Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

4. Hamlede PKK Toprak Sahibi

“Bundan sonra stratejik üssümüz Suriye olacaktır. TC’ye karşı savaşı Suriye’den yöneteceğiz”.

Türkiye Suriye’yi düşman ilan etmeden çok önce, daha 2010 yılında PKK “4. Stratejik Hamle” adı altında, örgütüne bu planı duyuruyor.

2010 yılında. PKK’nın stratejisi açıkça bu iken, Türkiye’yi yöneten siz olsanız Suriye’ye karşı nasıl bir politika izlersiniz? Dostça, iyi geçinme politikası değil mi?

Alın şimdi hayrını görün. Bütün sitelerde yayınlanan bu plandan haberi yok ki, bizimkiler tam tersini yapıyor, durup dururken Suriye en amansız düşmanımız haline geliyor. Ne imiş, Suriye’de insan hakları ihlal ediliyormuş. Sudan’da ihlal edilmiyor mu, Sudan’la neden anlaşma imzalanıyor ve Meclis’te kabul ediliyor.

O kadar çok uyarı var ki, örneğin AKP’nin ilk Dışişleri Bakanı, Orta Doğu’yu en iyi bilen emekli büyükelçilerden Yaşar Yakış bir süre önce Taraf’ta Neşe Düzel’e verdiği röportajda “PKK’nın Kuzey Suriye’de yerleşeceğini” söylüyor. Söylesin, dinleyen kim?

2007 BANDAR

Suudi Arabistan’ın uzun yıllar Washington Büyükelçiliğini yürüten Prens Bandar 2007’de Amerika için Orta Doğu planı hazırlıyor. O plan Amerikan Basınında yayınlanıyor.

Planda “İran ve Şiilik tehlike, Esad rejimi çökmeli, Suudi Arabistan ve Katar bu işin finansörlüğünü üstlenmeli, İsrail ile anlaşma sağlanmalı” tezleri işleniyor. Şimdi dikkat, Bandar geçenlerde Suudi Arabistan İstihbarat Şefi oluyor.

O planda PKK’dan söz yok. Söz edilmeyişine aldanmak yanlış. Aynı planın sonucu olarak, PKK’ya rahat bir alan bırakılıyor. PKK şimdi o alanı dolduruyor.

Suudi Arabistan ve Katar’la içli dışlı olan, ikide bir bu ülkelere gidip gelen iktidar sahipleri bu planı bilmiyor mu?

BARZANİ İLE İTTİFAK

PKK daha geniş bir cepheye yayılıyor. Arkasında Barzani desteği, iç savaş yaşanan bir ülkede yerleşeceği bir toprak buluyor.

PKK’nın bu ilk toprak kazancı. Kimseye hesap vermeyeceği bir yerleşme. Bizim için olağanüstü önemli. İzlenen dış politikanın bizi getirdiği noktaya bakın:

-Esad düşman, PKK Suriye’de demokratik özerklik kurmuş.

-“Kak Mesut”
diye Ahmet Davutoğlu’nun kucakladığı Barzani PKK’nın arkasında.

-PKK ile mücadelede anlaştığımız Amerika PKK’nın Kuzey Suriye’ye yerleşmesine ses çıkarmıyor.

Ve başımıza bu dertleri açan Dışişleri Bakanı hala o koltukta oturabiliyor. Otursun, istediği kadar otursun, ancak hepimize çok zarar veriyor.

Diğer zarar, kendilerine kamplar kurduğumuz Suriyeli muhalifler, mülteciler olacak. Zarar vermeye başladılar bile, ama biz onlara yeni çadır kentler kurmakla meşgulüz, sayıları 50 bine yaklaşıyor.
 
Bahçeli örgüt propagandası mı yapıyor

MASANIN çevresinde ikisi profesör, ikisi yurt dışında yaşayan doktor, biri mühendis, biri büyük bir işletmede müdür, biri edebiyat dünyasından bir editör, hepsi yaşadığımız olayları yakından izleyen insanlar.

O sırada acı haber geliyor: Askeri helikopter düştü, beş şehit...

Masadakilerin aynı anda ortak tepkisi: “Düştü mü, düşürüldü mü, kim bilir hangisi?”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in helikopter düşüşüyle ilgili, soru işaretleri karşısında, “düşürüldü iddialarının örgüt propagandası olduğunu” söylemesi kalıplaşmış bir yalanlama mekanizması.

Aradan sekiz ay geçmiş, Uludere hâlâ sırlarını koruyor, Akdeniz’de düşen uçağımızla ilgili Genelkurmayın her açıklaması birbiriyle çelişiyor, aradan bir ay geçmiş olay hâlâ aydınlanmış değil. İkide bir de herhangi bir birlikte bir askerin elinde ya bomba patlıyor ya bir başka nedenle ölümler yaşanıyor, tam bu sırada askeri helikopter düşüyor, insanların kuşkuya düşmesi çok normal. Olaylarla sabit, o kuşkuyu Genelkurmay yaratıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aynı kuşkuya kapılmış olmalı ki, “helikopterin düşüşüyle ilgili soruşturma açılmasını” istiyor.

Devlet Bahçeli de örgüt propagandası mı yapıyor?

Tente, yeter be artık

ŞEHİTLERİ uğurluyoruz. Törenler düzenleniyor. Onlardan biri Sakarya’da. Hava çok sıcak, cenaze törenine katılanlar için tente kuruluyor. Tentenin üstündeki yazı şu:

Mutluluğu paylaşın”.

Türkiye’de her gün sözün bittiği yere örnek olacak olaylar yaşanıyor. Şehit için düzenlenen törende, “mutluluğu paylaşın”. Bu kadar özensiz, bu kadar terbiyesiz, bu kadar saygısız, “şu töreni yapıp bitirelim de, işimize bakalım” türünde, bıkkınlıkla yerine getirilen bir görev sanki. Orada vali, kaymakam, belediye başkanı ya da herhangi bir görevli yok mu, müdahale edecek.

İçimden “yuuuuuuh, yeter be artık,” diye avazım çıktığı kadar bağırmak geliyor.

Bu olaydan bir kaç saat sonra Abdullah Gül şehit ve gazi ailelerine iftar veriyor. Saygısından olacak, bir kişi de çıkıp, tenteyi hatırlatmıyor.

X