"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

41 kere bravo

GEZİ direnişinin daha ilk günü, ‘Bu Türk baharı mı’ diye soran yabancı basın mensubuna.

“Toplumsal bir protesto eylemi bu. Sizde de oluyor. Sadece bizde polisin uyguladığı şiddet orantısız kaçtı” diyen bana.
Gezi Parkı’nın çınarı, ıhlamuru, meşesi için masum duygularla direniş yapanlara.
‘Hayat tarzıma el sürdürmem’ diyen çapulculara.
Eyleme sahip çıkan Çarşı Grubu’na. Ve fanatizmi bir kenara bırakan diğer taraftarlara.
Topçu Kışlası inadına.

*

4 ölü, onlarca yaralının ardından yine de doğan uzlaşma ve sağduyu havasına.
Tam da ‘Mahkeme kararını bekleyeceğiz, gerekirse plebisite gideriz’ diye umutlanmışken.
Mitingde aktivist bir oyuncuyu hedef gösterip “Bu ülkede hukuk varsa sana bunun hesabını soracağız” diyenlere.
Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşme sonrasında ortak tutum belirlemede zorlanan Taksim direnişçilerine.

*

TOMA’sı, tazyikli suyu, göz yaşartıcı bombası, polisi ve temizlik işçisiyle Gezi Parkı’na giren tahammülsüzlüğe.
Ve barışçıl bir şekilde geri çekilen protestoculara.
Parktan kaçıp direnişçilerin çoluk çocuk sığındığı Divan Oteli’nin önüne biber gazı atıp ‘kırmızı çizgiyi’ aşanlara.
Hastaya, yaralıya yardım etmek için Hipokrat Yemini etmiş doktorlara kelepçe vuranlara.
Sosyal medyada, otelde göz yaşartıcı gazdan neredeyse baygın düşmüş çocuğun resminin aslında Gazze’de çekildiğini iddia eden yandaşlara.
İnsan hakları aktivistliği ile kışkırtıcılığı karıştıran Twitter-koliklere.

*

TÜRKİYE’deki Gezi Parkı protestolarına destek verirken kendini tutamayıp Türkiye ile AB müzakerelerinin de askıya alınması gerektiğini yumurtlayıveren Avrupalı yetkililere.
Suriye’deki savaşı, İran’daki kritik seçimleri, Irak’taki değişimi radarımızdan çıkarmayı başaranlara.
Ülkemizi karıştıran dış mihraklara.
Ülkemizi karıştıran iç güçlere.

*

BAŞÖRTÜSÜNÜ bir türlü normalleştiremeyenlere.
Türbanlı gördüğünde düşman görmüş gibi duygulara kapılanlara.
Aynı şekilde başı açığı, eli ojeliyi ahlâksız, vicdansız, merhametsiz, inançsız, değersiz sayanlara.
Miting alanlarında, sandıkta o kapalı kadınların oylarıyla beslenip de mecliste onları hiçe sayan iki yüzlülüğe.
Ülkede kadınların neredeyse yarısından fazlası başörtülüyken, böyle bir olgu yokmuş gibi eskimiş siyasetlere tutunanlara.

*

YILLARCA PKK terörünün bile bölemediği Türkiye’nin göz göre göre kutuplaşmasına izin verenlere.
Bu ayrışmayı oya çevirebileceğini sanan ince hesapçılara.
Aklı-selimi, sağduyuyu, empatiyi unutup nefrete, hırsa, öfkeye yenik düşenlere.
Birbirlerine diş bileyenlere.
Yakıp yıkarak hak ve özgürlüklerine sahip çıkabileceklerini sananlara.
Hey durun biraz. Yeter artık. Sakinleşin. Nefes alın. Yarattığımız tabloya şöyle bir bakın.
İstediğimiz, çocuklarımız için hayalini kurduğumuz Türkiye, bu ülke mi?

X