Gündem Haberleri

GÜNDEM

    43 tanınmış kadın türban hakkında konuştu

    Hürriyet Haber
    27 Şubat 2005 - 01:23Son Güncelleme : 27 Şubat 2005 - 01:23

    Yemenimde Hare Var kitabı türban üzerine fikir yürütmüş 43 kadınla yapılmış söyleşilerden oluşuyor. Farklı siyasi parti milletvekilleri, akademisyen ve gazeteciler, sanatçılar Fadime Özkan’ın sorularına cevap verdiler. İşte onlardan bazıları.

    Meral Akşener (Eski İçişleri Bakanı)

    Askerlerle memur kadınlar için anlaştık, bir ressama nasıl baş bağlanacağını çizdirdim fakat Refah’ın önceliği hac oldu

    ...Askerlerle devlet memuru kadınların işlerine başörtüsüyle gitmeleriyle ilgili bir anlaşmaya varmıştık. Zamanın MGK sekreteri Tuncer Kılınç ve İçişleri Müsteşarı ile oturduk konuştuk. Bir ressama başın nasıl bağlanabileceğini çizdirdim. Tayyörle birlikte kullanılabilecek yine başı örten, saçı göstermeyen ama Anadolu’yu yansıtan bir tarz konusunda uzlaştık. Fakat Refah Partisi ile bu konuda önceliklerimiz açısından problem çıktı. Onlar, kara yoluyla hacca adam göndermeyi önerdi! O zaman, hacca kara yoluyla adam göndermenin başörtüsü sorununun çözümünden daha önemli olduğunu gördüm. Öncelik sıralamasındaki farklılık suratıma yediğim ilk tokattır.

    SAÇLARIMIZI KAZITALIM KILLARI DA ÜNİVERSİTE KAPISINA BIRAKALIM

    İktidardan düşmüştüm ama hálá meşhur olduğum bir dönemdi. Başı örtülü iki yeğenim, bir de ablamın Boğaziçi’nde okuyan başı açık kızı geldiler ve bu sorunla ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini söylediler. Dedim ki, ‘Bulun arkadaşlarınızdan 50, 100 kız. Kazıtın kafalarınızı. 42 yaşındaydım, nefsimle mücadelemi henüz tamamlayamadım ama saçımı kazıtacağıma dair söz vermiyorum size. Saçları bir torbaya koyun. İstanbul Üniversitesi’nin önüne geleyim sizinle. Madem kılla tüy istiyorlar, kılları tüyleri götüreyim ilgililerine’ dedim. Ama bunu yapamadılar. Mağdurlar açısından bakıldığı zaman saçın mücadeleden daha önemli olduğu ortaya çıktı.

    Dr. Nebahat Koru (Kimya Mühendisi, gazeteci Fehmi Koru’nun eşi)

    Başörtüsü yüzünden uzaklaştırılan ilk öğretim görevlisiyim

    Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde 74-78 yılları arasında başörtülü işe alındım ve başörtülü çalıştım. 12 Eylül’den sonra kıyafet yönetmeliği çıkarılınca başımı açmam istendi. Mücadele ettim, iki yıl sonra mukavelem yenilenmedi. Başörtüsü yüzünden uzaklaştırılan ilk öğretim görevlisiydim. Güneş enerjisi üzerine çalışmalar yapmak istiyordum. Massachusetts Institute of Tecnology’ne gittim. Orada hiçbir sorun yaşamadım. Devlet, memuru için bir kıyafet belirlesin. ‘Memur istiyorsa dini inancı gereği başını örtebilir ama şu şekilde ve şunu örtecek, şu renkte ve tarzda olacak’ desin. Başını açmak istemeyen bayan memur veya öğrenciler bu kurala uysun. Gerekli fedakárlığı iki taraf da yapsın. Ama böyle bir havaya hiç girilmedi. Çözüm istenseydi bulunurdu. Siyasi partilerin hepsi bunu çözmek istiyor aslında ama özellikle Fazilet Partisi’ni kapatma kararına başörtüsü konusunun da konulmuş olması, partileri korkutuyor gibi geliyor bana.

    Münevver Arınç (Öğretmen, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın eşi)

    AKP zaman içinde bu sorunu çözecek

    Başörtüsünü oy için propaganda yapmak amacıyla kullananlar da oldu, ‘siyasal İslam’ın sembolü gibi görenler de. Bana göre, bu iki yaklaşım da yanlıştı. İkisi de sorunun çözümünü daha karmaşık hale getirdi. Oysa bu inanç hürriyetidir. Bu konuyu rejim sorunu haline getirildiği için bir türlü çözemiyoruz. Biz başörtüsünü bir simge olarak değil inancımız gereği örtüyoruz. Eğer muhakkak bir simge kullanmak isteseydik, öğrenim hayatımıza, çalışma hayatımıza, kariyerimize engel olabilen başörtüsünü değil de başka bir şeyi seçerdik. Bunlar da bir rozet ya da çiçek gibi simgeler olabilirdi. Dışlanmayı hak edecek hiçbir şey yapmadık. Üzgünüm, bize bu muameleyi yapanlara kırgınım ama inanın çok güçlüyüm. Çok yakın vadede değil belki ama AK Parti’nin zaman içinde bu sorunu çözebileceğini düşünüyorum. Türkiye’nin bu sorunu aşabileceğini bütün samimiyetimle inanıyorum. Dağ ne kadar yüksek olsa da yol üstünden aşar.

    Prof. Dr. Fatmagül Berktay (İÜ Siyasal Bilgiler, Öğretim Üyesi)

    Siz benim türban takmama hakkımı savunacak mısınız?

    Yapılan ayrımda kadınlar zarar görüyor. Oysa aynı görüşte, hatta o görüşleri çok daha militanca savunan siyasal İslamcı erkek öğrenciler var. Türkiye’de kostümünüz duruma uygunsa canınızın istediğini yapabiliyorsunuz. O yüzden türban takan öğrencilerin üniversiteye girebilmelerini, mesela derslerimi dinleyebilmelerini isterim. 1994 yılında İzlenim Dergisi’nden iki genç türbanlı arkadaş geldi konuşmaya. Röportajın sonunda, ‘Ben sizin türban takmanızı savunuyorum ama günün birinde Türkiye’de İslami bir yönetim olursa sizler bizim türban takmama hakkımızı savunacak mısınız’ diye sordum, cevap vermediler. Üstelik yayınlarken bu soruyu da çıkardılar. Halbuki işin özü buydu.

    Serra Yılmaz (Oyuncu)

    O kadar siyasallaştı ki bağlayamaz olduk, oysa çok severim Audrey Hepburn gibi bağlamayı

    Ben türbanlıların da çelişkiler yaşadığını düşünüyorum. Çıplak ayaklarında topuklu bir sandalet, tırnaklar pedikürlü, bacaklarında daracık seksi bir blucin, üzerinde pardösü, başlarında da türban. O türbanı cinsel kimliğini öne çıkarmamak, tahrik edici olmamak için takıyorlarsa, ayaklarını da göstermesinler o zaman. Çünkü ayak daha tahrik edici.

    Bugün başörtüsü o kadar siyasi bir kimliğe büründü ki, biz bağlayamaz olduk! Oysa ben çok severim başımı Audrey Hepburn gibi bağlamayı. Yani benim de başörtüsü özgürlüğüm yok bugün!

    Prof. Dr. Necla Pur (MÜ Kadın İşgücü İstihdam Araştırma Merkezi Başkanı)

    İlle kamu kesimi diye ısrar etmesinler

    Kadın ya da erkek, kamuda görev alan kişilerin uyması zorunlu olan kurallar vardır. Bu Osmanlı’dan bu yana uygulanan kurallardır. Ama kızlar okumasın, çalışmasın demiyorum asla. Tabii ki çalışsınlar, ekonomik özgürlüklerini kazansınlar. İlle de kamu kesimi diye ısrar etmelerini anlamlı bulmuyorum. Başörtülüler özel sektörde pek çok işyerinde çalışıyorlar. Eğer ille de kamuda çalışmak istiyorlarsa, şartlara uymaları gerekiyor. Bir itfaiye memuru ‘Ben o kırmızı kıyafeti giymem’ diyemez.

    Nimet Çubukçu (AKP Milletvekili)

    Bu bir öğrenci sorunu, siyasi parti sorunu değil

    Ben öğrencilik yıllarımda başörtüsü eylemlerine katıldım. İlk yasaklamada oturma eylemine katılmıştım. Ne zaman ki oturma eylemine bazı siyasi liderlerin çelenkleri geldi, o zaman kalktım. Çünkü sorun bir öğrenci sorunu, bir eğitim ve özgürleşme sorunu, siyasi parti sorunu değil. AK Parti bunun geçmiş dönemde toplumsal greginlik haline getirildiğini düşünüyor ve gerginlik haline getirilen hiçbir problemin toplumsal barışa hizmet etmediğini, toplumsal barışı bozan hiçbir çözümün de gerçek anlamda çözüm olmayacağını düşünüyor.

    Zeynep D. Gürel (CHP Milletvekili)

    Başörtülü kızın başörtüsünü siyasileştirenlerden nefreti

    Konya’da bir öğrencinin söylediği laf benim için çok önemliydi. Sanırım 1998 yılıydı. O öğrenci, ‘Hukuk Fakültesi’nde okuyordum ve böyle bir sorunum yoktu. Başörtüsü siyasete alet edilince son sınıfta olduğum halde diplomamı alamaz hale geldim. O yüzden başörtüsünü siyasallaştıranlardan nefret ediyorum’ dedi. Başörtüsü siyasi malzeme haline getirilince insanları uçlara ayırdı. Ben inanç odaklı başını bağlamaya saygı gösteriyorum ama tarif edilen şekilciliğe karşıyım. 20-25 yıldır bu sorun çözülemedi çünkü çok fazla siyasallaştırıldı.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı