlardan bahsediyoruz. Fatura girişleri, kontroller, onaylar, excell tabloları robotlar yapabiliyor. Bu yazılımlarla 1 robot 6-7 kişilik işgücüne tekabül ediyor. Türkiye’de 30 işyerinde robot yazılımlarla finans süreçlerini test ediyoruz.”

 

SATIN ALMALAR 2017 GİBİ OLUR

GÜMÜŞLÜ, 2017 yılında birleşme ve satın alma işlemlerinin yüksek artış yaşadığını ancak 2016’daki verinin de 15 yıl öncesi kadar düşük olduğunu hatırlatarak “2017’de hacim fena değildi ama işlem sayısı yüksek değildi. Bu yıl da çok farklı olacağını düşünmüyorum. Yine daha seçici sınırlı sayıda işlem olacak. Daha gidecek çok yeri var” dedi.

 



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı