"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

5 Nisan'ın hatırlattıkları (2)

Erdal SAĞLAM

5 Nisan'la ilgili bir yazı için gazete arşivini incelediğimde aynı dönemde, şu meşhur ‘‘Özal Baysal’’ olayının patladığını da hatırladım.

Hani yıllardır tutuklama kararına rağmen bir türlü bulunamayan, geçenlerde Demirel'in kayınbiraderi Ali Şener'in bürosunda olduğu ihbarını alan polisin, içeri alınmadığı için büroda olup olmadığını bir türlü anlayamadığı Özal Baysal var ya, işte o...

O dönemde, hatırlıyorum, ‘‘küçülen pastadan pay kapma kavgası’’ nı anlatan bir kaç bir yazı yazmıştık.

O dönemdeki pasta kavgasıyla, mevcut dönemin ne ilgisi var? denebilir.

Herşeyden önce sistemin aynı sistem olduğu, unutulmamalı...

Onun da ötesinde, o dönem sahnede olan ‘‘sistemin yarattığı insanlar’’dan bazılarının, aynı rollerini koruduklarını unutmayalım.

Bu arada sistemden kastın, sadece Hükümetle sınırlı olmadığını hatırlatmakta da fayda görüyoruz. Sistem dediğimiz şey bir bütün.Hükümette, Hükümetin üstünde, özel sektörde, yani sistemin birbirini tamamlayan her halkasında bu insanlar mevcut.

O dönemki örnekte olduğu gibi; birileri, bazen, kendilerine o rolleri veren kişiler arasında çıkan kavgaların sonucunda, devreden çıkabiliyorlar. Arada bazı oyuncuları değişse de, oyun devam ediyor...

Pay kapma kavgaları, genellikle işler fazlayken, yani paylaşılacak pasta büyükken bariz biçimde ortaya çıkmıyor. Bir şekilde itişme-kakışma oluyor ama sonuçta herkes birşey aldığı için, fazla patırtı kopmuyor.

İşte 5 Nisan döneminde gördüğümüz gibi; pasta kavgası genellikle işler azalınca, paylaşılacak pasta küçüldüğü zaman ortaya çıkıyor.

Bu dönemde bazı itiş-kakışların başladığını görüyoruz. Eğer, şimdi bilerek büyütülen pasta, seçimin önümüzdeki yıla bırakılması nedeniyle bu yıl küçültülürse, işte o zaman büyük kavgalar patlayabilir.

BANKALARIN BATIŞI

O döneme damgasını vuran olaylardan biri de 3 Banka'nın batışıyla ilgili gelişmelerdi. O dönemi yakından izleyen bir gazeteci olarak, banka batışlarından da çok fazla dersler alınması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü sistem bankacılık sektörüne ilişkin olarak da aynı biçimde işliyor. Sistemin aynı olmasının yanısıra, mevcut yöneticilerin de, o dönemki çarpık yönetim anlayışını anımsatan bazı eğilimler içine girdiklerini görmeye başladığımızı, söylemeden geçemeyeceğim.

O dönem banka batışlarına ilişkin alınan kararların büyük ölçüde kişisel ilişkilerle alındığını, bazılarına ayrıcalıklar tanındığını hatırlıyorum.

Şimdi de bazı bankalara ve banka patronlarına dönük özel muamelelerin yapıldığına ilişkin çıkan söylentiler, insanlara, ister istemez o dönemi hatırlatmaya başladı.

İşte bu aşamada, mali sektöre ilişkin planlanan reform kapsamında yeralan ‘‘Bağımsız, özerk bir üst Kurul’’dan vazgeçilmesi, 5 Nisan dönemini hatırladığımızda, çok ayrı bir önem kazanmaya başlıyor.

Bazı politikacılar, bağımsız bir kurulun devreye girip, herkesi aynı kurallara uymaya zorlaması halinde, bankalara dönük varolan güçlerini kaybedecekleri için, buna karşı çıkabilirler. Bazı bankacılar da, her dönemin politikacılarına yakın durarak, ayrıcalıklarla işi bitirdikleri için Bağımsız Kurula karşı çıkmış olabilirler.

Ancak bankacıların tümünün bağımsız kurul yerine siyasi otoriteyi tercih etmeleri, anlaşılır gibi değil. Bürokratların bu yöndeki eğilimleri de...

Belki de mevcut Hükümet, özellikle bu işlerden rahatsız olan bakanlar, 5 Nisan dönemini, yaklaşan tehlike nedeniyle bir kez daha gözden geçirmeli.

‘Bayramda yine içimizi kararttın’’ diyeceksiniz ama inanın, çocuklarımız çok daha güzel bayramlara layık, o nedenle hatırlattım.













X